Mehmet Ali Birand

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

Neden kızdınız?

Pazar, 25 Kasım 2012 - 05:00

Hiçbir zaman lafımı dolaştırmadım. Öngördüğüm gelişmeleri açıkça söyledim. Kimileri saklanırken cesaretle görüşlerimi açıkladım. Abdullah Öcalan konusunda yazdıklarım da bunlardan biriydi. Kızacağınızı hatta hiddetleneceğinizi tahmin ediyordum, buna rağmen içime atmadım. Bana çok kızdınız. Hatta fena halde kızdınız. Demediğinizi bırakmadınız. Ancak haksızlık ettiniz. Ne demiştim: Bir gün Öcalan serbest kalacak...

Kürt sorunu ve PKK terörünün gidişine bakmış, uluslararası gelişmeleri incelemiş, kamuoyunun nabzını tutmuş ve bu sonuca varmıştım. Bir uzman tahmininde bulunmuştum. Türkiye’nin elini ayağını bağlayan Kürt sorunu-PKK terörü karmaşasından kurtulmak için, PKK silah bırakıp Kandil’e çekilirse, Türkiye’nin ileride bir genel af ilan etmek zorunda kalacağını... Daha ileri yıllarda da (kaç yıl sonra bilinmez) Öcalan’ın günün koşullarına göre serbest kalabileceği hatta günün birinde bir siyasi partinin başında Meclis’e dahi girebileceği tahmininde bulunmuştum. Dikkat edin, bu bir tahmindi... Eğer gerçekleşirse, o zaman gerçekten Kürt sorunundan kurtulmuş olacaktık. Aman efendim, birbirinden abuk sabuk tepkiler geldi. Birbirinden komik demeçler verildi.

[[HAFTAYA]]

Hele birileri, Türkiye’nin gerçeklerinden uzak kaldığımı söylemedi mi, gülmekten kendimi alamadım. Diz boyu cehaletle karşılaştım. “Ben Mehmet Ali ile aynı fikirde değilim, yanlış düşünüyor” demek yerine, hakaret etmeye hiç gerek yoktu. Dediklerim gerçekleşir veya gerçekleşmez. Ben yine de bu gidişin yukarıda söylediklerime yol açacağına inanıyorum. Uluslararası arenada da o kadar çok örneği var ki, fazla düşünmeye veya kehanete dahi gerek yok. Son bir nokta daha... Başbakan dahi silahların bırakılması durumunda PKK lider kadrosunun başka ülkelere gidebileceğini açıkladı. Görünen köy kılavuz istemez... Tekrar etmemde yarar var: Bir gün, Mehmet Ali doğru söylemiş diyeceksiniz...

POSTA’lı yıllarım eksik kaldı...

Şu sıralarda bana en çok sorulan sorular, Can Dündar’ın kaleminden çıkan “BİRAND” kitabında benim POSTA’lı yıllarımla ilgili ayrıntıları kapsıyor. Dile kolay, göz açıp kapayana kadar geçen 15 yıl. Hem de hayatımın en güç döneminde bana kapısını ve sütunlarını açan POSTA ve onun her şeyi sayılan Rıfat Ababay’ın yaklaşımının unutulmaz anıları.

Herhangi bir gazetede çalışmamış veya yazı yazmamış iseniz, kolay kolay anlayamazsınız. En tepesindeki kişiden kapıdaki güvenlikçisine kadar ya sizi sever ve kucaklar veya dışlarlar. POSTA beni kelimenin tam anlamıyla sevdi ve kucakladı. Bir gün dahi ne ters bir kelime, ne ters bir bakış. Sadece güler yüzlü, size kollarını açmış insanlarla yaşadım ve yaşamaya da devam ediyorum. “BİRAND” kitabındaki o çukurların en kötüsündeyken, gözlerimi bu insanların arasında açtım.

Bundan dolayı da kendimi hem çok mutlu hem de çok şanslı görüyorum. Ababay çok farklı bir insandır. Benimsediği kişiyi gerçekten benimser. Kol kanat gerer. Hastalığınızda da, iyi günlerinizde de yanı başınızdadır. Benimsemediği, içini ısıtmayan kişiden de uzak durur. Lafını da hiçbir zaman esirgemez. Ayrıca, mesleğinin de sihirbazıdır. Kamuoyu nabzını bu kadar iyi tutanını bulmak çok zordur. Ben 45 yıllık medya deneyimimde Ababay’ın bir başka örneğini görmedim. İşte bütün bunlardan dolayı kendimi şanslı sayarım. POSTA ekibine çok şey borçluyum.

 

Bugün saat 15.30’da CAN DÜNDAR İLE TÜYAP’TAYIZ

Can Dündar ile birlikte bugün saat 15.30’dan itibaren TÜYAP kitap fuarında olacağız. Dündar’ın “BİRAND” kitabı şu sıralarda rekor kırıyor ve doğrusunu söyleyeyim ben de çok keyifleniyorum. Can yine herkesi kıskandırıyor. 15.30’da sizlerle söyleşeceğiz. Aslında baş aktör Can olacak tabii, ben daha çok figüran rolünü oynayacağım. Sonra da kitap imzasına geçilecek. Bekleriz...