Nereden bakarsanız bakın çok vahim

Cuma, 22 Ocak 2010 - 05:00

Türkiye’de yaşamanın en zor tarafı, sürekli diken üstünde olduğunuzu hissetmenizdir. Her an işinizi kaybetme korkusu yaşarsınız, birilerinin sizin adınıza aldığı kararın sonuçlarına katlanmak zorunda kalırsınız. Günlük hayatı sürdürmek de zordur. Hayat pamuk ipliğine bağlıdır.

3 santim kar yağar, yollar kapanır, fırtına çıkar binalar yıkılır. En basit doğa olaylarının bile afete dönüştüğü şehirlerde yaşamak zorundasınızdır.

İnsanı anksiyete hastası (endişenin sürekli ve aşırı hale gelmesi) yapacak olayların son ve vahim bir örneğini daha yaşıyoruz. Türkiye’deki rejimin her an alt üst olabileceğini, ülkenin akıl almaz bir kaosa sürüklenebileceğini gösteren yeni bir iddia birkaç gün önce Taraf gazetesinde yayınlandı.

Gazetenin haberinde, Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki yüksek rütbeli komutanların, camilere bomba koymak, savaş uçaklarımızı düşürmek ve yaratılacak bu ortamdan istifade ederek yönetime el koymak için plan yaptığı savunuluyor.

Gazetenin haberi hâlâ iddia düzeyinde ancak Genelkurmay Başkanlığı’nın bu haberle ilgili yaptığı dünkü açıklamalar da bana göre kamuoyunu tatmin etmekten uzaktı.

Listedeki gazeteciler

Şu ya da bu şekilde, herhangi bir kurumun fişlediği ya da kategorilere ayırdığı gazetecilerin arasında adımın bulunmasını istemem. Taraf Gazetesi’nin haberine göre gazeteciler askerlerin yönetime el koymasından sonra “gözaltına alınacaklar” ve “işbirliği yapılacaklar” olarak iki sınıfa ayrılıyor.

Bu bağlamda Balyoz Darbe Planı olarak kamuoyuna yansıyan listede adımın olmamasına sevindim. Ancak -eğer doğruysaböyle bir listenin hazırlanmış olmasına çok üzülürüm.

Bu liste gerçekten 2003 yılında mı hazırlandı bilmiyorum zira oradaki isimlere bakınca bana listeye kısa bir süre önce eklemeler ve çıkarmalar yapılmış gibi geldi.

Listede kimin adı olursa olsun, fikirleri ve yazılarından ötürü hiçbir gazetecinin tutuklanmasını kabul edemeyeceğim gibi askerlerin hedeflerini gerçekleştirmek için bazı basın mensuplarıyla işbirliğine gitmelerini de anlayabilmem mümkün değil.

Kendisini demokrasi olarak tanımlayan bir rejimde böyle bir şeyin şakası bile olmaz. Bu, olayın bizi yani medya mensuplarını ilgilendiren yönü. İddiaların diğer bölümü çok daha vahimdir.

Planın arkasında olduğu ileri sürülen emekli Org. Çetin Doğan’ı dün Habertürk’te Yiğit Bulut’un sorularını yanıtlarken izledim. Gazetenin günlerdir duyurduğu haberle ilgili olarak “deli saçması gibi bir şey” ifadesini kullandı. “Bu yalanları nefretle kınıyorum” diye konuştu.

Konunun muhatapları iddiaları çok ciddiye almak ve inandırıcı cevaplar vermek zorundadır. Kimse çıkıp da “Evet böyle bir senaryo yazıldı ama bu sadece bir harp oyunuydu” diyerek kenara çekilemez.