Neredeyse TÜSİAD'a 'ERGENEKONCU' diyecekler

Salı, 29 Haziran 2010 - 05:00

Ergenekon davasında ‘müdahil’ gibi vazife gören ‘yandaş medya’, bürokrasi, asker, yargı, basın derken şimdi de iş dünyasını açık hedef alıyor. Özellikle Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) hedef tahtasında. Nedeni ise hükümetin TBMM’den geçirdiği ve Anayasa Mahkemesi’nin önünde ‘iptal’ istemiyle duran anayasa paketine ilişkin tavırları. Özellikle TÜSİAD paketin içeriği ve referanduma götürülmesine itiraz ediyor.

‘Referandum zarar getirir’

Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç, geçen hafta TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi toplantısında, “Referandum yarardan çok zarar getirir” dedi. Ardından şunları söyledi: Referandumu bekleyen pakette bizim de desteklediğimiz ve toplumsal uzlaşmanın kolaylıkla sağlanabileceği maddeler mevcut. Buna karşılık yargı bağımsızlığını geliştirmek yerine, yürütmenin yargı üzerindeki etkisini artıran, siyasi parti yasaklarını kaldırmak yerine parti kapatmayı siyasi pazarlık alanına taşıyan düzenlemeler de mevcut. Ardı ardına yerel seçim ve cumhurbaşkanlığı seçimi varken, bunların önünde bir de referandum eklendi. Bu tablonun ülkeye yarardan çok zarar getireceği endişesini taşıyoruz.

TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner de anayasa değişikliği sürecini söyle eleştirmişti: “Referandum meşru yol ama tek başına yeterli değil. ‘Çoğunluğu buldum, referandum kararı aldım’ demek sorunu çözmez. Partiler arasında mesafe bu denli açılmışken bir değişikliği zorlamak siyasi tansiyonu yükseltebilir. Kapsamlı anayasa paketlerinde, parlamentoda uzlaşma tercih edilmeli.”

Gülen cemaatinden cevap geldi

TÜSİAD’a cevap hafta sonu Fethullah Gülen cemaatinin Bolu Abant’ta düzenlediği toplantıda geldi. Eski bir bürokrat, “TÜSİAD ve TOBB statükoyu sürdürmek istiyor. Hükümeti IMF ile anlaşmaya zorlayarak vesayet altında tutmak istiyorlar” şeklinde tebliğ bile sundu. Bu iki kuruma neredeyse Ergenekoncu diyecekler ama bir bekledikleri vardır herhalde.

Türkiye’de azınlık hakları, Demokratik Açılım veya Avrupa Birliği konularında ilk çalışan kurumlardan birisi TÜSİAD’dır. Türkiye’de askeri eleştiren ilk raporları da TÜSİAD hazırlatmıştı. Ama o bürokrat ya bunları unutmuş ya da kendisini şimdi esen rüzgarlara fazla kaptırmış. Söyleyecek söz bulamıyorum...

Kürt okurdan ‘teröre çare mektubu’ var

BDP Grup Başkanvekili Bengi Yıldız’ın “Çocuklarınızı askere göndermeyin” açıklamasını, “PKK’ya da göndermeyin diyecekler mi?” diye yorumlamıştım. Telefonda, sözlü ya da elektronik posta yoluyla ilginç tepkiler aldım. Ama İhsan Yaşa isimli okur hem tepkisini hem de gelişmelere ilişkin görüşlerini yazmış. Güneydoğu’da yaşayan bir Kürt olan İhsan Yaşa’nın “Duygularımıza tercüman olun” diyerek gönderdiği mesajı aktarıyorum:

Ortak paydalar vurgulanmalı

“Askere gitmeyin diyenleri deşifre ederek duygu ve düşüncelerime tercüman oldunuz. Annesi Kürt olan ve halen doğuda yaşayan bir vatandaş olarak görüşümü sizinle paylaşmak istiyorum.

Bize göre iki şeyin beraber yürütülmesi lazım. Birincisi ortak ruhun tesisidir. Buna tarih ve gelecek birliği, menfaat birliği, duygu ve düşünce birliği veya kader birliği de diyebilirsiniz. Yani farklılıklar yerine ortak paydalar vurgulanıp gündemde tutulursa daha iyi olur.

İkincisi devletin güçlü olduğunu, bölücülerle başa çıkabileceğini göstermesi lazım. Aksi halde halkta terörle başa çıkılamayacağı inancı doğar. Bunun için ise devlet, PKK’yı derhal etkisiz hale getirmeli (veya tesiri asgariye indirilmeli), bugüne kadar onun arkasında olmadığını söylemeyen, hatta örgütü desteklediklerini belli eden BDP, diğer örgüt ve kişilerin (Apo dahil) güçleri de kırılmalı ve kışkırtıcı sesleri kesilmelidir...

Yöre halkı iş ve huzur istiyor

Terörün amacı bu sorunun askeri yöntemle çözülemeyeceği, dolayısıyla örgütün bütün isteklerinin yerine getirilmesi gerektiği (bağımsızlık dahil) propagandasını yapmaktır. Aydınlarımızın bazılarının terörün bu amacını anladığından ve onların bu propagandalarına alet olmadıklarından emin değilim.

Yöre halkının ezici çoğunluğu etnik kökeniyle ilgilenmiyor. Ayrıcalık değil, ülkenin diğer insanları gibi iş ve huzur istiyor. Etnik köken lafını edenler militanlar ve parti çılgınlarıdır. Ama yine de ekseriyeti etnik ve kültürel laflarla ilgilenmiyor. Böyle düşünenlerin duygu ve düşüncelerine tercüman olmanızı istiyoruz... Saygılarımla.”