Neye benziyor?

Cuma, 13 Ağustos 2010 - 05:00

Bir referanduma gidiyoruz.

Anladık.

Ama referandum havası var mı?

Ortada sadece iki lider gözüküyor. İki lider çarpışıyor. İkisi de tek başlarına çırpınıyor, yırtınıyor. Onları sahneden çekip alsanız, ülkeyi büyük bir sessizlik kaplayacak.

Yok mu başka kimse?

Başka barut yok mu?

***

Madem ikisi kıyasıya çarpışıyor, referandumla ilgili konuşsalar bari.

Hayır.

Referandum hariç her şeyi konuşuyorlar.

İşin özü gitmiş, ruhu kaçmış, rengi değişmiştir.

Neye benziyor?

Seçim’e bile benzemiyor. Anket’e bile benzemiyor. Ben ömrümde böyle kampanya görmedim.

Biri rüşt ispatı peşinde, diğeri alan savunması’na yönelmiş, potansiyel gücünü test ediyor.

***

Bu yüzden, kendimi fazla kaptırmak istemiyorum. Referandumla yatıp referandumla kalkarsam, oho, keçileri oynatırım.

Arada eş dost soruyor:

- Sence ne olur?

- Anlamam ki.

Sahiden anlamam.

Ben siyaset yazıyorum. Ama burada siyaset yok ki...

Hani, ince bir nokta yakalarsın da, değişik yorumlar yaparsın, farklı bir pencere açarsın, öf be, amma döktürmüş derler... Yok öyle bir şey.

E onların söylediklerini her gün burada tekrarlayacak halim de yok.

Tek dileğim:

Hayırlısıyla şu iş bir bitsin, 13 Eylül gelsin... Gelsin ki yazarlığıma döneyim.

***

Türkiye kaç referandum yaşadı?

Bu 6’ncı oluyor galiba.

Hiçbirinden keyif almadım.

Zaten ikisinde oy kullandım, öbürlerinde kullanmadım.

Ama içlerinde en ayıplı sual şuydu:

- Siyasi yasaklar kalksın mı, kalkmasın mı (1987).

12 Eylül’ün bu en büyük yanlışını ortadan kaldırırken bile fifti-fifti çıkan o sonuçlar, bizim için ayrı bir mahçubiyettir.

Hâlâ da demokrasi diye sayıklıyoruz.