Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Neyi bildim, neyi bilemedim?

Salı, 14 Haziran 2011 - 05:00

Önce hesap verelim: Seçim öncesi tahminlerimi yazmıştım. Var olan tabloyla ne kadar örtüşüyor, seçmeni ne kadar doğru okumuşum, görelim. Oy oranıyla milletvekili sayısı arasında bu kez farklı hesaplamaların olacağı, özellikle AKP’nin oy oranını arttırsa bile daha az milletvekili çıkaracağını yazmışım, ki aynen öyle! Yüzde 49.9’la 326 milletvekili, bugüne kadar çıkardıklarının altıdır. MHP’nin baraj sorunu olmadığını ve 50’nin üzerinde milletvekili çıkarabileceğini yazmıştım, ki aynen öyle: MHP, kıl payı değil, yüzde 13’le üçüncü parti oldu ve azalmakla birlikte 53 milletvekili kazandı. BDP’nin bağımsız adaylarının çok başarılı olacağını söylemiştim, bağımsız adaylardan BDP’li olmayan çıkamadı.

[[HAFTAYA]]

Ama BDP örgütlü güç olmanın, çalışmanın avantajını kullandı, okuma yazma bilmeyen seçmenini bile eğitti, düğümlü iplerle çalıştırdı ve baraj problemini aşıp yüzde 5.6’yla 36 milletvekili çıkardı! Yani sırf onu hedefleyen yüzde 10 barajın dezavantajını tersine çevirip kâr etti! Buraya kadar tutturduklarım. Geriye kalıyor yanıldıklarım. CHP’yle ilgili tahminlerimde çok yanılmışım. İki nedeni var: Bir; mitingler insanı yanıltıyor, o coşkuyu görünce oya dönüşür zannediyorsunuz, öyle olmuyor.

İkincisi ise CHP’li yöneticilerin çıtayı çok yükseğe koyması. Kılıçdaroğlu hiç rakam söylememeye çalıştı. Sencer Ayata Hoca’nın tahminleri doğruydu, “25-26 ama 28 olursa iyidir” diyordu. Gürsel Tekin ise uçtuğu gibi uçurdu da. AKP’de ise çok geniş bir marj verdiğim için milletvekili oranını tutturmuş gözüküyorum ama bu bir başarı değil.

Gürsel Tekin tartışılır

Ben hesabımı verdim. Şimdi asıl sorumlular hesap verecek. Bu da en sancılı CHP’de olacak. Daha seçim sonuçları belli olmadan kelle isteyenler bağırmaya başlamıştı. “Kılıçdaroğlu istifa etsin” diyenler yanımda oturuyordu televizyonda. İstifa etmesi gereken Kılıçdaroğlu değildir, ama yakın çalışma arkadaşlarının durumu tartışmalı. Gürsel Tekin İstanbul örgütüyle çok oynadı. Küstürülen, çalışmayan örgütler efsanesi herkesin ağzındaydı, doğru çıktı. İzmir’de neler oldu? Televizyonlara kadar yansıyan küfürleşme herkesi nasıl şok etti! Bunun hesabını kim verecekse versin. BDP’nin desteklediği sosyalist adaylar aslanlar gibi çıktı, CHP ise kendi kan grubuna aykırı sağ adayları seçti desteklemek için. Bu ne getirdi, ne götürdü? Ve belediye başkanlıkları... CHP belediye başkanlığını aldığı illerde genel seçimde oy kaybediyor!

Çünkü belediye başkanlıkları başarılı olmuyor. İktidar da destek yerine köstek olunca seçmen, ‘ötekiler iyi çalışıyor, bunlar beceremiyor’ fikrine saplanıp kalıyor. En belirgin örneği Antalya. Gerçi Antalyalılar, Menderes’e kızıp da biraz ders alsın diye CHP’ye oy verdiklerinin ertesi günü Hocayı seçtiklerine pişman olmuşlardı bile. Bunun sonucu AKP’nin Antalya oylarının artması oldu. Aydın’da başarılı bulunan belediye başkanı nedeniyle CHP oyunu arttırırken İzmir’de başarısız bulunan belediye, kale diye nitelenen şehirde AKP’nin oyunun artmasına neden oldu. Bu seçimlerden çıkan en önemli sonuç şu: Başbakan Erdoğan ve yakın çalışma arkadaşları, seçmeni en iyi okuyan politikacılar. Erdoğan, mitinglerde esti yağdı, vurdu kırdı. Dost değil düşmandı. Öfkeliydi. Suçlamadığı, tehdit, hakaret etmediği karşıtı kalmadı. Ama kazandı!

‘Eşkiya’ dediği Hopa’dan, ‘Diyarbakır’ dediği Bingöl’den, politikalardan memnun olmayan çiftçiden, hayvancılık yapandan, sınava girip yanlış uygulamalardan zarar gören öğrenciden, maaşını beğenmeyen emekliden oy aldı! Bunların hepsini aynı sepette buluşturan bir şey var; halkın Erdoğan’a duyduğu sempati ve empati. Dindar, milliyetçi, muhafazakâr bir toplumsal yapımız var, onlar böyle bir lideri beğeniyor. Bir de demek ki kimse hayatından şikayetçi değil. Kimse de gelip ağlamasın bundan böyle, tamam mı?..

Anket tuttu da...

Bu yıl anketlerde en doğru ortalamayı tutturan ne gözyaşlarını tutamayan Tarhan Erdem’in Konda’sı, ne televizyon programlarının yıldızı Adil Gür’dü. Adını yeni duyduğumuz bir şirket Andy-Ar, neredeyse bire bir bildi sonuçları. Seçim gecesi TV8 ekranında Andy-Ar’ın Başkanı Faruk Acar hemen yanımda oturuyordu. Üzerinde beyaz ceket, rengini hatırlayamadığım bir gömlek, mor kravat, siyah pantolon, kahverengi çorap ve taba ayakkabılar vardı! Bu renk karmaşasını hangi amaçla yaptı bilmiyorum ama tam bir görüntü kirliliği yaratıyordu. Eğer tahminleri kadar görüntüsüyle de başarılı olmak istiyorsa bir stil danışmanına ihtiyacı var, diyorum. Düşmanlık olsun diye değil, gerçekten yardımcı olmak için!