Niye Avrupalı değiliz?

a
a
Salı, 23 Kasım 2010 - 05:00

Bayramın önceden bilinen iki haberi vardı; Bir, Türkler her yerde, özellikle de Avrupa’da. Biliniyordu ama bir rekor kırıldı: Yaklaşık 225 bin Türk, bayram tatilini yurtdışında geçirdi! En ucuz diye gidilen Mısır’dan, en egzotik diye gidilen Vietnam, Kamboçya’dan en klasik diye bilinen Viyana, Prag’a kadar değişik ülkelere dağıldı Türkler. 9 gün boyunca farklı uygarlıklar, kültürler, insanlar gördüler, bilgileri görgüleri arttı. Yurtta kalanlar ise evlerinde oturmadı. Müthiş hareketlilik yine beklenen bir sonucu doğurdu, ikinci haber trafik kazalarıydı! Türklerin yurt içinde 9 gün boyunca yaptıkları 225 kazada 152 kişi öldü, 786 kişi yaralandı!

[[HAFTAYA]]

Yani bana kader mader demeyin, Kurban Bayramı olmasaydı bu insanlar muhtemelen yaşıyor olacaktı, yani bunlar da kurbanlıktı! İkinci haber birinciyle bağlantılı. Yurt dışına çıkan her Türk, gördüklerini kendi ülkesiyle kıyaslar. Benim de içinde bulunduğum Orta Avrupa’yı gezen her Türkü en çok etkileyen tarihi kent dokusu, görkemli saraylar, büyük meydanlar filan değildi. O yaya geçidine adım attığınızda zınk diye duran ve yayaya yol veren araçlar var ya, işte onlardı. Kırmızı ışık yanarken bekleyen, yeşil ışık yanarken geçen yayalardı! Çılgın Türkler, en çok birbirlerini yılan gibi kavisler yaparak sollamayan, korna çalmayan, önündekinin tamponuna dayanıp da rahatsız etmeyen şoförlere hayret ettiler... Ve tam da o sırada yurtta kalanlar katliamı yaşıyordu: 9 günde 152 ölü, 225 yaralı. Arkadaşım anlatıyor: sıkışık trafikte, emniyet şeridini kullanarak sağdan gidip öbürlerinin önüne geçmeye çalışan şöförü uyarmış, aldığı yanıt: “Benim cebimde 69 lira var, senin de varsa, sen de geç!” E pes! E vallahi çüş!

Ekonomi tıkırında ama...

Avrupa ekonomisi hastalanmış, tekliyor. Krizin İrlanda, Yunanistan gibi küçüklerden sonra İtalya, İspanya, Fransa gibi büyükleri sallamasından korkuluyor. Türkiye ekonomisi tıkırında. İthalatla büyüyen, sıcak parayla şişen ekonomi, 225 bin Türk’ün taksite ve kredi kartlarına güvenerek yurt dışına gitmesinden de belli. Türkler dışarı çıktığında şakır şakır alış veriş de yapıyor. Ama Türkler Avrupalı değil, çünkü uygar değil! Türkler zengin olabilir ama karşıdan karşıya geçmeyi, insanların üzerine araba sürmemeyi, bayram geldi diye kaza yapmamayı bilmiyor. Belki Mısır’a gitmiş olanlar Türklerin ne kadar medeni olduğunu düşünebilirler. Orada trafik lambası bile yok çünkü! Ama örnek alıp özenmemiz gereken yer, Arap değil, Batı uygarlığıdır. Mısır’da trafik lambası bile yok ama Avrupa’da bir Noel tatilinde trafik kazalarında 225 kişi ölmüyor. Başka bir yazı konusu ama hadi ekleyelim, antik kentleri önce çıkarıp sonra kumla örtmüyor, baraj yapıp sular altında bırakmıyor, canım ormanları kesmiyor, dereleri mahvetmiyor, eski binaları yıkıp yerine toplu konut yapmıyor! Sadece bir Allenoi olayı bu gittiğim ülkelerde bir iktidarı düşürürdü, o kadar.

Sürücü kursları felaket

Trafikte Ortak Akıl toplantılarına vakit buldukça katılıyorum. Bu katliama çözüm arıyoruz. Sürücü kursları bir felaket. Üçüncü vitesi, park etmesini bilmeyen adaylara sürücü belgesi veriliyor. Bunun kontrol altına alınması gerek. Gezimizde tur otobüsümüz, kişisel şifresiyle girdiği kartı kullanarak araç kullanabiliyordu. Ve belli bir saatten fazla belli bir süre dinlenmeden kesinlikle kontağı çevirmiyordu. Sadece şoför değil, otobüsün bile dinlenmesi gerekiyordu, km sınırı vardı! Rehber arkadaşlarımız ise Türkiye’deki tur şoförlerinin hiç uyumadan 24 saat bile çalıştığını anlattı! Trafikte denetim şart. Şoför bir kere ehliyet alıyor, yıllar boyu kullanıyor, zaman zaman sağlık kontrolüne girmesi şart. En çok da öfke kontrolü, sinirlerine hakim olma testi geçirmeleri! Adam yanlış yapıyor, ikaz ediyorsun, yemediğin küfür kalmıyor. Ekonomi tıkırında ama biz Avrupalı değiliz, çünkü kurallara uymamayı marifet, açıkgözlülüğü akıllılık, kurnazlığı zeki olmak sanıyoruz. Ne yazık ki hak yiyen görgüsüzler olarak kalıyoruz! Sorry...