Numan Kurtulmuş: Org. Başbuğ'un tavrını doğru buluyorum

Perşembe, 07 Ocak 2010 - 05:00

Saadet Partisi’nin Ankara Balgat’taki merkezinde Genel Başkan Prof. Dr. Numan Kurtulmuş ile bir araya geldik. Gündemdeki konuları konuştuk. IMF ile yakınlaşma adımlarını “Türkiye’de 6 bin ailenin geliri 60 milyon kişinin gelirine eşit. Böyle şey olmaz” diyerek eleştiren Numan Kurtulmuş, AK Parti’yi de korku siyaseti izlemekle suçladı. Hükümetin şimdi seçime karşı gibi göründüğünü ancak 2010’un son çeyreğinde seçime gitmek isteyeceğini savunan Saadet Partisi lideri, kozmik oda aramaları konusunda “Yapılan yanlışlar devlet sırrı diyerek gizlenemez” ifadesini kullandı. DTP’lileri de İmralı’ya angaje olmakla suçladı ve “Oradaki mahkumun penceresinin 12 santim büyümesi mi önemli, 12 milyon Kürt kökenlinin hakları mı?” sorusunu yöneltti. Numan Kurtulmuş sorularıma şu yanıtları verdi:

DEVLET SIRRI: Yapılan yanlış işlerin devlet sırrı olarak gizlenmesi devri geride kaldı. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) caydırıcı ve güçlü olmalı ancak iç politikaya karışmamalı. Bu konularda hukukun hakimiyeti içinde kalmak gerekir. Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ’un izlediği tavır doğru bir tavırdır. Başbuğ’un çizgisi TSK’yı da korumaya yöneliktir. Türkiye’de bugün kim kime hakim olacak kavgası yaşanıyor. Güçler vücudun uzuvları gibidir. Uzuvlar tek bir yerin yani beynin kontrolü altında olmalıdır. Beyin de milletin kendisidir. Tüm kurum ve kuruluşlar milletin denetimine açık olmalıdır.

DARBE TEHLİKESİ: Asıl yapılması gereken, ülkede böyle bir şeyi kimsenin aklından geçirmemesini sağlayacak önlemleri almaktır. Ancak ben artık Türkiye’de darbe tehlikesi olmadığını düşünüyorum.

KORKU SİYASETİ: İktidar partisi soğuk savaş siyaseti izliyor. “Bizim yanımızda olmazsan Türkiye bölünür, darbe gelir, ekonomi çöker” gibi bir söylem izliyor. Devletin tepesindeki isimlere bakın. Genelkurmay Başkanı Org. Başbuğ dışındaki herkes AK Parti kökenli. Hangi siyasi dönemde böyle bir güç birikimi oldu?

UZLAŞMA KÜLTÜRÜ: Türkiye’nin temel sorunlarının çözümünde uzlaşma sağlamak için uğraşması gereken taraf hükümettir. Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi yasağının kalkmasında AK Parti ile CHP nasıl anlaştıysa bu uzlaşma diğer konularda da olabilir. Demokratik Açılım konusunda mutabakat sağlanamıyor oluşunu hükümetin iş bilmezliği olarak yorumluyorum. Biz hükümetin yaptığı doğruları alkışlamayı da biliyoruz. Suriye sınırını açtılar. İnternet sitemizden teşekkür ettik. Gazze konusunda yapılanları doğru bulduğumuzu açıkladık.

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ: Hükümet partisinin anayasası olmaz. Ancak teklifi olabilir. Türkiye’nin mutlaka yapması gereken bir iştir. Farklı kesimlerden oluşturulacak 200 250 kişilik bir kurucu meclisin 1 yıl çalışarak anayasa taslağı hazırlamasının doğru olacağını düşünüyoruz. Türkiye bundan böyle herkesin hak ve özgürlüklerini geliştirecek bir anayasa hazırlamak zorundadır.

DEMOKRATİK AÇILIM SÜRECİ: AK Parti 8 yıldır iktidarda. Fakat bu süreci harcadılar. Reformcu başladılar ancak statükocu hale geldiler. Biz bu konuda somut proje sunan tek parti olduk. İçişleri Bakanı Beşir Atalay önerilerimizi götürüp Bakanlar Kurulu’na iletti.

DTP’NİN KAPATILMASI: Parti kapatmaları doğru bulmuyoruz. Ancak DTP terörle arasına mesafe çekemedi ve Türkiye partisi olamadı. Bugün Doğu ve Güneydoğu’da halkın yüzde 75- 80’i DTP’nin çizgisindeki bir siyasi yaklaşıma itibar etmiyor. AK Parti çözüm sürecinde tek muhatap olarak DTP ve uzantılarını alarak hata yaptı. Sivil toplumu ve manevi dinamikleri ihmal etti. Menzil, Tillo, Ohin ve Hizan gibi manevi merkezlerin önerilerini görmezden geldi.

ERDOĞAN’IN HEDEFİ: Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığına adaylığı hakkıdır. Partiyi sırtlamış bugüne kadar getirmiş. Ancak Tayyip Bey ayrılırsa AK Parti’de büyük sıkıntı olur. Çünkü sürekli tek adam görüntüsü çizdi ve bu nedenle parti içinde bir siyasal kimlik oluşamadı. Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı adaylığı söz konusu olduğunda Abdullah Gül’ün yeniden aktif siyasete dönmek isteyeceğini ya da AK Parti’nin liderliğine geleceğini düşünmüyorum.

IMF İLE ANLAŞMA: Neo liberal sistem Türkiye’ye fotomodellik öneriyor! IMF ile anlaşma yapmak Düyun-u Umumiye koşullarından bile geriye gitmek anlamına gelir. Gelirler Genel Müdürlüğü’nün özerkleştirilmesi vahim bir adımdır. Anlaşma ile Türk ekonomisi tasfiye ediliyor.

MHP-CHP İTTİFAKI: Her iki partinin tabanı yüzde 35- 40’lık bir oy oranında adeta bileşik kaplar gibi ittifak yaptı. Ancak uzun vadede bu yakınlaşma her iki partiye de zarar verecek.