O kız değil, kurt!

a
a
Cuma, 10 Eylül 2010 - 05:00

Meğer milletçe aynı duyguyu yaşamayı ne kadar özlemişim! Basket maçı için bile olsa türbanlı türbansız, o partili bu partili, sarışın esmer ayırmaksızın, aynı şey için sevinmeyi, aynı şey için üzülmeyi, aynı heyecanı duymayı, hiç tanımadığım insanlara kendimi yakın hissetmeyi, ‘çak’ yapmayı, gülmeyi, bağırıp şarkı söylemeyi, kendimizi ulus hissetmeyi, duygudaş olmayı ne severmişim! Ne uzak kalmışız “biz” olmaya! Teşekkürler, 12 dev adam. Teşekkürler, bu takımı hazırlayan, hepimizi ortak duygularda buluşturanlar.
Futbolcusu burada, öğrencisi burada, ev kadını burada, iş adamı burada... Ve Milli Takım önüne geleni deviriyor, öyle bir-iki basket farkıyla değil, evire çevire, eze eze, üstüne basa basa bitiriyor!
Dün bayramınızı kutlamayı unuttum, çünkü “bayram” duyguları içinde değildim. Bugün çifte bayram yapıyorum, hepinizin, hepimizin bayramı kutlu olsun. Şeker gibi olsun! Dünya Basket Şampiyonası’nda bizi aynı bayrak altında birleştiren, aynı milli duyguları yaşatanlar sayesinde gerçek bayramı yaşadığımız ve ‘evet-hayır’ı bir gün için dahi olsa unuttuğumuz için bayram. Boynunda Türk Milli Takımı’nın atkısıyla Cumhurbaşkanı Gül ne kadar da sevimli gözüküyor gözüme. Molada Meksika dalgası yapar ve oturup kalkarken alnından öpesim geliyor. Arda ve Sinem ne kadar da yakışıyor birbirine. İbrahim, genç arkadaşlarına nasıl da sevecen bakıyor. Futbol Milli Takımı’nın oyuncuları bir başka sporu seyretmenin zevkini nasıl da çıkarıyor. Basketbol Milli Takımımız tarihinde ilk kez yarı finalde. Ve rengi ne olursa olsun bir madalya alacak. Belki de ikinci ve neden olmasın, belki de şampiyon olacak!

Demokrasi masalına kanmayın

Ve referandum. Zorla itildiğimiz bir bölünme süreci. 13 Eylül günü korku tünelinde uyanmamak için iyi düşünün. Bu değişiklikler önemli değil. Sizden kadınlar, gaziler, çocuklar, vergi borçları için ‘evet’ isteyen yok. Sizden Anayasa Mahkemesi’ni etkisizleştirmenizi, sizden yüksek yargıyı yürütmenin emrine vermenizi istiyorlar. Ki bundan sonrasının yolu açılsın. Silivri Cezaevi’nde iki yılı bulan tutukluluk süreci içinde neyle yargılandıklarını bile bilmeyen insanlar, bu bayramı da cezaevinde geçirdi! İki altın bilezik için yaşlı bir kadını öldürmüş psikopat bir katil, yarıaçık cezaevinde kalıyormuş, izinli çıkmış ve yirmi lira için bindiği taksi şöförünü öldürmüş! Silivri F Tipi Cezaevi’nde iki yıldır 3 kişilik bir hücrede kalan Mustafa Balbay, Tuncay Özkan ve diğerleri, bırakın birini öldürmeyi, ellerine silah bile almamışlardı. Bırakın darbe yapmayı, planını bile yapmamışlardı! Onlar muhalif oldukları için cezalandırılırken psikopat katiller serbest bırakılıyor. Adalet istiyorsanız, hukukun üstünlüğüne inanıyorsanız, gerçek bir adalet reformu istiyorsanız gözünüzü açın, oynanan oyunun farkına varın, sonra “Elim kırılsaydı da...” diye başlayıp “ama anlamamıştım ki...” diye ağlamayın. Size demokrasi masalı anlatan kırmızı şapkalı kız, sizi yemek için uyumanızı bekleyen kurttan başkası değil, sazanlarım benim.