O koltuğa kim oturur?

Çarşamba, 10 Ocak 2018 - 05:00

Jülide Ateş dün akşama doğru şoke eden bir kararla Show Ana Haber koltuğundan kalktığını sosyal medyada duyurdu...

Jülide’yi yıllardır tanırım. Disiplinini, kendini nasıl geliştirip rakipleri arısından sıyrıldığını da iyi bilirim...

Böyle bir kararı almasının hakikaten iddia ettiği gibi “değişiklik isteğinden kaynaklandığına” da eminim. Ha, öyle şatafatlı bir koltuğu kim bırakmak ister? Egoları gözlerini kör eden sektör isimlerinden bunun sağlıklı bir yanıtını almak mümkün değil. Onlar şimdi o koltuğu kapmanın derdinde...



Neyse. Tüm bunları kenara koyarsak, Show Ana Haber koltuğu için en güçlü adaylar; Zeliha Saraç ve Ece Üner olacaktır. Daha alınmış bir karar yok ama bana göre bir de sürpriz isim var; Veyis Ateş. Bu ihtimali de bir kenara yazın. Özet itibarıyla; Jülide’ye seçtiği sakin yolda mutlu bir hayat dilerim!



CEM YILMAZ'I ÇEKİÇLE YIKAMAZSIN

Cem Yılmaz’ın yeni filmi “Arif V 216” ilk üç günde 1 milyon 331 bin izleyiciye ulaşarak tüm zamanların Ocak ayında vizyona girip en iyi başlangıç yapan filmi unvanını aldı. Cem bu skorun peşinde miydi, bilemem? Ama belli ki son dönemdeki röportajlarında “Biz sinema yapanlar” diye lafa giren bir adam için, artık saatini sinemaya göre kuran bir “sanatçı” için bu iyi bir haber...



Hayır, ne filme gidebildim ne de “dostlar alışverişte görsün” diye herhangi bir galaya. Ama biliyorum ki buradan da “Her Şey Çok Güzel Olacak”, “Hokkabaz” gibi kara filmlerden sıyrılıp gelen “Bilemiyorum Altan, bilemiyorum” tadında bir replik bile ağzımıza dolansa yeter! Bana göre Cem Yılmaz sineması parçadan bütüne giden bir seyir izler.

Bu yüzden öyle çekiç darbeleriyle yıkmak mümkün değildir. Ha, öldürmeyen her darbe de güçlendirir! Bereketli gişeler dilerim.

YENİ BİR SÖZÜ VAR MI?

Önceki hafta Nicholas Cage’in rol aldığı ve dilimize “Bakıcı” olarak çevrilen vasat bir film izledim. Film bir şekilde eve sızan seri katil bir bakıcının yarattığı yüksek gerilim üzerine kuruluydu...

Hollywood bu türden onlarca film yaptığı için konu vasata bağlamıştı. Önceki gün “Yuvamdaki Düşman” (Show TV) dizisinin yeni tanıtımını izleyince meselenin bizde bir hayli geç keşfedilmiş olduğunu gördüm...



Dilerim yine bir bakıcı, ev ahalisi ve saplantılar üçgeninde dönen vasatın bize uyarlanmış halini izlemek zorunda kalmam. Çünkü bu hatta söylenecek yeni bir söz yok!

KİME NE ZARARI OLABİLİR Kİ?

Bu akşam Star TV’de yayına girecek olan “Babamın Günahları” isimli yeni dizi ciddi bir sınav verecek... “Diriliş Ertuğrul” (TRT 1) dizisinin rezerv koyduğu bir günde bu Star TV’nin ikinci girişimi. “Aile Sırları” sağlam kadrosuna rağmen bu hatta tutunamamıştı...

Sır olmadıysa günah olur mu? Bunun yanıtını yarın reyting listesinde göreceğiz. Ama kendi adıma bu sebattan bir sonuç çıkmasını bekliyorum...

“Diriliş Ertuğrul”un bile rakipsizlikten sıkıldığı çarşamba akşamlarına “dur bakalım neler oluyor?” dedirtecek bir yeni heyecanın kime ne zararı olur ki?

SEDA SAYAN KAPLICASI

Seda Sayan’ın yeni formatı bana eski günleri hatırlattı. Ekranda aslında yapmayı istediği işi yapan bir Seda Sayan gördüm...

Hemen akabinde konuşmak istediğini konuşan bir de konuk geldi. Gülben Ergen! Yılbaşı seyahatimde uçakta önümdeki koltuktaydı ve ne giyeceğinden ne konuşacağına kadar yaptığı hesaplara kulak misafiri oldum...

Önceki gün konuşmasının bir yerinde “Ölümümü seyrettiler” diye bir gönderme yaptı. Peşinden de doğumunu seyrettirdi. Ben, moralli bir Gülben Ergen gördüm...



Seda Sayan’ın programları bir nevi kaplıca tesisi gibi. Acılarıyla giren bir şekilde sağlıklı çıkıyor. Seda bunu her daim başarıyor. Sanırım Gülben Ergen’de de öyle oldu. Ne diyelim, geçmiş olsun o vakit!