O mu bu mu?

a
a
Cumartesi, 25 Eylül 2010 - 05:00

Twitter mi FaceBook mu?

- Kesinlikle Twitter, çünkü daha gerçek, daha özgür, daha güncel.

Gazete mi internet mi?

- Daha yoğun bir okuma zevki verdiği için kesinlikle gazete!

Yahoo mu Google mı?

- Hızlı, etkili, doğru sonuçları ile Google.

Haber programı mı dizi mi?

- Sözleri sakız eden konukları ve konuları uzatan senaryoları yüzünden hiç biri! Konuya odaklı iyi yönetilen haber programları ve akıllıca yazılmış, aceleye getirilmeden çekilmiş dizileri hak ediyoruz.

Pilav mı makarna mı?

- Elbette pilav. Hem de envai çeşidi ile...

 Kedi mi köpek mi?

- Ben köpekleri daha çok severim ama tüm kediler de beni sever!

İstanbul mu, İzmir mi?

- Kışın İstanbul, yazın İzmir. Varsa her mevsimi güzel illerimiz, benim gibi bir gezme görme aşığı ile paylaşırsanız makbule geçer.

Kiraz mı vişne mi?

- Kiraz evin nazlı kızı, vişne biraz uzak kuzendir sanki... Vişneyi severim. Çeşit çeşit tatlısını ve yemeğini de...

İşte size vişneli bir yemek!

Taze asma yaprakları, dolma olarak sarılmak için emre amade bekliyor... Salamura halinden daha sıcak su ile haşlanan yapraklar, dolma etli ise küçük, zeytinyağlı ise tombulca sarılabilir. Yarım kilo yaprak, 350 gram kıyma malzemesi ile tek kişi 3 çeyrek saatte sarar! Bu meşakkatli iş sırasında eller meşgul, akıl ise özgür oluyor. Azıcık yağlı kıymaya elde (bu kadar Osmanlı mutfağı yadigarı bir yemek yaparken elin tadının yemeğe geçmesi için mutfak robotu yasak), incecik doğranmış soğan, tuz, karabiber, az kuru nane, salça ve mühim içerik su koyup yoğuruyorsunuz. Haşlanmış yaprakları ufak ufak sardıktan sonra, tencereye diziyor, 1 adet kırmızı soğan doğruyor, az salça ve yağ ilavesiyle bu sosu pişiriyorsunuz. Daire şeklinde dizilen dolmaların üstüne 1 tutam tuz, 1 tutam sumak ve 1 kase vişne koyarak az sıcak su ile pişiriyorsunuz. Sonra da az sarımsaklı yoğurt ve kızarmış Trabzon ekmeği eşliğinde keyifle yerken ‘vişne ile asma yaprağının aşkını mutlaka yazmalıyım’ diye düşünüyorsunuz!

30 yıllık kitap

İnternetin olmadığı zamanlardı... Bana, kalın beyaz bir kitap almıştı babam. İçinde tarihteki ünlü kişiler ve çini mürekkeple yapılmış portreleri vardı. Madam Curie, Kleopatra, Jan Dark, Sezar, Edison kimmiş, neler yapmış, o kitaptan öğrenmiştim. Sonra yok oldu evden. Ya taşınırken kayboldu veya başka bir öğrenciye hediye edildi. Evde herkes kitabı anımsıyor fakat kimse akıbeti konusunda yorum yapamıyordu. Ben ise, çok sevdiğim ve yararlandığım bu kitabı, ilköğretim çağındaki çocuklarımın da okumasını istiyordum. O kitabı bulma umudu ile, Taksim Gezi Parkı’nda düzenlenen 4. Sahaflar Festivali’ne düşürdüm yolumu. Özellikle yaşını başını almış sahaflar, tarifimden sonra, kitabı anımsadılar. Her sergiye sorduktan sonra, birkaç güne kadar temin edebileceğini söyleyen bir sahaf, beni çok mutlu etti. Heyecanla bekliyorum! Sizin de edinmek istediğiniz kitaplar, eski dergilerin sayıları, taş plaklar, film posterleri varsa mutlaka sahaf festivaline uğramanızı öneririm. Sahaflar, eski kitapçılar, tüm dünde kalmış eserler sizi bekliyor. Günü, düne bağlayan müthiş bir yolculuk yapıyor insan.