O reçeteyi bir alalım

Pazar, 03 Ağustos 2014 - 05:00

Okurumuz Cüneyt Tan’ın “Güneşi Beklerken” dizisinin finaline itirazı var. Bakın ne diyor; “Kerem ve Aksel, seneler sonra Kerem’in evinde bir araya geldiler. Aksel, Kerem’e; ‘Yıllar sana iyi davranmış, pek değişmemişsin’ dedi... Bu cümleler tebessüm nedeni oldu. Çünkü başta Zeynep, Kerem, Aksel olmak üzere diğer karakterlerin hiçbiri değişmemişti. Neredeyse donup kalmışlardı...

[[HAFTAYA]]

Aksel, Kerem’e, ‘Ne ölümler, düğünler oldu, ben 2 sene hapiste yattım’ diye durum beyan ederken Zeynep’in en yakın arkadaşı Yağmur’un iki çocuğu olmuş ve üçüncüsüne hamileydi. Tuhaf olayların yaşandığı yıllarda hamile olan Tülin’in Mert adındaki çocuğu neredeyse 4 ya da 5 yaşında görünüyordu... Barış ünlü bir işadamı olmuş, genç karakterler iş hayatına atılmış, kariyer sahibi olmuşlardı ama o uzun yıllar Mert üzerinden gidersek sadece dört yılı kapsıyordu... Uzun zaman kavramı sanırım bu dizide gerçeklikle pek paralel gitmemişti. Ya da alayımız gençleşmek için estetik müdahale filan yaptırırken onlar doğal yollardan genç kalmayı başarmışlardı. Sahi ne olabilir sizce bunun reçetesi?”...

Sezonu görecek diziler...

Seyirci soruyor. Henüz birkaç bölüm yayınlanmış olsalar da “Yeni başlayan hangi diziler eylül ayını hatta gelecek sezonun sonunu görür?” diye... Elbette kahin değilim ve elbette TV yöneticilerinin fikirlerini okumak gibi bir durumum yok. Ama bazı TV gerçekleri var... Birincisi TV izleme oranlarının neredeyse üçte iki ölçeğinde azaldığı bir izleme ortamında mevcut birincilik ya da sonunculukların çok da önemi yok... Eylül hatta ekim gibi başlayacak olan reyting cehenneminde bugün aldıklarının en az üç misli reytinge ulaşmak zorundalar... İkincisi sezon ile paralel olarak başlayacak olan klasik diziler ve yeni işlerin mevcuttakilerden çok daha iddialı olduğunu söylemek gerekiyor. Bir de programların ağırlığını da hesaplamak, çünkü onlar da pastanın en büyük dilimini talep ediyorlar... Sadece bu açıdan bakarsak mevcut dizilerden gelecek sezonu görecek olanları kestirmek güç değil. “Ulan İstanbul” (Kanal D), “Güzel Köylü” (Star TV) ve “Kiraz Mevsimi” (FOX) banko işlerdendir. “Kaçak Gelinler” (Star TV), “Ruhumun Aynası”, “Karımın Ailesi” (FOX) ve “Güllerin Savaşı” (Kanal D) yaşamaya devam eder... Diğerleri için hem yer, hem de hikayede yeni hatlar bulmak sorunu göründüğü için şimdilik bir şey söylemek zor. Ama o dükkanlar kapansın istemem!

Ne denir ki; helal olsun!

Tvem’de Nurseli İdiz ve Ümit Efekan’la “Kalplerimiz Seni Unutur mu Yeşilçam?” programı gerçekten izlemeye ve övgüye değer bir iş... Birçok Yeşilçam yıldızı bu programa konuk olarak hayat hikayelerini, o dönemlere ait anılarını filan anlatıyorlar... Yeşilçam’ın ya da tiyatro sahnelerinin yıldızlarını öldüğünde değil yaşarken anmak, yaşarken değer vermek gerekiyor teslim edersiniz ki... Rahmetli Çolpan İlhan ustayı da bu vesileyle saygıyla anıyorum. Ana akım kanallar yapması gerekirken tematik kanallar bu yıldızları, değerlerimizi programlarında yaşatıyorlar, hatırlatıyorlar. Helal olsun!

Dizilerdeki kadınlar gerçek mi?

“Kaçak Gelinler” (Star TV) dizisinde genç ve yakışıklı Ege karakteri, izliyoruz işte; kendinden yaşlı, güzel ve zengin bir kadınla ilişki yaşayan birisi olarak hayatımıza girdi... Hâl böyle olunca lüks bir hayat sürüyor, çok pahalı arabalara biniyor ve maddi açıdan maşallah hiç sıkıntı çekmiyordu... Ancak en sonunda gerçek aşkı ile para kaynağı arasında seçim yapmak zorunda kaldı... “Kocamın Ailesi” (FOX) dizisinde ise Ar Ailesi’nin büyük kızları olan Tülay’ın kocası yine para kaynağı olarak tanımlanabilecek güzel patronuyla ilişki içinde...

Bu sayede ailesine ev aldı, kızı Pelin’in okul masraflarını karşıladı, maddi açıdan bir hayli rahatladı. Hatta bu yasak aşkı öğrenen karısına bu ilişkiyi “işinin bir parçası olarak görmesi gerektiğini” bile söyledi... Neyse önünde sonunda Tülay’ın kocası da bir şekilde iki ara bir derede kalarak seçim noktasına geldi. Seçimini ve sonuçlarını göreceğiz... O değil de, bahsettiğim dizilerde kadın karakterler çok güçlü, erkekleri parmaklarında oynatan ve ilişki konusunda son sözü söyleyebilen tipler... Gönül kadının hep böyle güçlü resmedilmesini istiyor. Ama bu fanteziler haber bültenlerinde izleyip gazetelerde okuduğumuz kadın profilinin yanından bile geçmiyor... Maalesef bizde kadın hâlâ şiddet ve politika mağduru olmaktan öteye gidebilmiş değil. Bu utancımızı diziler yoluyla mı hafifleteceğiz yani? Of anam of...