O zaman tersinden başlayalım Beyaz!

Pazar, 14 Mart 2010 - 05:00

Beyaz Show’daydım önceki akşam. Onun sunumuyla eleştirmeyi beceremeyen bir adam olarak girdim stüdyoya.
Beyaz izahını “Yazılarının sonunda kalp kırmamaya özen gösteriyor” diyerek yaptı. Eleştirmek yıkıp dökmek değil ki. Öyleyse; kiralık katilden farkımız kalır mı?..
Sert başlayıp yumuşak biten yazılarım olduğunu biliyorum. Ama bir de şu türlüsü var; oku bak!
Elbette muhteşem bir doğum günü programıydı. Yine de stüdyodaki konuklar meselelerini anlatmak yerine, yapım ekibinin hoş sürprizlerini izlemek zorunda kaldı...
İki lafın belini kırmak nasip olmadı. Bu durum Beyaz’ı da gerdi doğal olarak. Program dümenini kaybettiği için, doğum günü sürprizi olmayan stüdyo konuklarına mahcup hissetti kendisini. Ben de kendi adıma bir doğum günü mumu gibi hissettim hani...
Mutsuz muyum? Hayır. Bana yayında sorduğu “Bu program için yarın ne yazacaksın?” sorusuna, orada verdiğim yanıtı tekrarlıyorum; “İlk kez başından sonuna bir Beyaz Show izledim”...
Ve ekran karşısında izlemekten bir parça daha rahatsız oldu bu seyir benim için. Ama ekran karşısında yaşayamayacağım sıcaklığı/duygusallığı yerinde hissettiğim için üstü kapandı tüm sıkıntıların...
Yeni yaşında mutlu ol Beyaz. Sen unuttun ben yapayım duyurusunu; gelecek hafta programın yok. Reklam çekimi için Maldivler’desin. İyi yolculuklar... 

Pazar gecesi için pusu mu?
Kurtlar Vadisi Pusu (Star TV), ilk kez bir tekrarıyla farklı bir akşamda yolculuğa çıkıyor.

Bu akşam yayınlanacak tekrar bölümü, ciddi bir soru işareti bıraktı bende...
Bu iktidarı sıklıkla değişen pazar akşamı için pilot bir çalışma olabilir mi? Yani vadi yeni bir yayın günü mü belirliyor?..
Belki de atv’nin Kalp Ağrısı atağına karşı etkin bir fren pedalı da olabilir bu deneme. Vadinin tekrar bölümünün yüksek reyting alması durumunda karşıdaki kanalların hemen hepsi zor durumda kalabilir. Yani pazarları, işler de yolunda giderse; vadiye akan yeni bir ırmak olabilir. Kuşku duyması benden, yaşayıp görmesi hepimizden...

Verin seslerini duyalım...
Gönülçelen’de (atv) seslerin yarısı doğal, yarısı dublaj anladığım kadarıyla. Dikkatli izleyicide ciddi bir ton farkı yaratıyor izlerken...

Biliyorum her oyuncunun sesi fiziğiyle paralel değil. Ama zaman içinde alışılır gibi geliyor. Nur içine yatsın “Bay nayır nolamaz” olarak da tanıdığımız Abdurrahman Palay seslendirme işini bıraktığında Cüneyt Arkın’dan başlayarak Kadir İnanır ve Tarık Akan gibi büyük ustaların kendi sesleriyle tanışmıştık...
İlk anlarda zorluk çeksek de sonradan alıştık hakikaten. Dizi oyuncularına da bu fırsatı (!) vermeli derim. Aldıkları parayı sadece fizikleri için almıyorlarsa tabii ki!

Volkan eriyip gitmeden...
Volkan Konak, Show TV’deki Kuzeyin Oğlu’nda başarılı grafiğini sürdürüyor.
Performans programları bir süre sonra kemik izleyiciye bağlar kendini. Volkan için de öyle olacak...
Benim itirazım konuk seçkisine Volkan’ın. Bir süre konuk almayıp, kişisel lezzetiyle götürebilirdi sevdiklerini, bekledikleri sulara. Ama yapmadı... Bana göre magazin değeri sanatının çok önüne geçen Hüsnü Şenlendirici hayal kırıklığı yaşatan bir konuk oldu. Her ne kadar virtüöz de olsa; yüzünü görence yakın tarih geldi izleyicinin aklına. Neyse... Son bir söz de stüdyo koşullarına. Kuzeyin Oğlu’na etkin bir kuzey rüzgarı gerekiyor. Çünkü Volkan Konak terlemiyor, su olup akıyor sanki. Hasta olmaz dilerim...

Star’da hareketlilik başladı!
İrfan Şahin’in CEO olarak Doğan grubu televizyonlarının başına geçmesiyle kanallarda değişimler de başladı.
Yönetici kadrolarının değiştiğini yazmıştık. Şimdi de grup içi transferler başladı...
Küçük Kadınlar iyi reyting aldığı Kanal D’den Star TV’ye geçti. Daha önce benzer girişimler Yol Arkadaşım ve Acemi Cadı için de yaşanmıştı.
Onların final kaderi çok parlak değildi; bakalım Küçük Kadınlar’ın gidişatı ne olacak? Haftaya cumartesi netleşecek bu sorunun yanıtı...
Suç ve Ceza (Serap Ezgü sunuyordu) önceki cuma son buldu. Yerine şimdilik dizi tekrarları konacak.
İki de yeni formatı var kanalın. Biri Çal Kalbimi; radyocu Bay J sunacak ki, partneri sayılan Geveze’nin Takas’ta (Show TV) uğradığı düş kırıklığını yaşamaz dilerim...
Bir de başarılı oyuncu Yetkin Dikinciler’in Var mısın Yok musun’u andıran yeni bir yarışma programı var ki; onun yayın takvimi belli değil henüz... Takvim deyince, bu ay başlaması düşünülen iddialı format Extra Extra Small nisan ayına kaldı. Bakın onun için ümitsiz konuşan yok. Aman olmasın da. Bugünlerde en çok umuda ihtiyacı var medya dünyasının...
Onu da verelim; Star’daki değişimin ilk rüzgarları genel reytinge olumlu yansıdı. Kanal şimdilik küçük bir hareketle de olsa yükselişe geçti. Hayırlısı...

TOK AÇIN HALİNDEN ANLAMAZ!
Eşi aşeren bir okurumuzun şikayeti önemli bir meseleyi gündeme getiriyor bence. Arkadaşımız, perşembe akşamı Bihter ekranda çilekleri hapır hupur götürürken hamile olan eşinin aşermesi üzerine çok zor durumda kalmış... “Bu mevsimde çilek yok. Olanı da hormonlu” diyen okurumuz ne yapacağını şaşırarak bana sorma ihtiyacı duymuş; “Şu abartılı yemek sahnelerini kısa kesseler olmaz mı?”... Olur sanırım. Ama reklamlardaki sucuklu yumurtayı nasıl kaldırtırız, işte bakın onu bilemiyorum. Belli ki tok açı hiç düşünmüyor bu ülkede...