Mehmet Ali Birand

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

'Obama, Erdoğan ile pazarlık etmiyor...'

Çarşamba, 30 Haziran 2010 - 05:00

Dünkü yazımı hatırlayacaksınız. Burnuma gelen kokulardan söz etmiştim. Herhangi bir somut bilgiye dayanmıyordu. “Acaba, Washington ile Ankara arasında bir pazarlık olabilir mi?” diye sormuştum. Örneğin, Türkiye’nin İran ve İsrail’e yönelik tutumunu değiştirmesi, buna karşılık ABD’nin de PKK konusunda daha sert tutum alması gibi bir durum yaşanıp yaşanmadığına dikkat çekmiştim.

Bilgisine güvendiğim, Obama yönetimine yakın ve Beyaz Saray’ın işleyişini çok iyi bilen bir Amerikalı yetkili aradı.

Yazımı okumuş. “Mehmet Ali, Washington böyle bir pazarlık yapmaz” dedi. Bu tip pazarlıklara meraklı olanların bulunabileceğine, ancak Obama yönetimi için, İran ile PKK arasında hiçbir bağ kurulmadığına dikkat çekti. “...İran bambaşka bir şeydir, PKK da bambaşkadır. Aralarında hiçbir bağ kurulmuyor” dedi. Peki PKK ile mücadele konusunda ne yapılıyor?

1- İstihbarat alışverişi aynı şekilde devam ediyor ve bu konuda herhangi bir sorun yok.

2- Türkiye, ABD ve Kuzey Irak Kürt Yönetimi Lideri Barzani ile birlikte PKK’ya karşı üçlü bir askeri harekat istiyor. Bunu gerçekleştirebilmek son derece zor. Hem bölgenin doğal yapısı, hem de siyasi-sosyal nedenlerle, Ankara’nın bu isteğine olumlu yanıt hâlâ yok.

3- Türkiye ayrıca, bölgede bir hareket gördüğü anda ateş gücünü harekete geçiren bazı sistemlerin satılmasını istiyor. Bu satış için Kongre’nin izni gerekli. Şu sırada, İsrail politikası nedeniyle Kongre’den böyle bir onayın çıkması çok riskli. Türkiye aleyhtarı hava değişmeden adım atılmak istenmiyor.

Özetlemek gerekirse, her ne kadar bu üç konu birbirinden ayrı görünüyor ise de, yine de üstü kapalı bir bağ var. Somut şekilde konuşulmayan, genel ilişkilerin gidişinden etkilenen bir ortam denilebilir.

Barzani’den neler bekleniyor...

Türkiye-ABD-Kuzey Irak üçlüsü arasındaki görüşmelerin önemli bir aşamaya geldiğine de dikkat çeken aynı kaynak, Barzani’den bazı adımlar beklendiğini söyledi.

Biliyorsunuz, Barzani sık sık “Sizin 1 milyona yakın askeriniz var, başa çıkamıyorsunuz, biz nasıl yapalım?” diyor. Hatta, son Ankara görüşmesinde de bu yaklaşımını sürdürdü. Peki, Barzani’den neler bekleniyor? Daha da önemlisi, bu beklentileri karşılayabilir mi? Bu konuyu da yarınki yazımda paylaşacağım.

Artık kavgadan bıktık, terör için anlaşmanızı istiyoruz

PKK terörü, ülkemizin en önemli sorunudur. Türkiye’nin önünü tıkamakta, gelişmesini önlemekte, ülkeyi parçalamakta, varını yoğunu baruta harcamasına ve insanların ölümüne neden olmaktadır.

Daha da kötüsü, PKK giderek terörü tırmandırmakta ve bir iç savaşın tohumlarını serpmektedir. Yıllardan beri Kürt sorunu ve PKK terörünü çok yakından izliyorum. Belki başlarda, bu iki konu arasında böylesine bir iç içelik yoktu, ancak artık kendimizi aldatmayalım. PKK ile Kürt sorunu iç içedir. Artık “Önce terörü halledelim, ardından kürt sorununa yoğunlaşırız” demek, hiçbir anlam ifade etmiyor. Başımızdaki bu beladan kurtulmak istiyorsak, hem terörle mücadele etmek, hem de sorunu çözmek zorundayız.

İç savaş tehlikesi giderek artıyor

Yine bunca yıllık gözlemime dayanarak, eğer kısa sürede harekete geçilmez ve açılıma yeniden bir can verilmezse, ülkemizin bu gidişle çok daha trajik olaylara sahne olacağını söyleyebilirim. Bu çerçevede, PKK’nın ülkeyi hızla bir sürtüşme, hatta çatışmaya ittiğini gözlüyorum. “Türkler, Türkiye’yi bizimle paylaşmak istemiyor. Bu durumda özerkliğimizi biz alalım” görüşü giderek yaygınlaşıyor.

Tehlikeli bir tırmanma içindeyiz.

Bu gidişi, ne sadece silah kullanıp, Kürtleri döverek, ne de sadece demokratik adımlar atarak durdurabiliriz.

Hem güvenlik, hem cesur adımlar, hem yabancı ülkelerle işbirliği, hem içeride uzlaşı gerekecek.

Böylesine duyarlı bir dengeyi tutturabilmek de, ancak son derece ince politikalar uygulamakla mümkündür.

İktidar bunu tek başına yapamaz

Sadece AK Parti iktidarı değil, hiçbir iktidarın, muhalefetin desteği olmadan bu karmaşayı çözebileceğine inanmıyorum.

İşte son örneğini birlikte yaşadık.

AK Parti, şimdiye kadar hiçbir iktidarın gösteremediği bir cesaretle, son derece önemli adımlar attı. Ancak, gereken desteği bulamadığı gibi, kendi hazırlıksızlığının da kurbanı olunca, yarı yolda pes etmek zorunda kaldı.

Eğer ülkemizi, Kürt sorunu-PKK terörü sarmalından kurtarmak istiyorsak, bunun için iktidarı ve muhalefetiyle birlikte harekete geçmek zorundayız. CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin eski tutumunu değiştirdi. Deniz Baykal’ın aksine uzlaşı ve görüşme aradığını ortaya koydu ve alkış aldı. Başbakan Tayyip Erdoğan da, doğrusunu yaptı ve ümitlerimizi arttırdı. O da alkış aldı.

Artık kavgayı kesin, uzlaşı arayın

Artık bu konuda kavga istemiyoruz.

Artık Erdoğan’ın, sürekli muhalefeti dövmesinden, muhalefetin de AK Parti’nin her açılımına itiraz etmesinden bıktık.

Yetti artık... Eğer gerçekten bu ülkeyi, kendinizden ve iktidar hırsınızdan fazla seviyorsanız, o zaman uzlaşın. Birbirinize el uzatın ve bir tek bu konuda ortak strateji oluşturun. Kavgalarınızı başka konularda yapın.

Bu uzlaşıyı sağlayamazsanız, iki elimiz yakanızda olacaktır.

Bunu da böyle biliniz.