“Obsesif gülme bozukluğum var!”

'Zor Değil' şarkısı ve ses tonuyla milyonları yakayan Mabel Matiz, 'Gök Nerede' albümüyle bize yeniden dokunuyor. Obsesif gülme hastası olan ve şarkılarıyla dünyayı değiştirmeye çalışan Mabel Matiz ile özel hayatından çocukluğuna her şeyi Karnaval için konuştuk...

“Obsesif gülme bozukluğum var!”

Röportaj: CANAN'DAN YILDIZ

canan.danyildiz@posta.com.tr

Prodüksiyon: Begüm Baki

Çok röportaj veren biri değilsiniz Mabel Matiz...

Evet, çok ortada olmayı sevmiyorum; gerektiğinde konuşmak daha iyi.

Bizi, her yaş grubunu nasıl yakaladınız?

Kendim olmaya çalışıyorum, müziğimde de bu var; bir gerçeklik arayışım vardı, normal yoldan çıkıp patika olanı seçtim. Bu hakikati bulma derdi benden çıkıp insanlara sirayet etti, bence ondan.

Ama yaşınız bu ‘gerçeklik’ derdi için çok küçük be!

Çok küçük değilim aslında; ‘hakikat’ derdini yaşamak için. Ama ben de kendi hayatımda zorlanıyorum, başka şeylerle çarpışıyorum, uyum sağlamaya çalışıyorum, çok gelgitler yaşıyorum. Müziğimi de kendi yolumu bulmak, mutlu olmak için yapıyorum.

Tabii müzik yayılan bir şey...

Evet, benden çıkıyor, çok geniş coğrafyalara ve insanlara dokunuyor. Kendimle ilgili bu yola girince başkalarıyla da yollarımın kesiştiğini gördüm; müziğimle birbirimizi iyileştiriyoruz.

 Hayatla ilgili büyük dertleriniz mi var?

Hakikati bulmak! Hepimizin bir eşitlik halinde olmaması en büyük mutsuzluğum. O sebeple insanlar birbirini anlamıyor, değiştirmeye çalışıyor ya da uzaklaştırıyor.

 Kendi yaşıtlarınız gibi eller havaya niye değilsiniz yahu!

Bilmem! Değilim işte, olmayışım farkımı yaratıyor.

Mersin doğumlusunuz; ne var orada böyle acayip olmuşsunuz!

Mersin çok aydınlık bir yer. Rahat, özgür büyüdüm; bahçeler içinde...

Çocukluğunuza dair özlediğiniz bir şey var mı?

Ailem Mersin’de ve hala doğduğum evde oturuyorlar. Onları, orayı özlüyorum ama çocukluğumu değil. Negatif bir şey yok ama bunda. Çocukluğumla, geride bıraktığım kendimle mutluyum. O yüzden geriye dönme isteğim yok.

Tuhaf, farklı, hafif deli olduğunuzu düşünüyor musunuz siz de?

Bana çaktırmadan ‘deli’ diyorsun! Bence herkes farklı, herkesin içinde bunlar var; benim farkım bunları çok çıplak bir biçimde gösteriyor olmam. Ben cesur ve hevesliyim. Bu yüzden sivriliyorum, ama farklı mıyım? Bilmiyorum.

Mütevazılık da on numara beş yıldız!

Eskiden daha mütevazıydım, ama sonra seni hakikaten öyle sanan insanlarda bir had bilme sorunu oluyor, bu beni rahatsız edince biraz daha kendimi çektim açıkçası. Ama ‘ben starım’ havasında dolaşanlardan değilim.

Hakikat tamam da, isminiz aslında Fatih Karaca...

‘Niye Mabel Matiz’ adını kullanıyorum, bu kadar gerçek düşkünü olup değil mi? Bence isimlerin önemi yok! Onlar değişebilir, önemli olan başka iyi şeylerin çoğalması.

Hala ‘Fatih’ diye hitap edenler var mı size?

Annemler de alıştı yeni adıma, ama hala ailemin bir bölümü ve bazı eski arkadaşlarım ‘Fatih’ diyor. Ben Mabel’e de Fatih’e de alışkınım!

“Eli çok hafif bir diş hekimiyim”

 ‘Gök nerede’ son albümünüz...

Ruhumun daha fazla geçtiği bir albüm oldu bu, onu söyleyeyim... 5. yılım bu piyasada, ben de dünya da o sırada çok değişti tabii. Müziği yapma nedenim bile değişti. Çok geniş bir coğrafya bulacaklar albümde. Kendi dilimi başka başka coğraflarda işaretledim.

Neydi, ne oldu müzik yapma nedeniniz?

Eskiden, yaptığım şarkılar insanlara ulaşsın, beni dinlesinler tanısınlar, sadece bu yetiyordu. Ama şimdi dilin yani sözcüklerin ve müziğin gücünü ve insanları nasıl etkilediğini biliyorum. Artık bir araya gelmek ve hayatı iyileştirmek için müzik yapıyorum.

Böyle bir misyon, politik duruş edinmek zorunda mısınız?

Hayır tabii ki! İnsanlar nasıl bir hayat yaşamak istiyorlarsa onu yaşasınlar. Bizim böyle bir görevimiz olduğunu düşünmüyorum.

Sokakta hareketlerinize dikkat etmez misiniz yani?

Keşke ünlü olmak bu kadar farkedilir bir şey olmasa; ya da ben sokakta sevgilimle el ele yürürken dikkat çekmesem. Dikkat etmek zorunda kalıyorum tabii ki de.

Kendiniz renkli misinizdir?

Evet, kendimi dünya vatandaşı olarak görüyorum, çok renkliyim; soğuk ritmler de bulursun, çok sıcak sound’lar da...

 İki Mabel var bence: Çok çocuk ve çok olgun! Şaşırtıcı değil mi?

Bu çok kıymetli bir şey. Gerçekten içimde bir çocuk da var çok olgun bir adam da.

Bu yüzden mi Sezen Aksu’dan, Nazan Öncel’den ya da Yıldız Tilbe’den okuyabiliyorsunuz?

Tam da o! Güveniyorlar ve içgüdüsel bir şey bence. Tanışmıyorduk ben o şarkıları cover yaptığımda. Ama demek ki ruh birbirini buluyor. Bu albümde de Nazan Öncel’den ‘Bir Hadise Var’ı cover yaptım. Nazan Öncel şarkısı okumak, okyanusa kapı açmak gibi.

Aslında diş hekimisiniz; o da tuhaf!

Evet, bir dönem yaptım hatta, hastalarım oldu. Elim de çok hafiftir ha! Bence acayip değil, doktorluğun da insanlık konusunda bir yapıcı ve sorumlu tarafı var, aynı hassasiyet müzikte yok mu sence?

Ünlü olmanın ne gibi iyi bir tarafı var?

Sorumlu biriyim ben, ünlü olmanın yalnızca konforlu, iyi bir hayat sağlamasının yanı sıra bir düzgün işe yaraması lazım. Dünyayı değiştirmeye, evirmeye çalışıyorum; büyük iş farkındayım.

‘Yaşasın oldum, yırttık’ dediğiniz oldu mu?

Galiba bir Çanakkale konseriydi, ilk kez çok büyük kalabalık hep bir ağızdan şarkıları söyleyince ekibimle ‘Vay be’ dediğimizi hatırlıyorum.

Ya egonuz Fatih ya da Mabel?

Herkes kadar var! Ama yönetmeye ve baş etmeye çalışıyorum.

“Kıyafetlerimi ben seçerim”

Stiliniz de en az sesiniz kadar dikkat çekici!

Evet, özel diktiriyorum. Ben kendimi sen söyleyene kadar ‘herkes gibi’ giyiniyorum sanıyordum! Değil mi? Ekose hayatta sevmem mesela. Bir dönem annem dikerdi gömleklerimi.

Hakikaten herkes sizinle aynı görünüyor mu sanıyorsunuz?

Sen diyene kadar evet öyle sanıyordum! Tamam tamam şaka; tabii giydiğime dikkat ediyorum.

Kendinizden korktuğunuz, deli anlarınız var mıdır?

Bazen evet... Çok sinirlenen biri değilim; ama sinirlenirsem gözüm kararıyor, o anlarımdan korkuyorum. Öfke kontrolü yapamadığım anlar oluyor.

Ya aileniz? Onlar nasıl insanlar?

Annem terzi, ama iyi ve stili olan bir terzi. Babam tır şoförüydü; az görürdük onu, çok özlerdik. Bir erkek kardeşim var ama çok görünmediği için tanımıyorsunuz.

Gurur duyuyorlar mı sizinle?

Önceleri müzik yapmanın çok zor olacağını düşünüp korkuyorlardı haliyle, hekimliği bırakmamı istemediler; ama şimdi başarınca bu durum değişti. Artık çok gurur duyuyorlar.

Çocukken de değişik miydiniz?

İlgi alanlarınız vs... Babam iş dönüşlerinde bize defter gibi şeyler getirirdi farklı ülkelerden. Ya da değişik oyuncaklar. Annem gözüaçık bir kadındı, beni iyi yönlendirdi diye düşünüyorum.

Kendinizi tarif edin desem?

Depresif değilim, sık sık da gülme krizine giriyorum; onu sana söyleyeyim. Gülme hastalığım var, obsesif gülme bozukluğu olarak teşhis kondu! Kliplerde de gülme krizine giriyorum. 

Kekemeymişsiniz de...

Evet, kardeşim de öyle. Muhtelemen bana bakarak oldu o da. Küçükken beni çok üzerdi o halim. Heyecanlandığım ve kızdığımda hala kekeliyorum!

‘Ulan bir gün bırak konuşmayı, şarkı söyleyeceğim!’ dediğiniz olur muydu?

Çocukluğumda kekemeliğimle alay edildiğinde çok ama çok üzülürdüm. Hep bir gün büyük bir iz bırakacağımı bilerek yaşadım ama... Psikolojide yansıtma derler ya, o! Ama bu aksaklığıma rağmen çok da iyi bir öğrenciydim; bir gün büyük bir şey olacaktı benden, bunu biliyordum.

Ne yaparsınız, günlük hayatınız nasıl geçer?

Vallahi çok çalıştığım zamanlar da oluyor; ayaklarımı uzatıp hiçbir şey yapmadığım da.

Özel hayatınız nasıl? Biri var mı?

Evet var. 1.5 yıldır biriyle birlikteyim ama bir ayrılıp bir barışıyoruz!

Sorun sizden kaynaklanıyordur kalıbımı basarım Mabel!

O da öyle söylüyor, sorun bendeymiş!