Oh be 'dünya' varmış'

a
a
Pazar, 12 Eylül 2010 - 05:00

'12 Dev Adam' göğsümüzü kabarttı, dünya spor tarihine Türkiye'nin adını altın harflerle yazdırdı. Basketbolun Türkiye'deki 100 yıllık tarihi; hüzünlerle, sevinçlerle doluBu yol kolay yürünmedi. Basketbola ömrünü adayan, başarılı olmak için her şeyi yapan o müthiş insanları anmadan olmaz. İşte size geçmişten günümüze bir ‘pota’ demeti...

50 yıllık yazı hayatına hezimetler ya da hüzünler yer etmiş bir kişinin gerçekle yüz yüze kaldığında neler hissettiğini size anlatabilseydim. Bunun bir düş olmadığını biliyor ama yine de düşler aleminde geziyordum. ‘Dünya’ çocukları pota savaşı veriyor, gözlerim her molada ponpon kızlar yerine, bu çocukların dedelerini, babalarını ya da ağabeylerini görüyordu. Şair, “Dünya kaçtı gözüme” dizesini bu günler için mi yazmıştı? Sanki asırlık bir resmi geçit içinde beni ve dünyayı selamlıyorlardı.

Gülümseyen gözlerinde 100 yıllık bir iz bırakmanın ve galiba biraz unutulmuş olmanın hüznü vardı. Ama buna rağmen “Olsun ,biz olamadık ama bizim çocuklar başardılar” demenin coşkusu içindeydiler. Süreyya Genca, Kerim Bükey, Vedat Abut, Feridun Koray, Turgut Atakol, Faik Gökay, Uğur Erel ve Osman Solakoğlu’nu, şimdiki başkan Turgay Demirel öpüyordu, “Sizler olmasaydınız ‘dünya’mız kararırdı” diyerek. Sonra Tanyeviç’i gördüm. Yanında kimler yoktu ki? Yuda Çerasi, Samim Göreç, Osman Kermen, Naili Moran vardı. En kalbi hisleriyle onlara gülümsüyordu. Baba Kemal Erdenay, oğul Harun Erdenay’ı kutluyor, Amerika’dan gelip milli takıma giren Hüseyin Öztürk, Hidayet ve maskeli süvari Ersan’a el sallıyordu. Cem Atabeyoğlu, Erdoğan Arıpınar’a “Şükür ki görebildik” diyor, Namık Sevik, Necmi Tanyolaç, Kahraman Babçum ve tabi ki Hıncal Uluç “Biz demedik mi, yazmadık mı” diye seviniyordu.

Başarı potaya zembille inmiyordu. Hüsamettin Topuzoğlu’dan Ertan Anadol’a, Arman Talay ve Necip Kapanlı’dan Doğan Ersavaş’a, Ömer Araz’dan Esat Yılmazer, Ünal ve Çetin Yılmaz’a yazılması ve aşılması çok uzun bir yolda yürüdük. Biz Spor ve Sergi Sarayı’ndan geldik. Duşumuz akmaz, kaloriferimiz yanmazdı. İnancımızdan başka bir şeyimiz yoktu bizim..Ama şimdi artık bir ‘dünya’mız var...

BASKETBOLDA AMERİKAN YARDIMI

James Naismith aslen Kanadalı idi. Amerika’da Springfield’de YMCA da spor öğretmenliği yapıyordu. Beyzbolculara yararlı olacak bir kış idmanı düşünüp, basketbolu ilkel biçimde oynatmıştı. Oyun zamanla gelişip kış idmanı olmaktan çıkacak ve Naismith 13 maddeye dayalı basketbolü salonda oynatacaktı (20 Ocak 1892). Hızla yaygınlık kazanan basketbolun Türkiye’ye girişi için yıllar geçmesi gerekecekti. YMCA 1920’de İstanbul Müdürü Diver’in öncülüğünde Selim Sırrı Tarcan ve Öğretmen Okulu öğrencileriyle harekete geçmiş ve çalışmalar tamamlanınca 4 Kasım 1921’de Darülmuallimin-i Aliye yani Yüksek Öğretmen Okulu’nun Cağaloğlu’ndaki binasının karşı bahçesinde ilk ciddi basketbol maçını oynatmıştır: YMCA: 18 Türk Takımı: 14 (Kaptan Ahmet Robenson).

BASKETBOL MINTIKASI

Galatasaray ve Fenerbahçe’nin çalışmalarına Nişantaşı da eklenmiş ve Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı (Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü) kurulması ile (1923) İstanbul Basketbol Mıntıkası oluşturulmuştu. Kurtuluş, Beyoğluspor Maccabi, Protkeba İtalyan Kartal, İstanbul Ligi’nde yer almışlardı. Musevi vatandaşların oluşturduğu Maccabi takımı şampiyonluğu kimseye bırakmamıştır. Türkiye’de ilk basketbol, İstanbul’da Robert Kolej’de oynanmıştı (1904). Amerikalı bir öğretmenin bu oyunu öğrencilerine göstermesi ülkemizdeki basketbolun yaygınlaşmasında ilk adımlar olmuştu. Milli Takım Naili Moran’ın öncülüğünde oluşmuştu. Sporcular ve basketbola gönül verenler aralarında topladıkları para ile Yunanistan’ı ülkemize getirmişlerdi. Beyoğlu Halkevi Salonu’ndaki bu ilk milli maçta, takımımız Yunanistan’ı 49-12 yenmişti (24 Haziran 1936). Bu sonuç Milli Takım’a olimpiyat oyunlarının kapısını açmıştı. Milli Takım Şili ve Mısır’a yenilecek ama uluslararası alanla tanışacaktı.

EFES PİLSEN’İN YILDIZLARI

Başkan Vedat Abut’un çabaları, Faik Gökay döneminde hızlanmış yıldızlar ve kızlar kategorilerinin oluşturulması, bu spor dalının yaygınlaşıp büyümesinde etkin rol oynamıştı. 1966-1967 sezonu basketbol için yeni bir dönemdi. Türkiye Basketbol Federasyonu, Deplasmanlı Ligi oluşturacak, başta Osman Solakoğlu olmak üzere, salonlar kaygan zeminden kurtulacaktı. “Kolay ve geçici“ yerine, “Zor ve sürekli” anlayışı benimsemek, zaten sporun temel hedefi olmalıydı. Basketbol da bu anlayışın dışında değildi. Müesseseler içinde çağdaş atılımı Eczacıbaşı başlatmış, ısrarlı takipçisi ise Efes Pilsen olmuştu. Köklü zirve bakışını, zamanla alt yapıya indirmiş ve en güçlü oyuncu ve koçlarla sadece ülkenin değil, Avrupa’nın da yıldızlar takımı olmuştu.

ÖNEMLİ NOT: Spor hayatımız boyunca başarıları, skorla değerlendirenlerden olmadık. Övgüler için ne final, ne de şampiyonluk gününü bekledik. Başarıyı kupa ve madalya ile ölçmedik. Bu yazıyı Fransa maçından önce yazdık. (E.H.)

POTA ALTINDA ASIRLIK İZLER

-Galatasaraylı Ahmet Robenson İngiliz baba ve Hintli bir anneden dünyaya gelmişti. Ahmet adını almış ve sporun ıssız adası durumundaki basketbolumuzda tam bir Robenson olmuştu. Sonrasında Amerika’ya gidecekti (1930).

-İlk Basketbol Milli Takım’ı Feridun, Habip, Penso, Naili Sakalak, Hayri, Nihat ve Sadri’den kuruluydu. Naili (Moran) önemli yöneticilerden olmuş, Atletizmin öncülerinden sayılmıştı. Sadri ise futbolun Arap Sadri’si idi. Sadri Usuoğlu aynı yönetim gayretlerini futbolda gösterecek ve Beşiktaş’a uzun yıllar hizmet edecekti.

-Basketbol hayatını l950-58 yılları arasında Darüşafaka ve Beşiktaş da sürdüren Hüdai Budanur kısa boyuna rağmen erişilmez bir rekorun sahibi oldu. Beşiktaş’ın İstanbul Karagücü ile yaptığı maçta takımının bütün sayılarını attı. 16 Mart 1957 tarihindeki bu maç Hüdai’nın basketleriyle 110-56 bitti.

-Yalçın Granit basketbolun ilk devi olarak her zaman hatırlanacaktır. Darüşşafaka, Galatasaray ve Racing’de (Fransa) oynadı. Milli Takım kaptanlığı yaptı. 68 maçta 896 sayı atarak rekor kırdı. Milli Takım’ın, Galatasaray’ın, İTÜ’nün ve Eczacıbaşı’nın en iyi teknik direktörü oldu.

GERÇEK ‘DEV’ ADAM

-Basketbolumuzun gerçek dev adamı Hüseyin Alp’ti (Boyu 2 metre 15 santimdi). Sivas 4 Eylül Kulübü’nün önerisi ve İTÜ’nün daveti ile İstanbul’a geldiğinde 25 yaşındaydı. İTÜ ve Altınordu’da oynadı .

-Faruk Akağün basketbol alanında geniş yer tutan bir öğretmendi. Modaspor (l963), PTT, Kadıköyspor, Altınyurt, Fenerbahçe, Efes Pilsen, Çukurova, Taçspor, Eczacıbaşı gibi kulüplerin formasını giydi. Teknik direktörlük yaptı.

-Lütfü Arıboğan başta Efes Pilsen olmak üzere çeşitli kulüplerde oynadı. Yöneticilik yaptı. Şu anda basketbol değil de Futbol Federasyonu Başkan Vekili.

-Turgut Atakol sporun temel taşlarından biridir. Galatasaray’da basketbol oynarken kürekte ‘geçilmez’ olarak bilinen 4 tek takımında yer aldı. Basketbolun başkanı oldu (1958-1964). Hakemlikte uluslararası ün yaptı. ‘Basketbol Hakem Tekniği’ kitabı FİBA tarafından hakemlere kılavuz olarak kabul edildi.

BASKETÇİ VE FUTBOLCU

 -Can Bartu gerçek anlamda hem futbol hem basketbol oynayan bir sporcuydu. Basketbola Fenerbahçe’de başladı. 6 kez milli oldu. Fikret Arıcan’ın ön ayak oluşuyla futbolu tercih etti.

-Yakovas Bilek, Kurtuluş’ta oynadı. Uluslararası basketbol hakemliğine yükseldi. 1961’de Almanya’ya gitti ve 5 yıl Almanya Milli Takım’ının tek seçiciliğini yaptı. Köln’de spor yazarlığı da yaptı.

 -Kemal Erdenay’ın hayatı İTÜ ile özdeşleşti. Şekerspor ve Muhafızgücü’nde de oynadı. İTÜ’nün sembolü haline geldi. Harun Erdenay da bundan nasibini aldı ve bu spora 10 yaşında burada başladı. Efes’te oynayıp Kemal Erdenay’ın çalıştırdığı İTÜ’ye döndü.

-Sadi Gülçelik de (1930-1980) spor hayatına Galatasaray’da voleybol oynayarak başladı. 1955’e kadar bu kulüpte hem voleybol hem basketbol oynadı. Karagücü ve Modaspor’da yer alıp Milli Takım’a 206 sayı kazandırdı. ENKA’da adına spor tesisleri yapıldı.

-Yılmaz Gündüz, Galatasaray ve Mülkiye’de oynadı. Ankaragücü’nde ise hem basketbol hem de futbol oynadı. Fenerbahçe’ye geçti. Burada basketbolun yanı sıra futbolu da sürdürdü santrafor mevkiinde yer aldı. Sinemada yönetmenlik ve oyunculuk yaptı.

 -Erdoğan Karabelen, Fenerbahçe’de ünlü bir atletti. Milli oldu, 110 engellinin sayılı isimlerindendi. Basketbola başlayıp Darüşşüfaka forması giydi. Belçika’da ve tekrar Fenerbahçe’de oynayıp koçluk yaptı. Osman Kermen basketbolun dışında tenis ve biniciliğin önemli isimlerindendir. Basketbolda asbaşkanlık, hakemlik yaptı. 5 spor kitabı yayınladı. Türkiye’nin günlük ikinci spor gazetesini yayınladı (1954).

-Altan Dinçer, Fenerbahçeli ünlü voleybolcu Voleybolcu Seçkin Töreli’nin’in eşi. Pota altına Vefa’da girdi. Modaspor, Fenerbahçe ve Milli Takım’da ün elde etti (1952). Milli forma altında 677 sayı attı. Oğlu Fenerbahçeli Kemal’i de basketçi olarak yetiştirdi.

-Mehmet Baturalp, basketbol kapsını Darüşşafaka’da açanlardandır. Fenerbahçe’de yıldız ve sembol oldu. Milli takımın l5 kez kaptanı ve teknik direktörü oldu. İTÜ ve Fenerbahçe’yi de çalıştırdı.

-Aydan Siyavuş 8 yaşında basketbola başladı. Kadıköyspor’da gelişti. Milli Takım, Eczacıbaşı, Efes Pilsen’in koçluğunu yaptı. Efe Aydan gibi çok sayıda yıldız yetiştirdi.

-Aydın Örs salona 1974’te girdi, DSİ ve Şekerspor da oynadı (1973-81). Milli formayı taşıdı. Efes Pilsen ve Fenerbahçe’de teknik adamlığını en üst dereceye çıkardı.

-Barış Küce basketbola Kolej’de başlamış, Fenerbahçe ve İTÜ’de oynamıştı. Sonra tekrar Ankara’ya dönecek Muhafızgücü, Kolej ve Ankaragücü’nde oynayacaktı.

-Erdoğan Partener Galasaray’ın ünlü basketbolcusuydu ama aynı zamanda voleybol ve hentnbolda da bir yıldızdı.

-Erdal Poyrazoğlu Kolej, Fenerbahçe, Muhafızgücü, Karagücü ve Eczacıbaşı forması giydi. İstanbul Üniversitesi’nde öğretim üyesi de olmuştu.

-Zeki Tosun İTÜ’nün sembolü olmadan önce futbolda Kırklarelispor’un kalesini koruyordu. 18 yaşında İTÜ’ye geldi Kemal Erdenay ile İTÜ’de yıldız oldu.

-Emir Turam Basketbola Galatasaray’da başlamış Eczacıbaşı ve Efes’te oynamıştı. Sporda bilimsel çalışmalar yapan bir öğretim üyesi oldu.

-Ali Uras, sadece basketbolun değil sporun da başkanlarındandı. Galatasaray formasını 1924’te giymişti. Kaptan ve profesör oldu. Kulübün başkanlığını yaptı (1985).

EFE VE ERMAN

 -Efe Aydan basketbola Galatasaray’da başladı (1971). KSK, Fenerbahçe, Eczacıbaşı formalarını giydi. 180 kez milli oldu yıldız basketbolcu olarak şampiyonluklarda en büyük pay sahibiydi.

-Mehmet Ali Yalım, Ankara ve Türk basketbolu denilince akla gelen ilk isimlerdendir. Harp Okulu ile Ankara Karması’nın da kaleciliğini yaptı. Başarılı bir hentbolcü ve atletti. Basketbol Milli Takım’ının kaptanlığını yaptı ve 208 sayı kazandırdı. Milliyet de uzun yıllar yazdı, albay rütbesi taşıdı.

-Ünal Büyükaycan: İzmir’de KSK’da yetişti. Galatasaray ve Belçika’da oynadı, Milli Takım ve Beşiktaş’ta yer aldı. Teknik direktörlük yaptı. Eşi Caner (Arda) Galatasaray’da voleybol ve basketbolda başarılı oldu. Kürekte şampiyondu. Oğulları Ömer Eczacıbaşı’nın yıldızıydı.

-Şengün Kaplanoğulu: Milli Takım’da 115 maça çıktı. 62 kere kaptanlık yaptı, 1353 sayı attı. Yenişehir, Mülkiye, Modaspor ve 14 yıl Galatasaray’da oynadı. Teknik direktör olarak hizmet verdi.

-Erman Kunter İTÜ’den yetişenlerden oldu. Beşiktaş, Yenişehir Meysu ve Eczacıbaşı’nda oynadı. 150 kez milli formayı giydi. Teknik direktör olarak basketbolü sürdürdü. Hüseyin Kozluca Fenerbahçe’de basketbola başladı. 1956’da Galatasaray’a ,sonra tekrar Fenerbahçe’ye geçti (1963). Ligde sayı kralı oldu.

-Doğan Hakyemez Basketbola 14 yaşında başladı. Efes Pilsen’in ve Milli Takım’ın formasını giydi. Karşıyaka’da spor hayatını sürdürdü.

-Turhan Tezol, İzmir’de yetişti. Modaspor’un başarılarında pay sahibi oldu. Milli Takım’a 26 kez kaptanlık yaptı. 472 sayı kazandırdı. Basketbola İzmir Altınordu’da veda etti.

-Gülseren Gönül en başarılı kadın basketbolcu olarak kabul edildi. İlk maçına l964’te çıktı. Ortalama 30 sayı yaptı. Ligde 4 maçta 183 sayıya ulaştı. 16 yıllık basketbol hayatını Kolej, Yükseliş, Beşiktaş ve ODTÜ’de sürdürdü. Viyana’da oynadı. 2 metre 5 santim boya sahipti.

-Ayten Salih, Fenerbahçe’nin voleybol ve basketbolda yıldızıydı. Ayrıca atletizm ve kürek dallarında faaliyet gösterdi. Kıbrıs’ta mücahitler arasında yer aldı. Doktordu.

-Kadın Milli takımı’nın ilk çalıştırıcılığını Beşiktaş’ın yıldızı Fehmi Sadıkoğlu yaptı (1987-1992). Daha sonra bu görevi Bailey, Murat Tümer, Erdinç Talu, Aziz Akkaya ve Cem Akdağ gibi isimler sürdürdü.

4