Okulda lakabım 'Karışık'tı

Mehmet Ali Erbil bir süre önce son eşi Tuğba Erbil'den ayrıldı. Çapkınlığı ile ünlü şovmen 6 ay aradan sonra Çarkıfelek'le televizyon şovuna geri döndü. 5 kez evlenip boşanan Mehmet Ali Erbil'le yeni hayatını, kadınları, ilişkilerini konuştuk. Yerinde duramaz hali ilişkilerine ve evliliklerine de yansıyormuş. “Yemek masasında 15 dakika duramam, evliliklerim de 15 dakika sürüyor!” dedi.

Pazar, 25 Temmuz 2010 - 05:00

Okulda lakabım 'Karışık'tı

Seral Cumalı

scumali@posta.com.tr

 Sizin sevgiye doymayan bir haliniz var...

Açım açım.

Bu çocukluktan kaynaklanıyor olabilir mi; çünkü babanız sizi hiç kucağına alıp sevmemiş?

Sevgiye aç bir çocukluk yaşadım. Hala da öyleyim, yine de sevgiye doyamıyorum. Kim istemez ki sevilmek? Ama ben bir tek ona bağlamıyorum, kişinin karakter yapısıyla da alakalı bir şey.

Siz çocuklarınıza çok sevgi gösteriyorsunuz...

Dediğim gibi karakter meselesi bu. Kimisi çok sevgi gösteriyor, kimisi göstermiyor. Ben göstermekten yanayım, ya da kendi kişiliğim öyle.

Geçenlerde Çarkıfelek’te bir ara kızınız Jasmin’i yanınıza çağırdınız, ona sıkı sıkı sarılıp gözlerinizi kapatıp dans ettiniz. Neydi o anki ruh haliniz?

Ablasının (Sezin’in) düğününde de Jasmin’le öyle sarılmıştık. Tam kız tarafı gidiyor, kız erkek tarafına kalıyor. O bana bir anda çok dokunmuştu. Sezin’in halası gitti, amcası gitti, bilmemnesi gitti, bir tek babası kaldı, kardeşi kaldı, birazdan onlar da gidecek kız kalacak elalemin oğluna. O zaman sarıldık Jasmin’le, dakikalarca ağladık ikimiz de. Niye ağladığımızı bilmiyoruz ama...

Peki Çarkıfelek’te Jasmin’le aynı şek ilde dans ederken hissettiğiniz neydi?

Sezin’in düğünündeki o duyguyu hissettim, 10 gündür de Ali Sadi’yi görmüyordum. Ali Sadi’ye sarılır gibi de sarıldım. Onun da sevgisi ve özlemini duydum.

Ali Sadi galiba zayıf noktanız?

Biraz olgunluk dönemime geldi. Bir de tam o küçükken ayrıldık. Gerçi her ayrılışlarımda çocuklarım küçüktü ama ben bu kadar büyük ve olgun değildim. O yüzden...

Ali Sadi alıştı mı ayrılığa?

Alıştı. Erkek çocuk anneye düşkün olur, ama enteresan Ali Sadi bana çok düşkün. Ne zaman telefonda konuşsak “Ben babama gideceğim” diye ağlıyor. O yüzden ruh hali bozulacak diye tedirgin telefon açıyorum.

Eski ayrılıklarınızda sizi bu kadar durgun görmedik. Bu ayrılık daha mı koydu?

Bilmiyorum ki; dönem meselesi. İnsanların o anına, o sürece bağlı. Diğer dönemlerde dediğim gibi daha gençtim.

Ayrılırdınız ama neşeniz hep yerindeydi...

Yo yine enerjim, neşem yerinde.

Siz genelde hep neşelisiniz. Bu haliniz bir sahne şovu mu?

Kendim de eğleniyorum, önemli olan o. Kendim eğlendiğim için o duyguyu aktarabiliyorum seyirciye. Onu yaşamazsam aktarabilmek çok zor. O oyunla, rolle olacak şey değil, kendimin eğlenmesi, kendimin zevk alması lazım.

Çok güldürüyorsunuz; normal hayatta da komik misiniz?

Aşağı yukarı komiğimdir. Ama bazen eleştiriler de geliyor; “Sululuk yapıyor da bilmem ne de” diye. Haftanın her günü 2.5-3 saat orada çıkıyorum stand-up gibi bir şey yapıyorum. İnsanlara, eleştirenlere, yazı yazanlara kolaymış gibi geliyor. Arada bir sululuk da olacak yani. Bunu hiç düşündükleri yok; hadi çık bakayım oraya bir saat bir şey yap! ‘Sululuk yapıyor” diyenlere söylüyorum...

Yazılı bir metniniz oluyor mu?

Hayır canım, ben her gün bir stand-up yapıyorum. İnsanlar her gün benden bir şey bekliyor, bir olay bekliyor. Arada bir de dozu kaçtığı oluyor! Tabii kaçabilir.

Çok canlı yayın kazasına uğradınız siz...

İnsansın yani herkesin başına gelebiliyor. Yeri geldiğinde başbakan bile bir şey kaçırıyor, cumhurbaşkanı bile kaçırıyor. İnsanız eninde sonunda ve canlı yayın bu. O kadar bıçak sırtında bir durum söz konusu ki, her an her şey olabiliyor.

En kötüsü neydi?

En kötüsü işte yine yaptığımız bir programda çocukların pijamasını, iç donunu gösteriyoruz, uzun külot falan. Her zaman onları sıkı sıkı bağlıyorlardı, pantolon düşüyor ama külot sıkı sıkı bağlı olduğu için duruyordu. Bu sefer iyi bağlamamışlardı, külot da düşünce...

O da unutulmadı haliyle; herkes hatırlıyor...

Ama biz de yola bilmem ne gösterelim diye çıkmadık yani.

Son olarak, “Ankaralı Turgut’la birlikteyim” esprisi yaptınız. Hep yaptığınız bu esprileriniz yüzünden sizin eşcinsel olduğunuzu düşündük...

Öyle bir kompleksim olmadı benim. Bu yüzden de öyle rahat yaptım ki bu tür esprileri. Kimi insan belki öyle düşünebilir ama ben okuldan beri hep bu tür espriler yaparım. Ortaokulda hep kızlarla arkadaştım, erkek çok az arkadaşım vardı. Erkekler kıskanırdı; bana ‘Karışık’ derlerdi. Herkesin bir lakabı vardır ya, bana da evet ‘Karışık’ derlerdi.

Buna kızar mıydınız?

Hiç alınmazdım. Bana ne, ne olur ki? Öyle bir kompleksim hiç olmadı. Zaten öyle bir yapıya sahip olsaydım da özgürce bunu yaşardım.

Açıkça söyler miydiniz?

Tabii canım bu insanın cinsel tercihi, kim kime karışabilir? Bu cinayet değil, terör değil, bundan daha doğal bir şey göremiyorum. O yüzden de kimsenin yapamayacağı esprileri yıllarca ben yapabildim onlara. Ve onlara hiç ters ve acı gelmedi, hiç canları acımadı. Hiçbir zaman da kızmadılar.

Hep güldürdünüz, dram oynarsanız seyirci yadırgar mı?

O kadar bu işin içinde olan insanlar bile bu kadar önyargıyla bana geliyorsa, seyircide de bu hayli hayli vardır. Çok iyi, cuk oturan bir senaryo gelse hiç tereddütsüz oynarım. Ama gelmiyor açıkçası. Şimdi Okan’la (Bayülgen) birlikte oynayacağımız bir film projesi var. Sürprizleri olan güzel değişik bir senaryo. Eylül’de onu çekeceğiz.

Yıllar önce sizi tiyatroda ‘Küheylan’ adlı oyunda izlemiştim. Oradaki oyununuzu da benim gibi bütün izleyenler unutmadı. Bu kadar yetenekli bir oyuncuyken daha iyi yaptığınız için mi şovmen olmayı seçtiniz, yoksa bu işte daha çok para olduğu için mi?

Para için değil tamamiyle tabii. O bir seçimdi. Daha bir özgür, daha bir rahat olabilmek, daha kendimi göstereceğim bir ortamda olabilmekti. Çünkü Devlet Tiyatrosu’nda her ay maaşım kesilirdi benim. Devlet Tiyatrosu’nun o ciddiyetine karşılık ben çok aykırıydım. Demirel başbakandı, daha Demirel taklitleri yokken ben taklidini yapardım. Düşünün bir de bunu Devlet Tiyatrosu’nda yapardım. Sonra da her ay maaşım kesilirdi. Hiçbir zaman maaşımı tam alamamıştım. Disipline pek gelemiyorum, yıllardır da öyle, prova sevmem, ön hazırlık sevmem. 

Sizin yerinde duramaz haliniz ilişkilerinize, evliliklerinize de yansıyor bence. 5 kere evlenip boşanmaları buna bağlıyorum...

Evet. Ben yemek masasında bile 15 dakikadan fazla duramam. İş yemeği bile olsa duramam yani... Evlilikte de duramıyorsunuz! Evlilikte de 15 dakikadan fazla duramıyorum!!!

En uzun hangisiydi?

Bilmiyorum ki Nergis mi Tuğba mı; hangisi en uzun? En kısasını biliyorum da en uzunu bilemedim valla!

En çok hangisini sevdiniz?

Hepsi özel benim için.

Öyle mi gerçekten?

E tabii.

Boşandığınız eşlerinize para yağdırdığınız söyleniyor, çok para verdiniz mi?

Çocuklarımın ihtiyaçları kadar verdim. Onların mağdur olmayacakları kadar. Herkes de beni Koç’muş gibi görüyor. Geçenlerde bir durum oldu, “O kumarda bile gecede bilmem ne veriyor, versin!” demişler. Öyle bir şey uyanmış insanların kafasında.

Bu kumar durumu nedir?

Ama örnek olmalıyım kumarda insanlara. 30 yıldır oynuyorum, ne evimi sattım, ne barkımı sattım, ne altımdaki arabamı sattım, ne çocuğumun rızkını verdim. Kumar böyle oynanmalı. Yani bu kadar eleştirileceğime örnek alınması lazım. Ben kumarı sadece eğlence olarak oynarım.

Tuğba Hanım’la görüşüyor musunuz?

Tabii canım. Hiç öyle bir sorunumuz yok. Hiçbir çocuğumun annesiyle sorunumuz yok, olamaz da.

Boşandıktan sonra en iyi Nergis Hanım’la yürüdü galiba?

Muhsine (Sezin’in annesi) ile de iyi yürüdü. Şu anda yalnız kaldım, bütün evin alışverişiydi, yardımcılardı hepsinin denetimini Sezin’in annesi gelir yapar.

Bu kadınlar aldatıldılar, kırıldılar, ayrıldılar, hala bu kadar yanınızda olmalarını nasıl başarıyorsunuz?

Bir kere çok güvendiğim, çok inandığım insanlarla evlendim, bunun çok önemli payı var. Ayakları yere basan, kültürlü, birikimli kadınlar ve bunun insani ilişkilerde çok büyük etkisi var. Ben de insani ilişkilere çok önem veren biriyim. O yüzden hep ilişkilerimiz böyle devam etti. Hala da devam ediyor.

Son evliliğinizde ayrılma nedeni neydi?

Aşırı ilgisizlik.

Kim aşırı ilgisizdi?

Son dönemlerde benden kaynaklanan bir ilgisizlik vardı. Eşim onun eksikliğini hissetti.

İlgisizliğin nedeni aldatma mıydı?

Ben onları aldatmak diye adlandırmıyorum. Ben 7 yıldır Tuğba’yla birlikteydim, 7 yıldır Tuğba’nın dışında kimseye kalbim çarpmadı. O yüzden de aldattım diye adlandırmıyorum.

Tuğba Hanım’ın Önder Fırat’la birlikte olduğu söylendi doğru mu?

Yok yok. O öyle bir yapıya sahip değil. Ben yaparım ama o yapmaz! Yani kendine karşı saygısızlık yapmaz.

Şimdi hayatınız nasıl gidiyor?

Yine yoğun bir döneme girdim, haftanın 5 günü canlı yayın yapıyorum, hafta sonları her cumartesi Kıbrıs’ta birkaç otelde program yapıyorum. Bir tek pazarlarım bana kalıyor, onda da çocuklarımla oluyorum. Zaten 6 ay tatil yaptım, şimdi herkes tatil yaparken ben çalışıyorum. Şimdi Ramazan da geliyor, iftardan sonra geleneksel Mehmet Ali Erbil eğlenceleri olur.

Boşandıktan sonra Seda Sayan’la tekrar kanka oldunuz, Tuğba Hanım’la evliliğiniz mi yakınlığınıza engeldi?

Yo; zamanlama meselesi. Öyle bir kopukluk olmuştu Seda ile, o kopukluk aile içinde de oluyor. Kimi zaman bakıyorsunuz kardeşinle de küsüyorsun. O da onun gibi bir şey. Yoksa ben hayatta kimseye kin tutamam. Öyle bir yapım var benim.

Dünyada sadece 100 kişide görülen ‘Kaçış Sendromu’ hayatınızı çok zorluyor mu?

Çok zorlamıyor, sadece 28 günde bir ya da ayda bir hastaneye yatıp ilacını alıyorum. Hastalığı neyin tetiklediğini kimse bilmiyor, ilaç sadece onu bloke ediyor. Riski yüzde 10’a belki yüzde 5’e düşürüyor.

Risk nedir?

İlacı almazsam belki krize girebilirim, atak gelebilir. Ama bu ilacı aldığım için yaklaşık 7 yıldır atak geçirmiyorum. Ama her ay 20 saat hastanede yatıyorum. Kolay bir şey değil, yaklaşık 10 yıldır bu ilacı alıyorum. Bazen canım sıkılıyor, hastaneden kaçıyorum. İki gün sonra devamını alıyorum.

Yani orada da duramıyorsunuz! Tanrı bana dedi ki “Ayda bir kez 20 saat hastanede yatacaksın!” Öyle dinlenmemi istedi.

Yine evlenecek misiniz?

Ay evlilik konusunda hiç büyük konuşmuyorum.

Siz seviyorsunuz evliliği...

Hoşuma gidiyor. Seremoni güzel bir şey. O heyecan, yeni biri, yeni bir hayat, yeni bir başlangıç... Güzel bir şey.

Kaç yeni hayat yaşadınız!

Evet, daha dur, daha başındayız! Benim balet bir arkadaşım var, doğduğu zaman babası 77 yaşındaymış.

Ben sizden de bu performansı bekliyorum!

Var, önümüzde çok örnekler var. Çocuk çok seviyorum, keşke daha çok çocuk yapsaydım bu yaşıma kadar...