Okumuş kadının sorunu

Kadının cinsel ilişkiye girmesini engelleyen vajinismus daha çok lise ve üniversite mezunu kadınlarda görülüyor. Aile ve toplum baskısı, ilk gece korkusu, çarşaf beklentisi bu sorunu tetikliyor

Pazartesi, 08 Şubat 2010 - 05:00

Okumuş kadının sorunu

Kadınlarda sık rastlanan cinsel sorunlardan vajinismus nedir?

Vajinismus aileleri hedef alan, beklemedik zamanlarda deprem ya da tsunami gibi vuran, çığ gibi düşen, sanki talihin arkasına saklamış karabasan... Hiçbir kız kendisinde böyle bir sorunun olduğunun farkında değil. Vajinismus doğanın özelliğinde, organın yapısında biraz daha ileri gidersek, organın yaratılış amacında gizlidir. Kadının vajinasının girişindeki kasların irade dışı kapanması ve erkeğin cinsel ilişkisine izin vermemesi haline verilen klinik bir tablonun adıdır.

Bu sorun neden kaynaklanıyor?

Vajina düz kaslardan oluşmuştur. Bedenimizde iki türlü kas vardır. Düz kaslar, çizgili kaslar. İskeletimize bağlı olan kaslar, çizgili kaslardır. Bunlar irademize bağlıdır. Midemiz, bağırsaklarımız, idrar yollarımız ve vajina düz kaslardan oluşmuştur. Düz kasların özelliği çalışması ya da çalışmaması irademize, yani istemimize bağlı değildir. Örneğin; midemizin ne kadar ve nasıl çalıştığını bilemeyiz. Onun bir düzeni vardır, kapısını açıp kapamak onun elindedir. Vajinismus iradeye bağlı olmadığından, herhangi bir nedenden kendini kilitlemişse, iradesiyle onu açma yeteneği kızımızın elinde olmuyor. Örneğin; yemekten çok kötü bir şey çıkmışsa, artık o yemeği yemiyoruz ya da yediğimizi çıkarıyoruz. Çünkü beyin bilgisayarı buna kodlanmış. O yemeği telkinle, iştah şurubuyla, teknik olarak mideyi genişletmekle, sakinleştiricilerle yemek mümkün değil.

Kızların cinsellik hakkında duydukları abartılı sözler bu sorunu tetikliyor mu?

Evet yüzde 100 tetikliyor. Düğün yapılıyor, binbir hayalle iki kişi evleniyor. Yani büyük aşkın sonunda yuva kuruluyor. Kız ve erkek yalnız kaldığında birden bire vajinismus sorunu umacı gibi karşılarına çıkıyor. Olay şu: Toplumumuzda kızların ve erkeklerin evliliğe hazırlanışları biraz masalsı. Hep iyi, güzel şeyler düşlenir, sanki bir cennet kapısının anahtarı yeni evlililerin eline verilir. Ama o kapının ardındaki gerçekleri kimse bilmez ve onlara bu öğretilmez. Bildikleri, öğrendikleri ise kulaktan dolma, korkutucu şeyler.

İlk gece kan beklentisinin vajinismusta etkisi var mı?

Kan sadece beklenti değil, adeta reklam edilir. Kanama Allah’ın emri gibi gösterilir, üzerine efsane yaratılır. Aslında her insan kandan korkar. Kızlar daha çok korkar. Birinci: Kan ve kanama korkusu modu beyin bilgisayarına işlenir. İkinci: Acı. Acıyla kanama, birbirinin ikiz kardeşi gibidir. Bir yer kanarsa, acı da onun yanında gelir. Sanki çok kan, çok acı gibi bir çağrışım da yapar. Bu da ikinci korku modu olarak beyin bilgisayarına yerleşir. Üçüncü: Zarın patlaması. Duyduğum akıl dışı sözleri paylaşayım. İlk gece kızın kanı tavana sıçramış, bir başkasınınki de karşı duvara. Biri acıdan çarşafları yırtmış, bir başkasının üzerine tavan dönmüş dönmüş yıkılmış. Bir kıza ‘O gece acıdan ölmezsen bir daha acıdan ölmezsin’ demişler. Bütün bunlar abartılı, belki de kızların kendi uydurduğu öykülerle kendilerine bir pay çıkarma amacına yönelik. Tıbba, insanlığa ve olayın özüne uygun değil. Kızlar doğduğu günden başlayarak kızlık zarını koruma misyonunu yüklenir. Bunun yanında aile şerefi, namus kavramı yaşamlarında hep otokontrolü geliştirir. Zarı koruma tedirginliği ki buna hymeno deflerasyon fobisi (kızlık zarının yırtılma korkusu) denir. Bu epidemi yani salgın hastalık gibidir.

Vajinismuslu kadınlar neler yaşıyor?

Vajinadaki kasılmalar refleks olarak beden kaslarına da yansıyor. Tıpkı gözümüze bir çöp girince gözümüzün kapanması gibi. Bu durumda nasıl gözümüzü açamıyorsak, kasılmaların bacaklarda da görülmesiyle bacaklar kilitleniyor. Kızlar bacaklarını bir türlü açamıyorlar. Böyle olunca değil cinsel birleşme, dokunma bile sorun yaratıyor, her şey başlamadan bitiyor.

Toplumdaki her kesimden kızda böyle sorunlar görülüyor mu?

Hiçbir kız kendinde böyle bir sorunun olduğunu daha önce birleşme yapmadığından bilmiyor. Bunun örneklerini her sınıftan köşemize gelen 10 binlerce mektuptan görüyorum. Bu korku anonimdir ve köklüdür. Kızlarımız bu korkunun karabasanı altında farkında olmadan gerdeğe girerler.

Bu konuda erkeğin rolü nedir?

Erkeklerde ‘erkeklik’ kavramı ve onun sosyal ve psikolojik algılanışı, sosyal ırsıyet gibi kuşaklardan kuşaklara taşınır. Erkek, yenilmez, bileği bükülmez, korkusuz, özellikle cinsel konuda etkin, sağlam, kudretli bir imaj ile yetiştirilir. Toplumumuz pederşahi, erkek egemen toplumdur. Bu egemenlik cinselliğe de ödün vermez bir şekilde yansıyor. Oysa erkek de bilgisizdir. İlk gece çoğu zaman onun da ilk deneyimidir ve ne yapacağını bilmez. Ailenin erkeklik şerefi de erkeğin omuzlarında olduğundan, cinsel birleşmeyi bir anda bitirip bu sınavdan yüzünün akıyla çıkmak, onun için hayati bir soruna dönüşüyor. Korkudan titreyen kıza, sevecen, anlayışlı kucaklamalar yerine, doğrudan amaca ve hedefe yönelmesi, kızların üzerine hançerle yürümek kadar korkutucudur. Bunu tetikleyen faktörler de çoğu yörelerde dışarıda kanlı çarşaf beklentileridir.

Baskı altında yetiştirilen kızlarda daha mı çok görülüyor?

Burada bilinenin aksine bir durum var. Ben her zaman okuyan kızlarda oranı düşer diye düşünürdüm. Ancak vajinismus olgularının yüzde 80’ini lise ve üniversite mezunu kızlar oluşturuyor. Özellikle de üniversite okumuşların oranı liselilerden yüksek. Vajinismus, bilgisiz ailelerden daha çok eğitilmiş, okumuş, daha özgür, daha çağdaş aileler tarafından büyütülen kızlarda görülüyor. Bunu rakamlarla saptadık. Bu da farklı bir boyut olarak karşımıza çıkıyor. Aile çağdaş ama genel inanış ve değerleri korku biçimde taşıyor. Okumuş da olsa kızlar yetişirken, erdem ve öz benliklerini korumada daha bilinçli oluyorlar. Ancak alt yapı, anonim bilgiler hiç değişmiyor. Bunlar da kan ve acı. Okumak kızımızın bilinci yükseltirken, acı ve kan üzerindeki korkuyu da aynı oranda artırıyor.

 

HAZIRLAYAN: ÖZGÜR KÖYLÜ

[email protected]

3