Ölen karısının mezarından 'yalnızlıktan korkar' diye ayrılmıyor

Zonguldak'ta 9 ay önce karısı vefat eden Mustafa Çoban, sağlığında gündüzleri bile yalnız kalmaktan korkması nedeniyle her gün karısının kabrine giderek mezarı başında saatlerce yatıyor

Ölen karısının mezarından 'yalnızlıktan korkar' diye ayrılmıyor

Yazar Ugo Foscolo’nun "İnsan, son nefesini verdikten sonra eğer bir hayat kalıyorsa, onu ben yalnız senin için saklayacağım ve aşkım benimle ebedi yaşayacak" cümlesinde anlattığı gibi bir aşk Zonguldaklı 85 yaşındaki Mustafa Çoban’ın yaşadığı.

Aynı yastığa 69 yıl baş koyduğu eşi Hatice’yi kaybettikten sonra "O, yalnız kalmaktan korkar" diyerek, koynunda sakladığı fotoğrafıyla her gün evinden yaklaşık 5 kilometre uzaklıktaki mezarının başına giden Çoban, henüz 14 yaşındayken hayatı paylaşmaya başladığı karısının hasretini gözyaşları ve dualarla dindirmeye çalışıyor.

Dilinden dökülen her aşk sözcüğü şairleri kıskandıracak duygular içeren Çoban, eşinin mezarı başında her gün saatlerce yatarak hatıralarıyla avunuyor.

Karısını kaybetmenin acısının biraz dinmesi için yakın çevresinin "Her gün mezara gitme, arayı biraz soğut, acın hafiflesin" telkinlerine kulak asmayan Çoban, zamanının büyük kısmını burada geçiriyor.

EVDEKİ HATIRALARI ACI VERİYOR

Mustafa Çoban, yıllarca kamyon ve otobüs şoförlüğü yaptığından vaktinin çoğununu eşinden ayrı geçirmek zorunda kaldığını, son yıllarda ise karısının yanından bir kez bile ayrılmadığını söyledi.

Alzheimer rahatsızlığı bulunan eşinin halüsinasyon gördüğünden yalnız kalmaktan korktuğunu, 8 yıldır da yürüyemediğinden ona bebek gibi baktığını vurgulayan Çoban, "Çok seviyorum" diyerek yanağından süzülen gözyaşlarıyla karısına duyduğu aşkı anlattı.

Eşinin 14, kendisinin de 16 yaşındayken nikah masasına oturduklarını belirten Çoban, 3 çocuğunun annesinin her gün mezarına gitmese yaşayamayacağını, her köşesi onun hatıralarıyla dolu evde olmaktansa kabrinde bulunmayı tercih ettiğini dile getirdi.

'KARIMA SÖZ VERDİM'

Haberin devamı için ikinci sayfaya geçiniz

Çoban, kalp krizinden dolayı eşinin aniden yanında hayatını kaybettiğini aktararak, "Her gün buraya geliyorum. Zamanın çoğunu burada geçiriyorum. Eşimle aç da kaldık, daha zor günler de geçirdik. Her türlü zorluğa göğüs geldik. Hep bana destek oldu" diye konuştu.

Son 8 yıl evden çok mecbur kalmadıkça çıkmadığını dile getiren Çoban, şunları kaydetti:

"Eşim alzheimer hastası olunca her şeyden korkardı, bu yüzden yanından ayrılmamı istemezdi. Ben de devamlı yanındaydım. Bakımını hep üstlendim. Ona ’Sen ölürsen korkma, ben senin yanında yatarım’ diyordum. O da bana korkacağımı söylüyordu. Karıma söz verdiğim için sürekli mezarının yanındayım. Domates ve salatalığı çok yerdi eşim, ben de mezarlığa gelerek onun sevdiği sebzeleri yiyorum."

Çoban, herkesin eşini ne kadar sevdiğini bildiğini, acılarının biraz dinmesi için mezarlığa gitmesini istemediklerini anlatarak, "Ben burada türkü söylemiyorum ki... Dua okuyorum. Gidecek başka yerim yok. Acılarım burada hafifliyor. Eve girdiğimde her şey onun, daha çok zorlanıyorum. Eşimin yanında kendime mezar yerimi de hazırlattım. Kader bizi ne zaman kavuşturur Allah bilir" diye konuştu.

AA

 


 

2