Olmak ya da olmamak

Pazartesi, 24 Ağustos 2009 - 12:35

Perşembenin gelişi çarşambadan belli olur derler. Diyarbakır maçından başlayıp Toulouse’la devam eden savunma zaafı, üst üste yenilgilere davetiye çıkardı. Ceza sahasına atılan her top, neredeyse yakar top.
Takımına ve savunmasına Egemen olamayan bir kaptan! Ah be Belçikalı Broos, takıma resmen Fransız kaldın. Ben şu aklımla Egemen’i
oynatmayacağımı biliyorum.
Koy işte Song’un yanına Giray’ı. Ne var yani, ara sıra yedek bekleyen Emre, Nobre, Ayhan kaptan değil mi? Metin ya sen? Sen de mi Diya(me)din? Hocam bir değişikliğe gidelim diye. Gelelim orta sahaya. Colman sen ne bekliyorsun oynamak için? Vize mi? Türkiye, Arjantin’den vize almıyor, bunu sana söyleyen olmadı mı? Hani sen orta sahanın maestrosuydun? Sen de (Y)Alanzinho oldun ya! Alanzinho demişken, futbol kolektif, yani beraber oynanan bir oyun sevgili sambacı. Hani seni bıraksalar, bir çalımladığını bir kez daha geçeceksin. Peki Tijikuzu bu sen
misin kuzum, yoksa ikizin mi var? Orijinali Namibya’daysa çağır gelsin. Attığın çalımlarla, adam geçmenle göz okşuyorsun ‘Çakma Maradona Engin!’ Sen çok iyi niyetlisin. Ama tek başına ne kadar etkili olabilirsin? Bu sezon için yazıyorum.
Umut gol atamıyor diye şamar oğlanı oldu, herkes vur abalıya yapıyor. Bu işin en kolayı. Ben öyle yapmayacağım. Sen Umut’a top taşıdın, onu pozisyona soktun mu ki, gol atamıyor diye eleştiriyorsun? Kim orta yapacak? Biraz Serkan, o kadar, yetmez işte. Trabzonspor’un bu şablonunda işi zor. Bu sistemde Tanju bile gelse, altın ayakkabılarının tozu dökülür.