Ölümleri durduracaksa müzakere de edin Öcalan ile de konuşun...

a
a
Perşembe, 04 Kasım 2010 - 05:00

Bu yazıyı şehit ailelerinin acılarını bildiğim için, kulaklarımda hâlâ cenazelerdeki anaların, eşlerin haykırışlarını duyduğum için yazıyorum.

Aynı acıların başkaları tarafından paylaşılmaması için yazıyorum. İster güvenlikçi, ister masum bir vatandaş veya çeşitli nedenlerle dağa çıkmış genç olsun.

Can hep candır. Allah’ın verdiği can hiçbir şeyle değiştirilemez. Ondan daha kıymetli hiçbir şey yoktur. Kaybettiğimiz insanlarımızın sayısı 30 bini aştı. 30 bin aileye ateş düştü.

Ne dersiniz, hâlâ ateş düşmeye devam etsin mi?

[[HAFTAYA]]

Analar cayır cayır haykırsınlar mı? Günah değil mi bu insanlara?

Eğer “Artık ölümler dursun” diyorsanız, gelin bana katılın ve avazımız çıktığı kadar bağıralım:

YETER... ARTIK YETER... BU İŞİ ARTIK BİTİRİN...

Lütfen kaşları çatıp “Ne oluyor, ülkeyi bölmek mi istiyorsunuz?” diyenlere de sakın inanmayın.

Bu süreç değil, ülkeyi asıl çatışmalar bölecek

İnanmayın ve bırakın devlet gerekiyorsa PKK ile diyalog kursun. Gerekiyorsa, Abdullah Öcalan ile müzakere etsin.

Terör ile mücadele eden tek ülke biz değiliz. Bizden de fazla acı çekmiş, bizden de fazla insanını kaybetmiş olanlar var.

Hepsi aynı şekilde hareket etmişler. Silahla yenemeyeceklerini anlayınca uzlaşmışlar. Daha fazla kan dökülmemesi için makul ödünler vermişler.

İşte bundan dolayı, Türkiye Cumhuriyet Devleti müzakere de edebilmeli, Öcalan ile pazarlık da yapabilmelidir. Artık kimin kime gücünün yetmediği belli oldu.

Artık silahla, sınır dışı harekatla, 3-5 PKK’lı öldürerek bir yere varamayacağımızı açıkça gördük.

PKK da ne yaparsa yapsın, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’yle başa çıkamayacağını açıkça anladı.

Artık iki tarafın da ciddi şekilde adımlar atması ve düz ovada siyaset yapmayı içlerine sindirmeleri gerekiyor.

Bu yöntem ile ülkenin bölüneceğini iddia etmek, kelimenin tam anlamıyla dar görüşlülüktür.

Doğru, Türkiye bir bölünme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Ancak bu bölünme, Kürt sorunu ve PKK terörünü durdurabilmek için atılacak adımlardan dolayı değil, sorunu çözmek yerine silahlı mücadeleyi sürdürmekten dolayı olacaktır.

Nedeni de basit; eğer bu şekilde devam edersek, bu ülkeyi bir iç savaşa sürükleyeceğiz. Güneydoğu’yu işte o zaman kaybedeceğiz ve yüzbinlerce insanımız ölecek.

Bunu mu istiyorsunuz?

Ülkede oluk gibi kan akmasını, büyük şehirlerde Kürt avına çıkılmasını, Güneydoğu’ya vizeyle girmek zorunda kalmak mı istiyorsunuz?

İşte bundan dolayı ne gerekiyorsa yapılmasından yanayım.

Yeter ki, iktidar ciddi hareket etsin, oy kaybetme korkusuyla geri adım atmasın.

Hiçbir iktidar ülke çıkarına ihanet etmez

Kürt sorunu, Türkiye’nin önünü kapatan, ülkenin zenginleşmesini engelleyen en önemli sorundur. Kürt sorunu ve buna bağlı olarak gelişen PKK terörünü çözümleyen bir iktidar tarihe geçer. Ardından da Türkiye’yi kimseler tutamaz.

Kim olursa olsun, hiçbir iktidar ülkesinin aleyhine çalışmaz. Yanlış politikalar uygulayabilir ancak ülkesine ihanet etmez.

Şimdi AK Parti iktidarını -ne kadar beğenmesek dahi- yine de Kürt sorunu- PKK terörü konularında desteklemek gerekir. Politikaya alet etmek, oy uğruna engeller çıkarmaya çalışmak, sadece bu ülkeye zarar verir. Bu konuda muhalefeti bırakmak ve ortak politika oluşturmak zorundayız.

AK Parti’ye de büyük bir görev düşmektedir. İktidar partisinin de, muhalefete tepeden bakmayı, küçümsemeyi hatta sert şekilde hırpalamayı bir yana bırakıp, sadece bu konuda işbirliği araması gerekmektedir.

Eğer siyasi alışkanlıklarımızı bir yana bırakırsak, çocuklarımız ve torunlarımıza mutlu ve sükun içinde bir ülke bırakırız.

Aksi halde günah işlemiş oluruz. Gelecek kuşakların lanetlemesinden kurtulamayız.