Ömre bedeliz vallahi!

Cuma, 12 Şubat 2010 - 05:00

Ömre Bedel (Fox TV) kanalının ömürlük işlerinden oldu. Başlangıçta ön yargılı olsam da Murat Han hakikaten kötüye can veriyor... Bu tebriki bir kenara koyarsak; senaristlerin neden onun kadar kötü bir karakteri yücelttiğine anlam veremiyorum... Cesur, dakikadaon beş kötülük hızıyla yaşayan bir adam. Ömür aşkının suyunda yıkanan saf kız. Velev ki birleştiler diyelim, buna mutlu son diyebilecek hasta kafalar var mı bu ülkede? Yanıt veriyorum; evet var! Bizim kadar mutsuzluktan beslenen bir toplum az bulunur. Ömre bedeliz vallahi!

Star'da gidip gelenler!

Star’da iki gitti, üç geldi. Gidenler Karışık Aile ve Gülmek Yasak. Gelenler Kimsin Sen, Çal Kalbimi ve Cümbür Cemaat... Gidenler dört haftayı zor çıkardı. Gelenler sezonu çıkaracak mı, belli değil? Bu yıl dizi kaldırmada atv ve içerik kaldırmada Star TV başa baş gidiyor; bakın bu belli işte... Elbette her şey daha iyisi için. Ve galiba daha iyisi hep başkalarının gözyaşlarında gizli...

Bu yemek tam dizilik

Aşk-ı Memnu ve de “Ednan Ziyagil” bir kez daha görkemli bir masada bir araya geliyor. Bu kez dizinin içinde değil ama. Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı yararına 24 Şubat’ta yenilip içilecek. Kimi zaman dizide sıklıkla karşımıza çıkan o resepsiyonları düşündükçe bu yemeğin dizide de yayınlanmasının doğru olacağı kanaatindeyim... En azından topluma “köşklerde doğru şeyler de yaşanır” mesajı vermesi açısından.

Şukufe'nin durumu ne?

Geniş Aile’den (Kanal D) Şükufe’yi çıkartırsanız Cevahir ve Koyu Bilal rekabetini kökünden kazımış olursunuz... Duyduğum kadarıyla Şükufe gidiciymiş. Mahalleyi terk edemez; iki sevdalısı da peşinden koşar... Ortadan kaybolamaz, aynı ikili bu kez Müge Anlı’da gözyaşına boğulur. Eh yani elbette ölemez, o zaman da Geniş Aile’ye yakışmayan bir atraksiyon olur... Ne zordur geniş kadrolarda daralmaya gitmek. Allah kolaylık versin.

Hayat artık haberdir

3G denilen teknolojik form haber hayatına bodoslamadan girdi. Elinde sıradan bir kameralı telefon olan çok yakında haber ajansı gibi çalışacak... Televizyonlar şimdilik 3G teknolojisini profesyonellere kullandırıyorlar. Ama şimdinin sonrasında amatörlere de yer var. Neyse... Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Eşref Uğur Yiğit, intihar eden albayın cenazesinde isyan ederken 3G’nin onu canlı yayına taşıdığının farkında değildi... Amiralin isyanı yürek parçalayan cinstendi. NTV bu isyanı montajlamadan yayına verdi. Ve evet, artık hayat gerçekten haberdi!

Alnı küçüldü!

Erkan Tan (tv8), Radyo ve Televizyon Gazetecileri Derneği’nin bu yılki ödülünü aldı. Hakikaten ekranın en samimi yüzlerinden biri o. Yıllardır aynı, değişmedi... Fiziği hariç. Erkan, alnı geniş olanlardandır. Malum saç özürlüler kelliği asla kabul etmez. Fakat kardeşimiz alnından sıkılmış olmalı ki saç ektirdi havadar bölgelere... Vallahi hepimizin gözü önünde o saçlar çim gibi büyüdü. Artık göze gelir bir hal aldı. Ve Erkan Tan en az 10 yıl gençleşti... Estetik önemli ekranda. Bunu sorun haline getirmeden, izleyicisiyle paylaşarak yapan Erkan’a bir ödül de bizden geliyor. Fildişi tarağı adresine postalanmak üzere; tadını çıkarsın!

Acı kahvenin hatırı

Aşk ve Ceza’da (atv) Yasemin’in İstanbul’a dönmesi için küçük bir seferberlik yaşanıyor. Ajanstan bir yönetici ikna için Bodrum’a gidiyor. Yasemin’in validesi iyi bir ev sahibi. Acı kahvesini ikram ediyor konuğuna. Sonra bir şekilde misafir çekip gidiyor evden. Teşekkür filan da yok! Galiba senaristler Yemekteyiz müptelası olmuş. Hani acı kahvenin kırk yıl hatırı vardı? Bırak onu kuru bir teşekkür de olurdu hani. Sıklıkla unutur olduk bize özgü güzellikleri...

Efsaneler kulaklarda

Dizileri tek başına oyuncular taşımıyor. Dizileri vazgeçilmezimiz yapan şey aslında iç melodileri... Kulağa gelen tanıdık bir müzik aklımıza kazıdığımız o sahneyi tekrar yayına koyuveriyor. Bugünlerde Aliye’den Bıçak Sırtı’na, Beyaz Gelincik’ten Canım Ailem’e kadar birçok önemli dizinin melodisini duyuyorum İstiklal Caddesi’nde... Meğer hepsi toplanıp bir albüme girmiş; Efsane Dizi Müzikleri adı altında çalınıp duruyor. Kulak kesilin istedim, efsaneler unutulmaz çünkü...

Yalan yere iftira mı?

Küçük Kadınlar’da (Kanal D) Armağan’a isnat edilen suçlar var. Hukukçu ablasına okuyor bunları... Birinci madde “yalan yere iftira etmek”. Biraz duruyorum. Bu, Türkçe’nin bize bir oyunu mu yoksa senaristin kalemi mi sürçmüş? Doğru yere iftira edeni vallahi duymadım hiç!