Önder Sav, dümensiz kalmasın; Savarona'ya kaptan olsun…

a
a
Pazar, 07 Kasım 2010 - 19:30

 CHP, parti içi iktidar savaşını bitirmediği sürece, hiçbir zaman hükümet olamayacaktır. ‘General sekreter’ Önder Sav’ın sonunda ‘tapusal alandan’ alınıp, arşive gönderilmesi, yerine Prof. Süheyl Batum’un getirilmesi, partinin yarı donmuş kanına bir canlılık getireceği gibi, bu mezozoik çağdan kalma ‘dedeler takımına’ biraz da torunlarını sevme imkânını doğuracaktır. Biz senelerdir aynı suratları görmekten kusacak hale geldik yav. Torunlarsa dede yüzüne hasret kaldı. Büyükbabalar, başbakan olana kadar torunlar baba oluyor. Keza değerli meslektaşım, sevgili arkadaşım Melda Onur’un da eğitimden sorumlu genel başkan yardımcılığına getirilmesi partiye bir kazançtır.
 
Koltuk Fetişizmi
 
Aman tanrım!!! 53 yıl tekkeyi bekleyip, tam çorbayı kaşıklamak üzereyken, yani genel başkanlığa adım adım yaklaşmışken, dünyalar başına yıkıldı, ocağı söndü Sav’ın, tam bir katastrofik durum… Koltuğu bırakamadığı gibi odasını da gasp etmek onursuzluğunu hissedemeyecek kadar duyarsız bir general sekreter… Halbuki, Azrail’den “Yeter artık Önder… Bundan sonra bizim safımıza geliyorsun bi zahmet ” komutu gelene kadar koltuk fetişizmini sürdürecekti. Kimi oraya oturtsan bunca yılda delegeleri, ili, ilçeyi değil, köyleri dahi hane hane tanır…
 
Önder Sav’ın koltuğunun altından çekilmesinden sonra basına saatlerce açıklamalarda bulunup, televizyonlara yeni röportaj randevuları vermesi ne kadar da medyaya meraklı olduğunu ortaya koyuyordu. Bakın neler diyordu:
 
Genel Merkez önündeki eskiciler
 
ÖS: Parti aşiret partisi değildir…
MAB: CHP yıllar yılı aşiretlerden oy almadı mı? Aşiret reislerine yüzsuyu dökmedi mi? Partinin başına geçmek için illa Balıkesir’in Işıklar Köyü’nde mi doğmak gerekiyor? Yoksa Antalya’da mı dünyaya gelmek mecburiyeti var?
ÖS: CHP kimsenin babasının tapulu mülkü değildir.
MAB: Bence de… ‘Yap-İşlet-Devret’
ÖS:  Hukuki sakatlığı cilalı sözlerle örtemezsiniz?
MAB: CHP’yi de ‘Cilalı Taş Devri’ tabletleri ile yönetemezsiniz.
ÖS: CHP’nin omurgasını kimseye eğdirtmeyiz.
MAB: Önce 33 omurun değişmesi lazım.
ÖS: CHP’yi eksenlerinden kaydırmaya müsaade etmeyiz.
MAB: CHP’de ‘eksen’ değil, ‘80’ kayması oldu.
ÖS: CHP’nin kimliğini pazara çıkaramazlar.
MAB: Mezara çıkarmak üzereydiniz.
ÖS: Kendisini yeni CHP diye ilan etmeye kalkanlara tavsiyem, CHP tarihini bir kez daha okumalarıdır.
MAB: CHP tarih olmak üzereydi, böyle bir yeniliğe ihtiyaç vardı. Çünkü Genel Merkez önünde artık ‘eskiciler’ dolaşmaya başlamıştı.
ÖS: 53 yılını CHP’ye vermiş olanlara, PM üyeliği ile CHP’yle tanışanlara bana söyleyecek hiçbir sözü yoktur.
MAB: Her şeyin bir ilki vardır Sayın Sav. PM, Parti Meclisi değil, Pantolon Meclisi olmuştu. (Deniz Baykal’ın kaset çalışmaları, Mehmet Akif Hamzaçebi’nin kanepe üzerindeki teknikleri, Çetin Soysal’ın Bodrum Gümbet’teki bitişik nizam görüntüleri)
 
Başbakan’dan alınacak ders
 
Kılıçdaroğlu “Siyaseti başbakandan öğrenmek istemem” dese de, hiçbir CHP’li kızmasın ama, çalışma konusunda biraz Erdoğan’ı örnek almaları gerekiyor.
 
Adam çalışıyor… Örgütçü… Siyasi tavrını beğenirsiniz, beğenmezsiniz. “Canım, kendisi için çalışıyor” da diyebilirsiniz. Ama referandumun hemen ertesinde Başbakan Erdoğan, ‘hayır’ oylarının yoğunlaştığı kumsallar için “Seçimlere kadar sahillere gidin” direktifini verdi. “Sorun, soruşturun bakalım. Bize niye %42 hayır dedi” diye görevlendirdi. Başbakan “Altmııış… Yetmiiiiş…Sekseeeen…. Doksaaaan… Yüüüüüüüz” demeye niyetli çünkü. CHP o günlerde “Üsküdar’a gidelim, havuzunu görelim” edasındaydı. Kimse çıkıp da “Bu %58’le bir de biz görüşelim” demedi CHP’den.
 
Korkuluk Cumhuriyeti
 
Cumhuriyet Halk Partisi, geri adım atılsa da her zamanki gibi ‘kurultay seçimlerine’ değil, artık genel seçimlere hazırlanmalıdır. Kılıçdaroğlu’nun ‘korku imparatorluğu’ dediği, aslında ‘korkuluk cumhuriyeti’ idi. Herkes, kendi tarlasını koruyan bir korkuluktu. Önder Sav da sürekli aynı koltukta oturmaktan neredeyse ‘dekübit yarası’ (bası yarası) açılacak olan taraflarını havalandırmalıdır sağlık açısından. Bundan sonraki aşamada CHP, var gücüyle sandığa hazırlanmalıdır. Baykal, artık aday olmayacak gibi gözüküyor, umarız yakın gelecekte ‘namzetim’ demez. CHP, ‘Sen, ben, bizim oğlan’ kavgalarını sürdürmeye devam ederse ‘tabela partisi’ haline gelip, kapısına kilit vurulur. Anahtarını da kim nerede kullanırsa kullanır!