Onlarınki 3 kişilik zafer

Şennur Göksu ile iki küçük kızının zaferiyle sonuçlanan hukuk mücadelesi, tüm boşanmış kadınlar için örnek oldu. Onlar üç kişilik ailelerini aynı soyadında birleştirmeye karar verdiler ve kazandılar. Kızlar babalarının soyadından vazgeçti, annelerinin soyadını aldı

21 Kasım 2013, Perşembe 16:50
A A

Ev kadını Şennur Göksu (40) 1996 yılında hayatını birleştirdi Salih Kavran’la. Memleketleri Sinop’ta tanıştılar, orada evlendiler. Bir yıl sonra İstanbul’a göçtüler.

1997 Ağustos’unda ilk kızları doğdu. Bir ev alıp düzenlerini İstanbul’da kurdular. 2005 Ocak’ında küçük kızları doğdu. Görünürde hiç sorunları yoktu. Ancak evliliklerinin 10’uncu yılında, Salih Kavran aniden boşanma kararı aldı. Fiilen ayrılmaları 2006’da oldu, sancılı bir mahkeme süreci sonrası iki yıl önce resmen boşandılar.

Hürriyet'in haberine göre; Şennur Göksu, kızlarını alıp evden ayrıldı, ablasının yanına yerleşti. O güne kadar hiç çalışmamıştı. Eniştesinin desteğiyle bir kursa yazıldı. İki ay sonra güvenlik görevlisi olarak çalışmaya başladı.

BİR YIL AYRI KALDILAR

Artık kendi düzenini kurabilirdi. Ev tutup yerleştirene kadar kızları birkaç aylığına eşine bıraktı. Birkaç aylığına giden kızlar tam bir yıl annelerinden ayrı kaldılar. Babaları kızları Sinop’a, babaannelerinin yanına gönderdi. Şennur Göksu o dönemi anlatırken hâlâ ağlıyor. Kızlarını almak için mahkemeye başvurdu. Büyük kızının düzeni bozulmasın diye, okuluna yakın bir ev tuttu. Annesini Sinop’tan çocuklara bakmasında yardımcı olsun diye İstanbul’a getirdi, bir ocak günü polisle Sinop’a gidip kızlarını aldı.

Boşanma 5 yıl sürdü. Kötü hatıraları olduğu için sahip oldukları evdeki hakkından vazgeçecekti ama, kızlar vazgeçmesini istemedi. Ev, bir akrabanın üzerine devredilmişti. Hileli satış davası açıp kazandılar, kızların büyüdüğü o eve taşındılar.  Şennur Göksu, kızlarının da desteği ve kararıyla tüm haklarını alarak çıktı mahkemeden. Kızların velayeti de ondaydı. Üç kişilik bir hayat kurdular. Sıra aynı soyadı altında toplanmaya gelmişti...

“Biz farklı soyadları taşımayı hiçbir zaman düşünmedik. Dava açma hakkım olduğunu bilmediğim zamanlarda bile düşünmedik. Aramızda konuştuk, ben eski eşimin soyadını korumaya karar verdim. Boşanmış bir kadın olarak eski kocamın soyadını taşımak ne kadar ağır gelecek olsa da, kızlarımla aynı ismi taşımak istiyordum. Küçük kızımın yaşı ne kadar küçük olsa da biz her şeye birlikte, konuşarak karar veriyoruz. Bu sadece benim hayatım değil ki, onların da söz hakkı var” diyor Şennur Göksu.

MAHKEMEYE HİÇ GELMEDİ

Sonra internette bir haber gördü. Kendisi gibi boşanmış bir kadın, çocuklarına kendi soyadını vermek istiyordu. Dava açıp kazandığı yazıyordu o haberde. Yine kızlara danıştı, internette gördüğü haberi gösterdi. Babalarının soyadını bırakmak istiyorlar mıydı acaba? Kızlar hiç düşünmeden “Tamam” dediler. Hemen avukatı Güray Dağ’ı aradı. Eşi davaya hiç itiraz etmedi, mahkemeye hiç gelmedi. Nasıl oldu da çocuklarına soyadını vermekten bu kadar kolay vazgeçti diye soruyorum.

HEP ERKEK ÇOCUK İSTEMİŞTİ

“Hep erkek çocuk istemişti. Çocuklar erkek olsaydı her şey farklı olabilirdi” diyor Şennur Göksu. Ayrı soyadları taşımak sadece bir aidiyet meselesi değildi, pratikte de yarattığı zorluklar vardı. En basitinden okuldan gönderilen kâğıtta velinin imzası istendiğinde farklı soyadı sorun çıkarıyordu. Şimdi Gebze Çayırova’daki aile apartmanının giriş katındaki küçücük dairede yaşıyorlar. Yan dairede anneanne, üstte abla ve abiler var. Göze en çok çarpan üç şey var: Peluş oyuncaklar, Türk bayrağı ve Atatürk portresi. Kızlar kuzenleriyle aynı okula gidiyor, tüm Göksu ailesi bir arada yaşıyor. Hâlâ tüm kararları birlikte alıyorlar.

'KARARI DUYUNCA HALAY ÇEKTİK'

Onları üç kişilik bir ekip haline getiren şey boşanma süreci biraz da. 16 yaşındaki abla G., lisede fotoğrafçılık ve grafik okuyor. Fanatik K-Pop dinleyicisi. Odasının duvarlarında, giysi dolabının kapağında, başucundaki resim çerçevesinde Koreli popçuların fotoğrafları var. Korece ve Çince şarkılar söylüyor. 9 yaşındaki Ö. yaşından beklenmeyecek kadar olgun, güleryüzlü ve sosyal. Sohbete katılmaya, fikirlerini anlatmaya bayılıyor. “Aynı soyadını taşımanın aile olmakla ilgisi var. Annemle yaşıyorum, onun soyadını taşımak isterim” diyor. “Karar açıklandığında ne yaptınız” diye soruyorum. “Özel bir şey yapmadık, evde ‘kopmuşuzdur’ diyor Şennur Hanım. Yani damat havası çalıp, tüm evde halay çekiyorlar. Bu onların kutlama ritüeli. 

İTİRAZ ESKİ EŞTEN DEĞİL, DEVLETTEN GELDİ

Bakırköy 3’üncü Aile Mahkemesi, Şennur Göksu’nun talebini kabul ederek kızları N.G.E. ve A.Ö.E.’in soyadının “Göksu” olarak değiştirilmesine karar verdi. Küçük kızların babasının itiraz etmemesi üzerine, 17 Aralık 2012’de karar kesinleşti, Bakırköy Nüfus Müdürlüğü’ne bildirildi. Yargıç İnsaf Gündüz kararında şöyle diyordu: 

“Anayasa Mahkemesi, 2525 sayılı Soyadı Kanunu’nun 4’üncü maddesinin 2’nci fıkrasını iptal etmiştir. Bu durumda çocuğun velayeti anneye verilmiş ise de annenin çocuğun soyadını belirleme hakkı olacaktır.” Kimliklerini değiştirmek için nüfus müdürlüğüne gittiklerinde, görevliler “Kayıtta görünmüyor” dedi. Çünkü savcı davayı temyiz etmişti. Evet, garip ama karara itiraz, eski kocasından değil devletten gelmişti.  Mahkeme, temyiz başvurusunu Yargıtay’a gönderdi. Yargıtay, kararı bozmadı. Göksu’nun davası, böylece emsal oldu.

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;