Operacı ama sanat müziğine tutkun

Tanınmış tenor Hakan Aysev, unutulmaz sanatçı Yıldırım Gürses'in şarkılarıyla sahnede

19 Mart 2011, Cumartesi 05:00
A A

ÖZGÜR KÖYLÜ

ozgur.koylu@posta.com.tr

Hakan Aysev dünyanın tanıdığı bir tenor. Ünlü İtalyan tenor Luciano Pavarotti’nin de öğrencisi. Türk halkına operayı sevdirmek için uğraşıyor.

28 Mart’ta İstanbul Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda Türk Sanat Müziği’nin unutulmaz ismi Yıldırım Gürses’in şarkılarını söyleyeceği bir konser verecek. Ama Hakan Bey’in, Yıldırım Gürses ile olan ilişkisi bu kadarla sınırlı değil. Onun Gürses tutkusu, beşikteki yıllarına dayanıyor...

28 Mart’ta bir konser verecek, Yıldırım Gürses şarkıları söyleyeceksiniz. Nereden aklınıza geldi?

Ben çocukken babam Kamuran Aysev, kulağıma sadece Yıldırım Gürses şarkıları mırıldanırdı. Babam çok büyük bir Yıldırım Gürses hayranıydı. 10 sene babamla görüşemediğimiz bir dönem oldu. O sürenin sonundaki ilk görüşmemizde bana Yıldırım Gürses’in ‘Elveda Gençliğim’ adlı şarkısını söyledi. Ertesi gün de vefat etti. Yıldırım Bey’den etkilenerek büyüdüm. Ben operayı, çoksesli müziği, Türk insanına sevdirmeye çalışıyorum. Bu açıdan Yıldırım Gürses bir ilk. Yıldırım Gürses de operaya gönül vermiştir. Zaten önce opera sınavlarını kazanmış. Daha sonra eşi Ayla Gürses’in isteğiyle TRT’nin Türk Sanat Müziği Bölümü’ne girmiş. Ama içindeki opera tutkusunu hiç kaybetmemiş, bunu da bestelerinde hep hissetirmiş. Onun opera tutkusu, ikimizi yakınlaştıran bir diğer faktör. Yıldırım Gürses’in oğlu Beyazıt Gürses ve eşi Ayla Gürses bana provada şöyle söyledi: “Bugün Yıldırım Gürses şarkılarını söyleyebilecek tek kişi sizsiniz”. Bu bana gurur ve güç verdi. Herkesin özlediği şarkıları, yeniden seyirciyle buluşturacağız. Konseri hem babama hem de Yıldırım Gürses’e ithaf ediyorum.

Konserlerin devamı gelecek mi?

Evet. Bu konser aslında başlangıç, sonrası için güzel şeyler düşünüyoruz. Mesela bir albüm hazırlayacağız. Yıldırım Bey’in 320 bestesinden en iyilerini seslendireceğim. Hatta birçok parçası da gün ışığına çıkacak.

Yıldırım Gürses ile bir araya gelmiş miydiniz?

Maalesef. Ama ortak tanıdıklarımızdan duydum; Yıldırım Bey de iki tenor olarak bir şeyler söylememizi istermiş. Hatta bir dostumuz, “Yıldırım seni çok severdi, keşke beraber bir şeyler yapsaydınız” dedi.

En çok hangi şarkısını yorumlamayı seviyorsunuz?

‘Elveda Gençliğim’in bende yeri ayrı. Bunun yanında ‘İçime Hep Hüzün Doluyor’, ‘Bir Garip Yolcuyum’ çok sevdiklerim. Yıldırım Bey’in ‘Canım İstanbul’ diye bir şarkısı var. Seyirci, uzun süre sonra bu şarkıyı konserde duyacak. Bu şarkı için “Benim diyen opera bestecisi böyle bir arya yazamaz” diyebilirim.

“Meğer ikimiz de keyif adamıymışız”

Repertuvar nasıl hazırlandı?

Yıldırım Gürses’in bir çok şarkısını dinledik, sesime en uyanları seçtik. Gürses Ailesi’yle bunları paylaştım. Onlar da benim söylememi istedikleri şarkılardan bir CD hazırlamışlar. 17 şarkının 16’sı bizim listemizle aynı. Yani hepimiz aynı şarkıları düşünmüşüz.

Konserde bir sürpriz olacak mı?

Evet. Barkovizyon kullanarak Yıldırım Gürses ile düet yapacağız. Napoliten şarkı ‘O Sole Mio’ ve ‘Affetmem Asla Seni’yi söyleyeceğiz.

Konsere ne kadar zamanda hazırlandınız?

Bu konseri 10 senedir planlıyorum ama hayata geçirmek uzun sürdü. 2.5 aydır hummalı bir çalışma dönemindeydim.

Opera eğitimi aldınız. Neden Türk Sanat Müziği?

Çünkü Türk Sanat Müziği, benim “Agu” dediğim zamandan beri dinlediğim bir müzik. Evimde çalan, babamın her fırsatta kulağıma söylediği müzik. Onunla büyüdüm ben. İtalyan tenor Pavarotti için Napoliten nasıl vazgeçilmezse, Hakan Aysev için de Türk Sanat Müziği vazgeçilmez.

Merak ettim de; Yıldırım Gürses ile ortak noktalarınız var mıymış acaba?

Aslında çok benziyoruz, ikimizin de keyif insanı olduğu kesin. Yıldırım Bey arkadaşlarıyla toplanınca hemen mangal yakarmış. Ben de hemen spagetti pişiririm. Hayatı severmiş. Duruşu çok naif ve beyefendi. Artık böyle adamlar maalesef yok. O tarafımı da benzetiyorum.

Cemal Reşit Rey’de mart ayı konserleri

17 Mart 2001- Güray Hafiftaş: Halk ozanı Güray Hafiftaş bağlamasıyla dinleyicileri tarihi bir yolculuğa çıkaracak. Dadaloğlu’ndan Karacaoğlu’na, Nene Hatun’dan Köroğlu’na destanlara konu olan kahramanlar ve türküleri izleyici ile buluşacak.

19 Mart 2011- 20.00/22.00- Melihat Gülses: Cumhuriyet öncesi ve sonrasında dinlenmek, muhabbet edebilmek, geleneksel tiyatro oyunlarını seyredebilmek, halk ozanlarını dinlemek için ‘Semai Kahveleri’nde toplanılırdı. Sanatçı Melihat Gülses o dönemi hatırlatacak.

22 Mart 2011-20.00/22.00- Roby Lakatos: ‘Şeytanın Kemancısı’ olarak anılan Roman keman sanatçısı Roby Lakatos evrensel bir müzisyen. Klasik müzik ve Roman müziğini başarıyla harmanlıyor.

23 Mart 2011-20.00/23.00- Erkan Oğur ve İsmail Hakkı Demircioğlu: Türk halk müziğinin iki usta sanatçısı, çok eski Anadolu türkülerinden oluşan bir repertuvarla sahnede.

24 Mart 2011-20.00/22.00-Akbank Oda Orkestrası: Şef Cem Mansur’un yönettiği Akbank Oda Orkestrası ‘Çeşit Çeşit Çeşitlemeler’ adını verdiği konsere imza atacak.

26 Mart 2011-20.00/22.00 Zeynep Tanbay Dans Dans Projesi: Koreografisi Zeynep Tanbay’a ait olan 4 Ayak insan ilişkilerini dört ayaklı materyaller etrafında anlatıyor. 4 ayaklılarla 2 ayaklıların ilişkisinden ortaya çıkan dansın büyüsünde buluşuyor.

27 Mart 2011-20.00/22.00- Philharmonia Quartet Berlin: Kemanda Daniel Stabrawa ve Christian Stadelmann, viyolada Neithard Resa, çelloda Dietmar Schwalke... 1984’te kurulan Quartet dünyanın çeşitli festivallerinde konser veriyor.

(12.03.2011 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır.)

2

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;