Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Ordu takıntılı 'liberaller'

Perşembe, 12 Ağustos 2010 - 05:00

Pazartesi gecesi NTV’de beş kişi, YAŞ toplantısındaki krizi konuştuk. Nereden nereye savrulduk diye düşündüm. Bu beş kişi, ortanın solunun çeşitli çizgilerindendi bundan birkaç yıl öncesinde. Yani içimizde ne dinci vardı, ne milliyetçi, ne de muhafazakâr. Ama hepimizin inandığı doğrular farklılaşmış, hepimiz neredeyse birbirimize karşıt olmuşuz! Kendilerini bir dönem ‘solun uçlarında’ tanımlayanların şimdi ki belirgin özellikleri TSK düşmanlıkları, hatta takıntıları. Bence bunlar askerlik görevlerini yaparken kızıyorlar disipline, asker mantığına, oradan takıyorlar orduya, defolu model gibi dolaşıyorlar ortalıkta. TSK derken tik yapıyor, titriyorlar, hatta içlerinden biri ordunun lağvedilmesini bile önerdi! Liberal olarak etiketlenen bu kişiler, TSK düşmanlığından sonra AKP destekçiliğiyle de farklılaşıyor. Bunların belli, değişmez jargonları var: Hep aynı kelimeleri kullanıyorlar, en çok da vesayet ve statüko! İddiaları da aynı: Asit kuyularından çıkan cesetlerle başlıyor, 27 Mayıs’a kadar iniyor, halk neyi isterse, neyi seçerse o makbuldur, doğru, demokrat, ya da mükemmel olmasına gerek yok diye bitiriyorlar! Siz istediğiniz kadar kuyulardan çıkan kemiklerin hayvanlara ait olduğunun belirlendiğini, o tuhaf isimli onlarca dosyanın bâriz hatalar içerdiğini ve bunların kanıtlandığını, böylece o dosyaların hakiki belge olmadığının da ortaya çıktığını söyleyin. Öyle bir propaganda taktiği ki ne kadar çok telaffuz edilirse o kadar inandırıcı olmaya başlıyor. O zaman ben de şunu diyorum: Siz nasıl hiçbir itiraz kabul etmeden bu dosyaların her satırına inanıyorsanız, ben de hiçbir satırına inanmama hakkına sahibim. Çünkü bu iddiaların çoğu çürütüldü, imalat oldukları ispatlandı, bunların düzmece olduğunu yedi düvel kabul etti! Ortada darbe yok. Darbeci yok. İsimleri ortaya atılan insanlar ya görev başında, ya emekli olmuş. Kara çalıp duruyorlar.

İNTERNET SAVAŞI

Bir de internet üzerinden yürütülen savaş var: Elektronik posta, sms, vb. Bir tv programında konuşalı bir hafta geçmiş diyelim, hakaret içeren mektuplar geliyor. “Cahil, kokoş, elitist. Sen siyaset yazma, magazin yaz. Sen kim oluyorsun! Sen bunları nereden biliyorsun?” Gönderiliş saatine bakıyorum, hep gece yarısı. Demek emir geç geliyor. Ne yazacakları öğretiliyor, haber ve adres veriliyor, hooop, mesajlar atılıyor. Hepsinin aynı yerden geldiği o kadar belli, o kadar açık ki! Ben de “Emriniz olur, hemen vazgeçiyorum, tövbe ediyorum! Özür diliyorum” filan yazıp üşenmeden dalgamı geçiyorum! Hani kazara emir kulu değil, samimi sazansa diye cevap veriyorum! Gördünüz işte Tuncay Özkan’ı delirttiler, kimilerini intihar ettiriyor, kimilerini istifa, ama beni en fazla sinirlendirirler. O kadar bile zararları dokunmasın diye, bundan böyle bu tür mesajları okumayacağım, haberiniz olsun! Haa, bu arada, internet savaşına TSK da girip bir kaç site de biz açalım deyince, büyük suç oluyor da terfileri önleniyor! Hakikaten demokratlar, çok, çok.

Reklamın kötüsü olmaz!

Kıbrıs’taki 7 yıldızlı Cratos Premium Otel’in açılışına katılıp konser verecek olan Jennifer Lopez’in gözünü korkutup KKTC’ye gelmesini önleyen Rumlar, şimdi de bir başka otelin temel atma törenine çağrılan Rihanna’yı vazgeçirmeye çalışıyor! Jennifer Lopez’in anlaşma yapıp, parasını bile almasına rağmen Rumların kopardığı yaygaradan ürküp açılışa gelmekten vazgeçmesi dünya basınına bile haber olmuştu. İspanyol Fashion TV’nin sahibi Yılmaz Bektaş, Girne’deki Belagiou Otel’i yıktırıp yerine yaptıracağı Fashion Castle isimli otelin 15 Eylül’deki temel atma töreninde konser vermesi için Rihanna ile anlaştığını duyurunca Rumlar yine sinirlendi. Özellikle konserin 204 ülkede Fashion TV’den yayınlanacak olmasına kızan Rumlar facebook’ta site açarak şimdiden 2500 kişi toplamış! Bektaş ise Rihanna da vazgeçirilirse yerine getireceği daha ünlü bir starı devreye sokacakmış. Çok iyi olur. Hatta inşallah her kimse o da gelmez! Böylece dünya kamuoyu da hem Rumların KKTC’yi boğmak için yaptığı engellemelere tanık olur, bir konsere bile tahammül edemediğini görürler, hem de KKTC’nin reklamı olur! Yok Rihanna delikanlı çıkar da Rumları takmaz gelirse yine büyük reklam. Hadi komşu, uğraş bakalım, tüm dünya görsün şımarıklığınızı!