'Orduya karşı planlı ve açık harekât var'

Org. Işık Koşaner ilk mesajında “TSK'ya karşı açık ve planlı harekat yürütülüyor. TSK'nın yapısının ve temel değerlerinin hedef alınarak, bunların 'değişim' bahanesiyle 'değiştirilmeye' çalışılması endişe verici” dedi

'Orduya karşı planlı ve açık harekât var'

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) 27’nci Genelkurmay Başkanı olarak atanan Orgeneral Işık Koşaner, düzenlenen törenle görevi Orgeneral İlker Başbuğ’dan aldı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Tayip Erdoğan’ın da katıldığı törende Org. İlker Başbuğ bir veda konuşması yaptı.

Org. Başbuğ konuşmasında, “Zor bir dönemde Genelkurmay Başkanlığı görevini yürüttüm. Zaman her şeyi açığa çıkarır ve TSK yaşamakta olduğu bu süreçten daha güçlü çıkar” dedi.

‘Hiç pişman değilim’

TSK’ya karşı asimetrik psikolojik harekat yürütüldüğünü belirten Başbuğ şu mesajları verdi: “Bu harekatı yürütenlerin elinde üstün bir medya gücü bulunmaktadır. TSK, demokrasi rejimine bağlıdır. Hal böyleyken, geçmişte yaşananları sık sık gündeme getirmenin, toplumu huzursuz ve TSK personelini rahatsız ettiğini düşünmekteyiz. İç güvenlik harekatının zorlu icrası esnasında atılan iddialara ilişkin TSK’nın veremeyeceği hiçbir hesap yoktur. Geriye dönüp baktığımda kararlarımla ilgili pişmanlığım yok.” Görevi devralan Org. Işık Koşaner de konuşmasında terörle mücadelenin önemine değindi. TSK’nın son yıllarda açık ve planlı bir saldırıyla karşı karşıya’ olduğunu vurgulayan Org. Koşaner şöyle konuştu:

‘Hukuka herkes uysun’

“TSK ve personeline yöneltilen, çoğu doğruluğu ispatlanamamış ve yargı sürecindeki iddialar, belli merkezlerce kamuoyuna birer gerçekmiş gibi sunulmakta ve bunda da başarılı olunduğu görülmektedir. Bazı çevrelerin hukuk dışı ve maksatlı söz, yazı ve davranışları STK’yı ziyadesiyle üzüntüye sevk etmektedir. Şimdiye kadar olduğu gibi, TSK bundan sonra da hukuka saygılı olmaya devam edecektir. Ancak hukuka saygılı olması gereken kurum sadece Türk Silahlı Kuvvetleri değildir. Belli düşüncelerin sesi olarak, TSK’nın yapısının ve temel değerlerinin hedef alınarak, bunların ‘değişim’ bahanesiyle ‘değiştirilmeye’ çalışılması ziyadesiyle endişe vericidir.