ÖSYM Başkanı'nın hepimize göstermiştir ki...

a
a
Çarşamba, 22 Eylül 2010 - 05:00

Türkiye’de “Burada asla katakulli olmaz” diyebileceğimiz bir kurum kalmamıştır.

- Bilişim teknolojisi geliştikçe ‘yurdum insanı’nın sahtekarlığa meyli artmaktadır.

- ‘Zor sınav’ yoktur ‘az torpil’ vardır.

[[HAFTAYA]]

 - ÖSYM’de meydana gelen ve binlerce insanı mağdur eden bir hatanın hesabı YÖK Başkanı’na sorulamamaktadır.

- Bilgisayar, telefon ve gizli kamera sözcüklerinin geçtiği her olayda içimizde ‘okyanus ötesi’nden gelen bir şüphe doğmasına engel olunamaktadır.

‘Kemalist Site’

Antalya’da bir site, girişine “Atatürkçü, laik ve demokrat insanların yaşadığı site” yazdırmış...

Türkiye’deki fikri kamplaşmanın geldiği yere bakar mısınız?

Peki, sizce bu son nokta mı?

Hayır, maalesef değil.

Şayet başta Başbakan ve siyasetin diğer kanaat önderleri bugüne kadar sergiledikleri farklı düşüneni ‘ötekileştirme’ tavrından vazgeçmezlerse önümüzdeki günlerde daha çok ‘Laikler Kırathanesi’, ‘Muhafazakar Aile Balıkçısı’, ‘Hem Laik Hem Müslüman Pastanesi’, ‘Cumhuriyetçiler Yapı Koperatifi,’Milliyetçi Gençler Bilardo Salonu’ ve ‘Özgür Kürt Börekçisi’ haberi okursunuz, benden söylemesi.

Mustafa Balbay aradı!

Mustafa Balbay ile hiçbir tanışıklığım yoktu.

Telefonum çaldı.

“Ben Mustafa Balbay” dedi. Şaşırdım.

Çekinerek “Kim?” dedim.

“Mustafa Balbay” dedi ve devam etti: “Candaş cezaevi yönetiminin özel izniyle arıyorum seni. Çok kısa bir şey sorup kapatacağım”

“Ne demek, buyurun” dedim.

U2’ nun solisti Bono, Başbakan’a ne sormuş?” dedi.

Cevap verdim, “Siz niye cezaevine girdiniz Sayın Başbakan?”

Balbay bir daha sordu: “Başbakan ne demiş?”

“Şiir okuduğum için…”

“Adam da bunun üzerine basmış kahkahayı öyle mi?” dedi.

“Evet de niye sordunuz?” dedim.

“Başbakan çok şanslıymış… En azından neden tutuklandığını biliyormuş! Ben onu da bilmiyorum” dedi.

Kan ter içinde uyandım…

Rüyaymış!

Bunları biliyor musunuz?

- Kenan İmirzalıoğlu’ nun böyle giderse 10 yıl sonra kel kalacak kadar saçlarının döküldüğünü ve Altunizade’de bir klinikte saç dökülmesini önlemek için tedavi yaptırdığını…

Başbakan Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde bir davette karşılaştığı Erol Evgin’e “Biliyor musunuz Erol Bey beni size benzetiyorlar!” dediğini…

Kurtlar Vadisi neden kabak tadı verdi...

1- Garson kıyafeti (siyah takım elbise, beyaz gömlek) giyip sağa sola ateş eden adamlardan artık gına geldiği için…

2- Polat, Memati ve Abdülhey’in ölüp ölüp dirilmesinden bıktığımız için…

3- Estetik ameliyatla şekil verilmiş hokka gibi burna sahip bir kabadayıya gerçek hayatta hiç rastlamadığımız için

4- Dizide ‘psikopat’ Memati’yi oynayan Gürkan Uygun’un aslında ne kadar efendi olduğunu öğrendiğimiz için…

5- Polat ve arkadaşları el attığı hiçbir işi (Mafya, Irak, Gladio, vesaire…) bitiremediği için…

6- Artık her dizide en az Kurtlar Vadisi’ndeki Ömer Amca kadar özlü sözler söyleyen akil bir adama rastlamak mümkün olduğu için…

Yıldız Parkı hayvanat bahçesine dönmüş

Koskoca İstanbul’un Avrupa yakasındaki doğru düzgün tek parkı Beşiktaş’taki Yıldız Parkı... Geçen hafta sonu POSTA Gazetesi Yayın Yönetmeni Rıfat Ababay ile birkaç saatliğine Yıldız Parkı’na kaçtık. Kaçmaz olaydık! Parkı sokak köpekleri basmış… İkimiz de hayvan sever insanlarız. Ama buradaki durum bildiğiniz gibi değil! Ben diyeyim 20 siz deyin 30 tane başıboş sokak köpeği var. Zavallı hayvanlar aç-susuz! Bir şey yemek için oturduğunuz an etrafınızı sarıyorlar. Özellikle pikniğe gelen çocuklu aileler nasıl kaçacaklarını şaşırıyor. İstanbul Belediyesi’ne bağlı parktaki bekçiler bile bu durumdan illallah demiş... Bildiğim kadarıyla belediyenin sokak köpekleri için barınakları var. İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş bu işe el atarsa hem o sahipsiz hayvanlar bir yuvaya kavuşacak hem de İstanbullular rahat nefes alacak.

Reha Muhtar’a ne olmuş?

Geçen akşam Kanaltürk’ te Son Kale’yi seyrediyorum. Reha Muhtar hâkim yaka beyaz gömleği ve boynunda 3 tur attırıp iki yakasından sallandırdığı eşarbıyla bir zamanlar kendini ‘mesih’ ilan eden dönemin Refah Partisi Milletvekili Hasan Mezarcı’yı andırıyordu. Ne diyeyim, Allah sonunu benzetmesin!