Otomobilde 'fiyat' rekabeti

Salı, 12 Ocak 2010 - 05:00

Otomobil sektöründe bu yıl büyük bir rekabet vardı. Bu rekabetin dozunu, Ocak ayının başında sohbet ettiğim birkaç yöneticiden dinledim, yakından izledim. Ocak ayının ilk haftasında herkesin gözü BlackBerry’ye gelecek ve yılın liderini belirleyecek aralık ayı satışlarında idi...

Son yılların hızlı şirketi Hyundai, Renault, Fiat ve Ford arasındaki rekabet, tahmin edildiği gibi Hyundai’nin ipi göğüslemesi ile sona erdi. Bu şirketin binek otomobildeki satışı 60 bin 645’i, pazar payı da yüzde 16.4’ü buldu. Toplam pazarın liderliğini ise Fiat elde etti. Onu Ford ve Renault izledi.

İzlediğim kadarıyla uzun süredir ilk kez sektörde liderlik için bu kadar kıyasıya bir rekabet var. Rekabeti doğal olarak da ‘fiyat’ faktörü belirliyor. Şirketler, özellikle de ‘filo’ pazarlamasına büyük ağırlık verdiler, ciddi fiyat indirimleri yaptılar.

Bu yıl ilk defa bazı lüks otomobil markaları bile, hiç yapmadıkları kadar ‘fiyatla’ oynadılar.

 

2010’a nasıl yansıyacak?

Sonuçta ortaya böyle bir tablo ve beklenenden iyi bir ‘aralık performansı’ çıktı. Rakamlara bakarsanız, 1996 yılından bu yana ‘en iyi üçüncü aralık’ rakamına ulaşılmış durumda. Şimdi gözler yeni yılda... İki değişik tahmin var. Birinci cephede, ‘Talep erkene kaydı’ diyenler ve düşük tempolu yıl bekleyenler var. İkinci cephede ise ‘İyi satış yapılan aralık ayından sonra gelen yıl da iyi olur’ görüşünü benimseyenler yer alıyor. Ben de bu görüşe katılıyorum. Konuştuğum bazı bankacılar da otomobil kredisi penceresinden baktıklarında, hareketin devamını beklediklerinin altını çiziyorlar. Bakalım, hangi görüş haklı çıkacak?

Erzincan kabuğunu kırıyor mu?

En son Erzincan’a yolum yıllarönce düşmüştü. Cumartesi günü, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın da katıldığı, Capital ve Ekonomist ile TTNet’in işbirliği sonucunda düzenlenen Global KOBİ Platformu toplantısı için Erzincan’da idim.

Son 10 yılda Anadolu’da epey toplantı düzenledik. Banka ve şirketler potansiyel görmedikleri için bu ile yönelik bir etkinlik düzenleyememiştik.

Saat 15.00 gelip, konferans başlayınca, geç kaldığımızı anlamış olduk. Birincisi, çok ilgili bir izleyici grubu vardı. İkincisi, Ulaştırma Bakanı ile Sanayi Ticaret Odası Başkanı Aydın Yalvaç’ın verdiği bilgiler, Erzincan’daki büyük değişimin habercisi niteliğindeydi.

Memur ve üniversite şehri olarak tanınan Erzincan, eğer ivme böyle giderse, Bakan Yıldırım’ın desteğiyle ciddi ölçüde kabuk değiştirecek.

‘İhracatı bilmezdik, öğrendik’

Başkan Aydın Yalvaç’ın verdiği bilgiler, belediye başkanı ve valinin konuşmalarının aralarına serpiştirdiği bolca ‘Bakanımız’ övgüleri de bunu destekliyor.

Aydın Yalvaç’ın verdiği bilgiler gerçekten de etkileyici:

- 3 yıl önce ihracat neredeyse sıfır düzeyindeydi. ‘İhracatı bilmeyen’ Erzincan iş dünyası 10 milyon doları yakaladı.

- Üstelik bunun 7.5 milyon doları sanayi ürünleri ihracatından geliyor.

- Başkan Yalvaç, gururla, ‘İlk defa İngiltere’ye makine ihracatı yaptık’ diyor. Ardından da 2 yılda ihracat yaptıkları ülke sayısını 6’dan 18’e çıkardıklarını söylüyor.

Erzincan’ın büyük hayali

Organize sanayi bölgesindeki yerler de doluyor. Şimdiden tesis sayısı 42’ye ulaşmış. Bunun sonucunda elektrik üretimi 2 yılda 5’e katlanmış. Doğalgazın gelmesiyle birlikte hareketin artacağı tahmin ediliyor.

Bakan Yıldırım, ‘bilişim, eğitim, sağlık ve üretimle büyüyen’ bir Erzincan yaratmayı hedefliyor. Call center ve sağlık yatırımları, bunun ilk ayağını oluşturuyor. Sırada Erzincan’ı bir kayak merkezine dönüştürecek Ergan Dağı Projesi var. Bunları desteklemek için de havaalanı yenileniyor.

Erzincan, bu hedeflerinin ne kadarına, ne zaman ulaşır, bilmiyorum. Ama Bakan Yıldırım’ın bu performansı devam ederse, büyümeye devam edeceği kesin.

Akfen’in sırrı ‘istikrar’da!

Erzincanlılar, Akfen’in patronu Hamdi Akın’dan, ‘Başarı öyküsünü’ anlatmasını istediler...

Son 10 yılda yaratılan en önemli işlerden biri olan TAV’a hayat veren işadamını, onu başarıya taşıyan strateji ve varsa faktörleri duymak istiyorlardı.

Hamdi Akın, başarıya getiren öyküsünü anlatırken, özellikle ‘siyasi istikrarın’ altını çizdi. Başarısında son yıllarda yakalanan ‘istikrarın’ etkisi olduğunu, devamı halinde ülkeden yeni başarılar çıkacağını söyledi. Özetle 1970’lerden başlayan öyküsünü şöyle paylaştı:

2 kişiden 30 bin kişiye

- 1976 yılında üniversiteden mezun oldum, 1977’de ilk işimi kurdum. İlk işim kalorifer kazanı üretmekti.

- 2 çalışanla birlikte, açık alanda kalorifer kazanı üretiyorduk. Biraz işleri büyütüp, OSTİM’e gidince bayram etmiştik. - O dönemde yabancı ortak da aradık, Alman Buderus gibi şirketlerin kapısını çaldık.

- Gümrük Birliği’nden sonra vergiler kalkınca, yerli üretim bitti. Bizim şirket duruyor ama faal değil.

- Havaalanı işine 1989’da Antalya’yı yaparak girdik. Sonra Rahmetli Özal, ‘Oraya kocaman bir havaalanı yapar mısın’ diye sormuştu. Ben de ‘DHMİ ihale açarsa, neden olmasın’ karşılığını vermiştim.

- Bizi Ulaştırma Bakanı Cengiz Tuncer’e gönderdi. O da bizi kovdu, sonra DHMİ’ye gittik. ‘Yasa ve altyapı uygun değil’ yanıtını aldık. Ondan sonra yasa ve altyapı için hazırlıklar başladı. Yıl 1990...

- Atatürk Havaalanı 1997’de ihaleye açıldı. O arada DHMİ’nin genel müdürü 6 defa değişti, bakan sayısını ise hatırlamıyorum. İstikrarsızlık nedeniyle ihaleler uzun süre açılamadı.

- Bugün Türkiye, cebinden 5 kuruş çıkmadan Avrupa’nın en iyi havaalanlarına sahiptir.

TAV bir sektör yarattı

Akfen Grubu’nun TAV’da yarattığı başarıyı, birkaç rakamla da görmek mümkün... Grup, 10 yılda, 10 havaalanını işletir hale geldi. Yürüttüğü projelerin miktarı 10 milyar doları buluyor. 5 yeni havaalanı inşaatını devam ettiriyorlar. TAV’da çalışanların sayısı ise 26 bine ulaşmış. Diğer şirketlerle birlikte bu sayı 30 bini buluyor. Hakikaten önemli bir başarı... Aslında TAV, yeni bir sektör yaratması ve ülke dışında gösterdiği performans nedeniyle Türkiye’nin yüz aklarından biri... Hamdi Akın, bu başarıda en büyük payı ise ‘istikrara’ veriyor.