Özerk üniversite

Pazartesi, 30 Kasım 2009 - 05:00

Özerk üniversite Dünyanın en iyi üniversiteleri listeleri dönem dönem medyada yer alır.
İlk sıraları genelde Amerika ve İngiltere’deki üniversiteler paylaşır. En iyi 100 üniversite arasına girmek bir üniversitenin hem prestijini, hem de öğrenci ve öğretim üyesi kalitesini gösterir...
Bu listelerin hazırlanmasındaki en önemli kriterler arasında üniversitelerde yapılan bilimsel çalışmalar, uluslararası yayınlar, mezunların saygın kurumlarda iş bulma imkanları v.b. sayılabilir.
Bu üniversitelerde birçok Türk bilim adamı da görev yapıyor. Türk üniversiteleri, bırakın ilk 100 üniversite arasına girmeyi zar zor ilk 500 üniversite arasında bile ancak bir üniversite ile temsil edilebiliyor. Dünyanın en büyük 20 ekonomisinden biri olan Türkiye, bilimsel çalışmalarda sınıfta kalıyor.
Amerika ve İngiltere’deki üniversiteler en büyük geliri yurtdışından gelen öğrencilerden ve bağışlardan sağlarken Türk üniversiteleri ne yazık ki yabancı öğrencilerin tercih edeceği uluslararası bir standarda ulaşamıyor.
Dünyada başarılı üniversitelerin arkasındaki en önemli güç ise “Özerklik”. Politik çekişmelerin dışında kalan bir mütevelli heyet tarafından bir şirket ve vakıf mantığıyla yönetilen üniversiteler başarıyı yakalıyorlar.

***


Gelelim Türkiye’ye:
“Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanlığına YÖK’ün 85 öğretim üyesinden sadece 9’unun oyunu alan Prof. Dr. Celal Artunç’u ataması üzerine Diş Hekimliği Fakültesindeki öğretim üyeleri ve bölüm başkanları biri hariç toplu olarak görevlerinden istifa ettiler.”
Yeni dekanın atanması YÖK kanununa göre yasal. Dekanlık meşru. Ancak üniversiteye açıkça müdahale. Tepki göstermenin en demokratik yolu da istifa. Aynı sıkıntılar sadece Dekan atamalarında değil üniversitelere rektör atamalarında da yaşandı. Çoğu üniversitede en çok oyu alan değil Cumhurbaşkanı’nın istediği aday rektörlük koltuğuna oturdu.
Bu uygulama sadece Abdullah Gül’e ait değil. Geçmiş dönemde Ahmet Necdet Sezer’in de böyle atamaları vardı. Sonuçta üniversitelerimiz politikacıların arka bahçesi olma hedefinden kurtulamıyor. Aynı uygulama üniversiteye giriş sınavında da karşımızda.
Türkiye’nin en önemli gündem maddesi, katsayı sorunu. Tamamen akademik olması gereken bir karar bir anda hükümet, YÖK ve Danıştay’ı karşı karşıya getirebiliyor. Sadece son üç günde yaşadığımız bu olaylar bile Türk üniversitelerinin neden başarılı olamadıklarını açıklamaya herhalde yetiyor.