Özetlersek...

Perşembe, 26 Ağustos 2010 - 05:00

Ali Kırca’nın sorduğu soruda kızacak
birşey yok.
Başbakan’a hangi Genelkurmay
Başkanı’yla daha yakınlık
içindeydiniz
diye sormuş.
Ben izlemedim ama Başbakan da
kızmış, böyle soru olur mu demiş.
Olur.
Böyle bir soruyu, her gazeteci
sorabilir. Ama tecrübeli Ali’nin
buradaki hatası sadece şudur:
Cevap alamayacağı soruyu niçin
soruyor?

*

Dönelim referandum notlarına.
Evet’leri hayır’ları etkileyecek yeni
gelişmeler var mı, yoksa herkes
kararını çoktan vermiş, kıs kıs gülüyor mu?
Kamuoyu yoklamalarında hâlâ
kararsızlar diye bir dilim görüyoruz.
Yalan.
Karar vermek için neyi
bekliyor olabilirler? Hiç.
Bunlar, ya ürkekliklerinden
konuşmayanlardır, ya da utandıklarından.
Bilin bakalım hangileri hayırcıdır
hangileri evetçi.
Ben hemen anlarım.
Anketlerim yok ama antenlerim var.

*

Geçirdiğimiz onlarca seçim,
bizleri artık eksper yaptı.
Meydana bakar bakmaz kaç bin kişi
olduğunu
söyleyebiliriz.
Hangi partiye oy atacaksın
dediklerinde, vatandaşın vereceği
cevabı suratından anlarız.
Vallahi henüz kararsızım falan
diyorsa, hım, konjonktüre göre
onun da tercümesini yaparız.
Mühim olan cevap alabileceğiniz
soruyu sormaktır. Nitekim bana birisi
şimdi sorsa evet mi hayır mı?
Alacağı cevap bellidir: Sana ne?
Bunu demek, benim anayasal hakkım.
Bu yüzden, ben de kimseye
sormuyorum evet mi, hayır mı diye.
Karıma bile sormadım... Sormam...
İnsanları oylarını açıklamaya
davet etmek kadar büyük bir
demokrasi ayıbı yoktur.