Özgecan, Bergen ile aynı mezarlıkta

Mersin'in Tarsus İlçesi'nde vahşice öldürülen Özgecan Aslan, Türkiye'nin 'Acıların Kadını' olarak tanıdığı Bergen'le aynı mezarlıkta

Pazartesi, 16 Şubat 2015 - 13:05

Özgecan, Bergen ile aynı mezarlıkta

Özgecan'ın mezarını ziyarete giden grupların, aynı mezarlıkta bulunan ve 1980'li yıllarda 'Acıların Kadını' olarak sahne hayatında tanınan Bergen'in mezarını da ziyaret etmeleri dikkat çekti.

Bergen 28 yaşındayken eski sevgilisi Halis Serbest tarafından yüzüne kezzap dökülüp gözlerini kaybetmiş, sonra da öldürülmüştü.

İŞTE ACILARIN KADINI BERGEN'İN HAYAT HİKAYESİ

MEHMET ÇELİK/POSTA KARNAVAL

ACININ KIZ KARDEŞİ: BERGEN

Bergen, kaderinin ilk işaretlerini daha 6 yaşında gördü. Önce anne-babası ayrıldı. Müzik yeteneği keşfedilince şansı döner gibi oldu. Ama parasızlıktan konservatuarı bırakmak zorunda kaldı. Tesadüfen sahneye çıktığında 19 yaşındaydı. Yolu karanlık adamlarla doluydu. Dolandırıldı. Dayak yedi. Kezzap atıldı. Bir gözünü kurtardıktan sonra yine sahneye çıktı. Bu sefer bıçaklandı. Nihayet ‘Garibin çilesi mezarda biter’ şarkısındaki gibi 29 yaşında 6 kurşunla öldürüldü. Fakat ona yapılan haksızlıklar mezarda bile bitmedi...

‘Kardeşiz Kader’

Gerçek adı Belgin Sarılmışer olan Bergen 1959’da bir yaz günü ailesinin ilk çocuğu olarak Mersin’de doğdu. İlk talihsizliğini daha 6 yaşındayken anne babası boşanmasıyla yaşadı. Çok sevdiği bez bebeğine sarılarak annesiyle birlikte Ankara’ya taşındılar. Yenimahalle semtindeki okulda küçük kızın müziğe olan yeteneği keşfedildi. Öğretmenlerinin yardımıyla konservatuara gitti. Ankara Devlet Konservatuarı Piyano Bölümü’ne girdi. Ancak annesi onu okutacak durumda değildi. Okulunu bırakmak zorunda kaldı. Yaşı büyütülerek PTT’de çalışması sağlandı. 1976’da dayısının oğlu ile itirazlara rağmen evlendiler. Fakat Bergen’in evliliği uzun sürmedi. Eşi hapse girdi, ailelerin baskısıyla boşandılar. 1978'de arkadaşlarıyla gittiği Feyman Gece Kulübü’nde dostlarının ısrarlarıyla sahneye çıktı. Kulübün sahibi İlhan Feyman 19 yaşındaki Bergen’in sesini çok beğendi ve çalışmasını teklif etti. Önce Feyman'da sahneye çıkan Bergen daha sonra Adana’dan iyi teklif aldı ve bir gazinoda çalışmaya başladı.



Sekiz ay çalışması karşılığında Bergen’e lüks bir otomobil verilecekti. Oysa verilen otomobilin ödenmemiş borçları vardı, haciz geldi. O sırada tanıştığı bar fedaisi Halis Serbes borçlarından kurtulmasına yardımcı oldu. Minnet duyan Bergen, Halis Serbes ile nişanlandı. Birliktelikleri öfke nöbetlerine tutulan Halis Serbes’in dayaklarına rağmen sürdü. Günün birinde Halis Serbes’in evli ve üç çocuklu olduğu ortaya çıkınca bu duruma çok üzülen Bergen Ankara’ya döndü. Fakat peşinden Ankara’ya gelen ve boşanacağını söyleyen Halis Serbes’e inandı, yeniden barıştı ve onunla evlendi. Halis Serbes, Bergen'in kazandığı parayı kontrol etmek istiyordu. Bir süre sonra yine dayak başlayınca Bergen ayrılmak istedi. Halis Serbes kabul etmeyip şiddete başvurunca evden kaçtı. 



‘Giden Gençliğim’


Ekim 1982’de Bergen, İzmir Alsancak’taki New York isimli gece kulübünde çalışıyordu. Halis Serbes’in bir adamı, pansiyonun kapısında pusu kurup Bergen'e bir şişe dolusu kezzap attı. Saldırı sonrası Bergen’in yüzü tanınmaz hale geldi, iki gözü görmez olmuştu. Ayrıca vücudunun önemli bir kısmı da yanıklar içindeydi. Aylar sonra Ege Üniversitesi’nde Prof. Dr. Arman Çağdaş’ın çabalarıyla bir gözü kurtarıldı. Yüzündeki yanık izlerini de estetik cerrah Onur Erol tedavi etti. Halis Serbes iki ay sonra yakalanıp tutuklandı. Mahkemede Halis Serbes’in kezzap atan kişiyi azmettirdiği ortaya çıktı. Ameliyatlar sonrası 1984’te İzmir’e geri dönen Bergen’i ziyaret eden gece kulübü sahibi Cengiz Özşeker, sanatçıyı tekrar sahneye çıkması için ikna etti. “Kardeşiz Kader” isimli demo kaseti Yaşar Kekeva tarafından beğenilince, sanatçı İstanbul’a davet edildi..

Yapımcılar Bergen’in kederli hayatını müziği ile birleştirmeyi düşündü. Bu düşünceyle hazırlıklar yapıldı ve bir albüm hazırlandı. Bergen 1986'da çıkan “Acıların Kadını” albümü ile şöhrete kavuştu. 1987'de Ülkü Erakalın’ın senaryosu ve yönetmenliğiyle “Acıların Kadını” filminde Yalçın Gülhan, Asuman Arsan ve Meral Niron’la kamera karşısına geçti. O yıl Bergen kendisine yaşattığı acılara rağmen Halis Serbes'i affetti. Hatta Halis Serbes’i hapishanede ziyaret etti. Kezzap davasından da vazgeçti. Ailesinin öldürülmesi tehdidiyle böyle davrandığı söyleniyordu. Ödüller alan ‘Acıların Kadını’ gülmeye başlamıştı. 

‘Garibin Çilesi Mezarda Biter’

Turneye çıkan Bergen, Adana Lunapark Gazinosu’nda sahnede şarkı söylerken herkesin gözü önünde, gazinonun eski fotoğrafçısı Necmettin Ulaş tarafından bıçaklandı. Saldırının gerçek nedeni belirlenemedi. Halis Serbes’in Necmettin Ulaş’ı azmettirdiği iddia edildi ancak ispatlanamadı. 1987’de Bergen TRT’in arabesk yasağını delen ilk sanatçı oldu. Ama sonra İstanbul Çakıl Gazinosu’nda şarkı söylerken, Halis Serbes'in isteğiyle sahneyi bıraktığını açıkladı. Kezzaplı saldırı nedeniyle 13 yıl 11 ay hüküm giyen ama çıkarılan af sayesinde 5 yıl 7 aylık hapis sonrası 1988’de serbest bırakılan Halis Serbes ile Mersin’de yaşamaya başladı. Dayak yemekten bıkan Bergen 1989’da evden kaçtı.  Aynı yıl, yedinci ve yaşarken çıkardığı son albümü olan “Yıllar Affetmez”i hazırladı.

14 Ağustos’u 15 Ağustos’a bağlayan gece Anadolu turnesi kapsamında Kayseri’den Mersin’e gitmek için annesi ile birlikte yola çıktıklarında Halis Serbes’in onları takip ettiğini fark ettiler. Polise durumu anlattılar. Tedbir alınacağı söylenince yola devam ettiler. Tarsus yolunda Aspava Lokantası'nda gece 04.00 sularında yemek için durdular. Onları takip eden Halis Serbes, masaya gelip Bergen ve annesiyle ile tartışmaya başladı. Halis Serbes tabancasını çekince, Bergen arabasına doğru koşmaya başladı. Halis Serbes ise sanatçıya altı kurşun sıktı. Kurşun sesleri sona erdiğinde Bergen yerde çok sevdiği bez bebekler gibi hareketsiz yatıyordu artık. Halis Serbes, kendisine engel olmaya kalkışan Bergen’in annesi Sebahat Çakır’ı da üç kurşunla ağır yaralı olarak bırakıp bir ay önce aldığı pasaportla Almanya’ya kaçtı.

Ertesi gün Bergen'e bir cenaze töreni yapıldı. Cenazesi sedye ile musalla taşına konmuştu. Hemen arkasından hızlıca Mersin’de toprağa verildi. Bergen öldüğünde 29 yaşındaydı. Kısa hayatına 5 plak ve 11 kaset ile bir film sığdırmıştı.

ADALETİN VERDİĞİ ÖDÜL

Interpol’ün kırmızı bültenle aradığı Halis Serbes, Berlin’de Eylül 1990’da yakalandı. Kaçağın yakalandığı bilgisi Dışişleri Bakanlığı’na bildirilince sanığın iadesi için diplomatik görüşmeler başladı. İki yıl sonra Alman yönetimi suçlunun idamla yargılanmaması şartıyla Halis Serbes’i iade etti. Sanık Almanya’dan getirilip Tarsus Cezaevi’ne konuldu. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan Halis Serbes, cinayeti taammüden (planlayarak) işlemediğini söyledi ve olayı şöyle anlattı:

“Olay günü Bergen bir arkadaşının bürosunu aradı ve çok yorgun olduğunu söyleyerek kendisini almamı istedi. Ben de kardeşimle yola çıktım. Geç kaldığımız için şarkı söylediği gazinoda değil Kayseri yol ayrımında karşılaştık. Orada benim arabama geçti. Birlikte bir kır lokantasına girdik. Yemek isteyip masaya oturduk. Her şey iyi giderken Bergen annesinden Mersin’deki kendi evinin anahtarını istedi. Benimle birlikte o gece eve gideceğini söyledi. Bergen tartışmaya başladığı annesine bağırınca “Annenin yaşına hürmet et, bağırma” dedim. Bunun üzerine ana kız bana yöneldiler. Olmadık hakaretler ettiler. Çileden çıkmıştım, kardeşimin tabancasını alıp ateş etmeye başladım. Ama annesine bilerek ateş etmedim.”

Halis Serbes, 12 Mart 1992’de son kez hakim karşısına çıktı. Savcı, Bergen’in annesinin olayda tesadüfen yaralandığını söyledi. Sanık avukatı ise “Ana-kız müvekkilimi maddi-manevi sömürmüştür. Müvekkilim aylarca Almanya’da 7 ay da burada tutuklu kalmıştır. İnfaz yasası dikkate alınırsa 35 yıllık cezanın karşılığını yatmış durumdadır.” dedi.

Mahkeme heyeti Halis Serbes’i kasten öldürme ve yaralamadan suçlu bularak 15 yıl, ruhsatsız silah bulundurmaktan 10 ay hapse mahkum etti. Ama sanığın ‘iyi hali’ ve İnfaz Yasası dikkate alınarak ceza süresi toplam 3 yıla indirildi! Mahkeme Halis Serbes’i, Almanya ve Türkiye’de tutuklu kaldığı toplam 19 ay ile daha önce Bergen’in yüzüne kezzap attırmaktan tutuklanıp yattığı 5 yıl 7 aylık sürenin bir kısmının 1987’deki af kapsamına girmesiyle fazladan yattığı dikkate alarak serbest bıraktı. 1993’te yeniden evlenen Halis Serbes önceleri işlediği cinayet nedeniyle pişman olduğunu söylese de, bir süre sonra yaptıklarından hiç pişmanlık duymadığını, Bergen’in yaşananları “hak ettiğini” söyledi.