Özgecan; can'sın!

Cumartesi, 21 Şubat 2015 - 05:00

Söyleyecek şey bulamıyorum. Bu satırları yazarken ellerim titriyor, boğazım düğümleniyor...

Benim de iki kızım var, yeğenlerim var... Böyle bir şey onların başına gelirse ne yaparım düşünemiyorum bile. Bu kadar alçakça, haince, planlı bir cinayeti işleyecek beyni olanlar aramızda dolaşıyor. Eminim başkaları da vardır.

Tweetlerde, Facebook'ta görmüşsünüzdür, bu caninin yaptığını zavallı Özgecan’a yüklemek isteyen bazı mesajlar vardı. Yok neymiş, mini etekliymiş, çok gülmüş...

Bu mesajları gerçekten kendi düşünceleri olarak benimseyen ve paylaşan “yaratıklar” aramızda yaşıyor. Yarın, öbür gün eğer böyle bir olaya şahit olsalar, kurbana mı yardım ederler, caniye mi? Düşünmeden edemiyorum.



Deyin ki mini etek giydi, cezası ölüm müdür? Kahkaha ile güldü, tecavüz mü edilmesi gerekir?

Kardeşim bir fikir verdi; 'genç kızlarımıza ve kadınlarımıza kendilerini savunma dersleri verilse belki daha farklı olabilirdi Türkiye' diye. Bazı belediyeler ücretsiz karate marate dersi veriyor ama yeterli değil, yaygınlaşması gerekiyor.

İnandığım bir konu da, son yıllarda yediklerimiz ve içtiklerimizin üzerimizdeki etkileri. O kadar fazla kimyasal ve sentetik yiyeceklerle dolduk ki, artık beyinlerimiz kontrol yeteneğini kaybetmeye başladı. Hayatın getirdiği stresi de düşünürsek, bazıları tamamen kontrolü kaybetti. Öyle olmasa, kartopu oynarken kaza eseri camını kırdı diye kimse kimseyi öldürmezdi.
Toplum olarak kendimizi kaybediyoruz. Bir şeyler yapılmalı.

Umarım gelecek daha aydınlık olur hepimiz için. Tabii bir gelecek varsa...

Özür dilerim, kar yağdı

Bir kere daha kara teslim olduk. Biz daha öğrenemedik karla yaşamayı. Bu gidişle öğrenemeyiz de.

Geçen akşam 20 dakikalık yolu 6 saatte gelebildim. Kış lastiği olmayan, ABS'si olmayan araçların trafiğe çıkıp kilitlemeleri, kaymaları ve kaza yapmaları yüzünden. Sadece onlar da değil, bu yol şartlarında arabalarına ve kendilerine aşırı güvenip aynı sorunlara maruz kalanları da gördük. Vızır vızır kayan Mercedes’leri, jipleri de gördük.



Millet bağırdı 'yardım nerede, yol açma çalışmaları nerede' diye.

Biz de hep basbas bağırıyoruz, emniyet şeridi “kullanmamayı” alışkanlık haline getirin diye.

Eğer siz emniyet şeritlerini tıkamayıp içinden çıkılmaz hale getirmeseydiniz, hem yardım gelirdi hem de 24 saatten fazla yollarda bekleyenlere kumanya dağıtılabilirdi. Evet ya, TEM Karayolu Edirne yönündeki TIR'lar 24 saat boyunca bekledi.

Bu kötü alışkanlıklardan kendi çıkarımız, vurdumduymazlığımız, saygısızlığımız ve bencilliğimiz yüzünden vazgeçmediğimiz sürece bu durumlara daha çooook düşeceğiz. Artık toplu yaşamak nedir, nasıl yaşanır, bunları öğrenmemiz gerekiyor. Sadece kendimiz için değil, herkes için...