Özgener, açıklamalara sert tepki gösterdi

Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener, son dönemde yaşanan tartışmalı konular hakkında açıklamalarda bulunarak, "Gerçekleri menfaatine göre yorumlayarak, kendine ve kulübüne menfaat sağlamaya çalışan herkesle mücadele etme konusunda kararlıyız" dedi

Salı, 23 Mart 2010 - 15:07

Özgener, açıklamalara sert tepki gösterdi

Özgener, Futbol Federasyonu Başkan Vekili Lutfi Arıboğan ve hukuk işlerinden sorumlu yönetim kurulu üyesi Yunus Egemenoğlu ile birlikte basın
toplantısı düzenledi. Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) olarak, sorumluluklarını unutarak, gerçekleri görmezden gelerek ya da gerçekleri menfaatine göre yorumlayarak, kendine ve kulübüne menfaat sağlamaya çalışan herkesle mücadele etme konusunda kararlı olduklarını vurgulayan Özgener, "Buradan açıkça ifade etmek istiyorum. Gerilimden beslenmeye çalışan her kişi ve kurum konusunda tüm yetkilerimizi kullanarak önlemlerimizi alacağız" diye konuştu.

Türk futbolunun huzurunu bozmaya, futbolun adaletini hep kendine göre yorumlamaya çalışanlarla mücadelelerini sonuna kadar sürdüreceklerini kaydeden Özgener, bu konuda devletten ve yüce Meclis’ten de katkı beklediklerini söyledi. Mahmut Özgener, "maç izlemeye döner bıçağıyla gelenlerin, sporun her türlü değerini çiğneyerek şiddetten rant sağlayanların hiçbir ceza almadığı bir ülkede" bulunduklarını anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sporun ve futbolun doğru ve sağlıklı bir geleceği olabileceğine kesinlikle inanmıyoruz. Spor sahalarının her türlü suça açık alanlar haline gelmesini engellemek hepimizin görevi olmalı.

Her hafta sonu sporcularımızın, teknik adamlarımızın, yöneticilerimizin ve statları dolduran futbolseverlerin hayatlarından endişe eder duruma geldik. Futbol alanlarını, ölçüsüz şiddet uygulayabilecekleri yerler olarak gören dengesiz ve kötü niyetli kişilerin kontrol altına alınmasını bekliyoruz. Bu konuda hazırlıkları süren yasanın acilen çıkarılmasını, burada kamuoyu önünde bir kez daha özenle talep ediyoruz.

"SKOR YÖNETİCİLİĞİ YAPILIYOR"

Kendisinin ve yönetim kurulunda yer alan arkadaşlarının belirli bir vizyon ve hedef çerçevesinde Türk futbolunu uluslararası alanda büyük bir güç ve endüstri haline getirebilmek için büyük bir çaba ile çalıştıklarını kaydeden Özgener, "Futbol medyamızı eleştirirken kullanılan klişe cümlelerden biri ’Spor değil, skor yazarlığı’ yapıldığıdır.

Son dönemde üzülerek görüyoruz ki, bazı yöneticilerimiz Türk futbolunun geleceğini, büyük projeleri, futbolumuzun değişen ve gelişen vizyonunu bir kenara bırakıp ’skor yöneticiliği’ yapıyorlar. Bu kısır çekişmeler ve hiçbir yere varmayan tartışmalar içinde herkesi bir kez daha futbolumuzun geleceğine odaklanmaya davet ediyoruz" şeklinde konuştu.

"KARARLARIMIZI TAMAMIYLA OBJEKTİF ŞEKİLDE ALIYORUZ"



Ligde son haftalara girildiğini hatırlatan Özgener, buna bağlı olarak, liglerde heyecan arttıkça, kulüpleri temsil eden değerli yöneticiler ve dolayısıyla bazı medya kuruluşlarının son derece önemli konularda gerekli hassasiyeti göstermek yerine, yanlış ve sansasyonel olanın peşinden gitmeyi tercih ettiğini üzüntüyle gözlemlediklerini ifade etti.

Başkan Özgener, öncelikle, Futbol Federasyonu olarak her konuda kararlarını uluslararası normlara göre, yasaların ve talimatnamelerin kendilerine vermiş olduğu yetkilere bağlı kalarak, tamamıyla objektif şekilde aldıklarını bir kez daha hatırlattı. Aldıkları kararlar konusunda, herkesin kendi yorumunu yapmakta tabii ki özgür olduğunu anlatan Özgener, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ancak bu subjektif yorumlar belirli konulardaki bilgi eksiklikleriyle birleşince, eleştiriler maalesef yapıcı olmaktan uzaklaşıyor ve gerilimi artıran, gündemi körükleyen bir hal alabiliyor.

Aslen içinde bulunduğumuz dönemi sağlıklı bir şekilde değerlendirdiğimizde, Türk futbolunda son derece olumlu ve pozitif gelişmeler yaşandığına şahit oluyoruz. Bugün liglerimizin yayın hakları rekor fiyatlarla şekillenirken, ülkemiz dünyanın en büyük sportif organizasyonlarından birinin en güçlü adaylarından biri haline gelmişken, futbol ekonomimiz bariz bir şekilde yükselişini sürdürmekteyken, hassasiyetimizin en yüksek olması gereken dönemde ortaya konan bazı tavırlar, bu güzel gelişmelerin önünde bir tehdit olarak ortaya çıkıyor. Üzülerek görüyoruz ki, futbol ailemizi temsil eden insanların belirli konularda bilgi sahibi olmadan her aklına geleni söylemesi ortaya ölçüsüz tepkiler çıkarıyor. Önemli konulardaki yorumlar çözüme değil, kaos ve şiddet ortamına hizmet ediyor."

 "ALINAN KARARLARIN NEDENLERİ YETERİNCE İNCELENMEDİ"



Başkan Ögener, Futbol Federasyonu’nun aldığı kararların nedenlerinin yeterince ve ayrıntılarıyla incelenmediğini savundu. Bu konudaki en çarpıcı örneğin, İstanbul Büyükşehir Belediyespor-Diyarbakırspor karşılaşması sonrasında yaşandığını anlatan Özgener, şunları söyledi: "Maçın tatil edilmesiyle başlayan süreç konusunda herkes bir şeyler söyledi ve alınan kararlar konusunda yorum yaptı.

Ancak Türkiye Futbol Federasyonu’nun bu konuda aldığı kararların nedenleri yeterince ve ayrıntılarıyla incelenmedi. Bu konudaki kararların hangi uluslararası normlara, hangi yasa ve talimatnamelere bağlı kalınarak alındığı, devletin hangi kurumlarıyla işbirliği içinde hareket edildiği irdelenmedi. Bu konuda herkes, kendi yorumlarını yaptı. Çok önemli bazı gerçeklere gözlerini kapayarak Türk futboluna siyasetin karıştığı yönünde az da olsa yakışıksız iddialarda bulunuldu.

TFF ve yetkili tüm kurumları, İstanbul Büyükşehir Belediyespor-Diyarbakırspor karşılaşmasının hemen ardından hakem ve gözlemci raporlarını en küçük ayrıntısına kadar inceledi. Tüm bunların yanı sıra olay anında stat içi ve çevresinde güvenliği sağlayan kurumların konuyla ilgili raporlarını değerlendirdi. İstanbul’un güvenliğini sağlayan en yüksek makamının raporlarında olayların ortaya çıkışında, provokatör bir grubun başrolü oynadığı görüldü. Futbol dışı bazı etkenlerin maçın ve iki takımın kaderiyle oynadığı açıkça belirlendi.

Maçın skoru ile ilgili TFF Yönetim Kurulu’nun aldığı karar da tüm bu raporlar ve bilgiler ışığında alındı." Ortada devlet kurumlarının çok net raporları ve verilen bilgiler varken, bunların yokmuş gibi davranıp olaya siyasetin müdahale ettiğinin söylenmesinin, bu şekilde yorumların yapılıyor olmasının gerçekten üzücü olduğunu belirten Özgener, "Bazı yorumlarda Diyarbakırspor taraftarlarının iki maçta da olay çıkardığı, niye iki maçta da bire bir aynı işlemin yapılmadığı konusu bile dile getirildi.

Bu tip yorumları yapanlar, iki maçta ev sahibi takımın ayrı olduğunu, ev sahibinin birinde Diyarbakırspor, diğerinde ise İstanbul Büyükşehir Belediyespor olduğunu bile dikkate almadılar. İstanbul Büyükşehir Belediyespor’un oluşan güvenlik zafiyeti nedeniyle disiplin kuruluna sevk edildiğini de maalesef görmezden geldiler" şeklinde konuştu. Özgener, Futbol Federasyonu olarak kararları verirken olayları tüm yönüyle ele almaya, her doğrulanmış bilgiyi kullanmaya büyük önem verdiklerini ve dikkat ettiklerini kaydederek, aynı dikkati milyonların algısına ve bu algılardan doğan tepkilere etki eden kişi, kurum ve medyadan da beklediklerini ifade etti.

"HAKEMLERİMİZ CAN SİMİDİ GÖREVİ GÖRMEYE BAŞLADI"



Her zaman olduğu gibi son haftalar yaklaştıkça Türk futbolunun gündemine Türk futbol hakemliğinin girdiğini dile getiren Özgener, maalesef hakemlerin yine istediği saha sonuçlarını elde edemeyen kulüpler için can simidi görevi görmeye başladığını söyledi.

Mahmut Özgener, Türk hakemlerinin dünyadaki tüm meslektaşları gibi hatalar yapabileceğini, FIFA ve UEFA başta olmak üzere tüm yönetim kurumlarının bu hataları en aza indirmek için çalışmalar yaptığını daha önce de ifade ettiklerini vurgulayarak, şöyle konuştu: "Dünyanın tüm hakemlerinin, futbolun hızlı temposuna ayak uydurmaya çalışırken çeşitli hatalar yapabileceğini, dünya liglerini izleyen herkes, her hafta yaşanan yeni örneklerle görüyor. Futbol Federasyonu olarak Türk hakemliğinin daha da ileri gitmesi için birçok çalışma yapıyor, çözümler üretiyoruz.

Biz asla ’hakemlerimiz müthiş bir performans gösteriyor’ iddiasında olmadık. Hata yapılmıyor görüşünü de asla dile getirmedik. Ama bu endüstrinin çatı kurumu olarak, futbolun sadece hakem hatalarından ibaret olmadığını, böylesi büyük bir endüstrinin gelişimi içerisinde diğer tüm eksiklerin gelişimi için verilmesi gereken çabalara paralel ele alınması gerektiğini dile getirdik.

Ayrıca bu konunun son derece hassas olduğunu, çok doğal olarak da bu gelişimin sosyal ve teknik bir süreç olduğunu özenle vurgulamaya çalıştık." Özgener, sözlerini şöyle sürdürdü: "Tüm bu gerçekler ve konuya olan yaklaşımımız ortadayken, hakemlerimizin saha sonuçları istediği gibi gelişmeyen herkesin ağzında bir kurtuluş unsuru ve başarısızlığın kaçış gerekçesi olmaya başladığını gözlemliyoruz.

Bazı yöneticilerimiz ise işi tüm sorumluluklarını, temsil ettiği kulüplerimizin tüm değerlerini bir kenara bırakarak hakemlerimizi yakışıksız söylemlerle tehdit etmeye kadar götürüyor. İnternet sitelerinin ve basın açıklamalarının araç olarak kullanıldığına, hakemlerimizin, kurullarımızda görev yapan üyelerimizin isimleri verilerek açık bir şekilde hedef gösterildiğine tanık oluyoruz.

Ligin sonu yaklaştıkça gerilimi arttırarak bundan kulübü adına menfaat sağlayacağını düşünen isimlerin, üstlendikleri görevler itibariyle en sakin olması gereken kişiler olduğunu düşündüğümüzde, yaşananları büyük bir şaşkınlık ve üzüntü ile izliyoruz. Bahsi geçen ortam içerisinde yapılan çeşitli açıklamalarda, gerçeklerin çarpıtılması ve yanlış bilgilere dayanarak ortaya atılan tezlere dayanarak adaletsizlikle suçlanmamız karşısında sessiz kalmayacağımızı belirtmek isterim.

"GALATASARAY-ANKARAGÜCÜ MAÇI PFDK KARARI"



Özgener, Galatasaray-Ankaragücü maçı sonrasında Galatasaray Kulübü’ne verilen cezaların, daha önceki maçlarda yaşanan olaylarla yanlış bir şekilde karşılaştırıldığını savundu. "Örneğin, bir spor kulübümüz, Galatasaray-Ankaragücü karşılaşmasında yaşanan bir olaydan yola çıkarak geçmişten bugüne kadar yaşanan birçok olayı sıralamış ve Türkiye Futbol Federasyonu’nu adaletsiz bir karar vermekle suçlamış.

Ancak bu olaylar sıralanırken verilen yanlış bilgiler nedeniyle ortaya konulan tez anlamını daha en baştan yitirmiştir" diyen Özgener, şunları söyledi: "Fenerbahçe Spor Kulübü, resmi internet sitesinden yaptığı açıklamada; 2005 yılında Fenerbahçe ile Everton arasında oynanan özel müsabakada bir taraftarın silahla yaralanması olayında kendilerine 1 maç seyircisiz oynama cezası verilirken; Galatasaray ile MKE Ankaragücü arasında oynanan müsabakada bir seyircinin tribünden atılması olayını münferit görerek sadece para cezası verilmesinin, Fenerbahçe Spor Kulübüne karşı takınılan düşmanca tutumun ifadesi olduğu iddia etmiştir.

Bu açıklamalar, objektif gerçekleri ve hukuki doğruları yansıtmamaktadır. Fenerbahçe ile Everton arasında oynanan özel müsabaka ile ilgili disiplin dosyasında; İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından tutulmuş 13 ayrı tutanak, müsabakanın polis olan resmi güvenlik amiri tarafından yazılmış rapor ve müsabaka güvenlik formlarında; müsabakadan 2 gün önce yapılan güvenlik toplantısında alınan karar doğrultusunda Fenerbahçe Spor Kulübüne stadyum dışına güvenlik bariyeri oluşturması gerektiği Valilik yazısıyla bildirilmesine rağmen bu yükümlülüğün yerine getirilmediği, stadyum kapılarının Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı ile stat müdürünün talebi ve talimatıyla emniyet güçlerinin itiraz ve karşı koymasına rağmen biletsiz seyirci ve malzeme girişine imkân verecek şekilde açıldığı, müsabaka boyunca açık bırakıldığı, bu nedenle içeriye giren taraftarların Emniyet güçlerince üst aramalarının yapılamadığı açık ve net bir şekilde ifade edilmiştir.

Hatta raporlarda Emniyet Müdürlüğü tarafından kulüp yönetiminin sorumluluk konusunda uyarıldığı açıkça bellidir. Bu şekilde gerçekleşen üst aramasız seyirci alımı nedeniyle de stat içinde bir seyircinin ateşli silahla yaralanması olayı gerçekleşmiştir. Bu belgeler ışığında Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK) tarafından, Fenerbahçe Spor Kulübü’ne; ev sahibi konumda olduğu müsabakada gerekli güvenlik önlemlerini almaması dolayısıyla meydana gelen ağır güvenlik zafiyetinden dolayı 1 maç seyircisiz oynama cezası verilmiştir. Somut olayda verilen cezaya temel teşkil eden disiplin ihlali, stadyumda yaralanan taraftarla ilgili değildir."

BEŞİKTAŞ-ÇAYKUR RİZESPOR MAÇI



Özgener, ayrıca 21 Kasım 2004 tarihinde oynanan Beşiktaş-Çaykur Rizespor müsabakasında bir taraftarın bıçakla öldürülmesi olayı da Galatasaray-MKE Ankaragücü müsabakasında yaşanan olaylarla bağdaştırılmaya çalışıldığına da dikkati çekerek, şöyle dedi: "Ancak her iki olayın oluş şekli ve ortaya çıkardıkları neticeler dikkatli bir biçimde incelendiğinde, bu benzerlik kurma çabasının ne kadar yanlış olduğu anlaşılacaktır.

Müsabakanın temsilci raporunda, Kapalı Tribün’de Beşiktaş taraftarları arasında çıkan bir olayda bir kişinin bıçaklanarak hayatını kaybettiği belirtilmiştir. Dosya içerisindeki rapor ve belgelere göre, PFDK gerçekleştirmiş olduğu disiplin yargılaması neticesinde, Beşiktaş A.Ş. Kulübü’nün 3 maç seyircisiz oynama cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.

PFDK kararında, olayın meydana gelmesinde tribünlerde güvenliğin ve düzenin ev sahibi kulüp tarafından gerektiği gibi sağlanamamasının önemli rol oynadığı ve olayın meydana geldiği tribünde daha önce de benzeri olayların yaşandığı noktalarını vurgulamıştır." Özgener, 14 Mart’ta oynanan Galatasaray-Ankaragücü müsabakası ile ilgili PFDK kararının, henüz Tahkim Kurulu’na itiraz süresi dolmadığı için kesinleşmediğini, bu nedenle müsabakayla ilgili herhangi bir açıklama yapmayı doğru bulmadığını ifade etti. Özgener, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bununla beraber anılan müsabakayla ilgili kamuoyuna da yansıyan emniyet kamerası görüntüleri incelendiğinde somut olayın Fenerbahçe Spor Kulübü’nün açıklamasında belirtilen tribünden adam atma fiiliyle veya yukarıda belirtilen müsabakalarda var olduğu yargı kararları ile tespit edilen güvenlik zafiyetleriyle bağdaşıp bağdaşmadığını kamuoyunun takdirlerine sunarız.

Kaldı ki 17 Mart 2007 tarihinde Bursa Atatürk Stadyumu’nda oynanan Bursaspor-Fenerbahçe müsabakasında Fenerbahçe taraftarları arasında çıkan kavgada bir taraftarının bıçakla yaralanması olayında ve 2007 yılındaki Fenerbahçe-AZ Alkmar müsabakasında, Fenerbahçe taraftarları arasında tribünlerde çıkan bıçaklı kavgada; 6 taraftarın yaralanması olayında olduğu gibi bu olaylar taraftarlar arasında münferit olaylar olarak nitelendirilmesi ışığında Fenerbahçe Spor Kulübü seyircisiz oynama cezası almamıştır."

"ADALETİN YOLU İNSANLARI DÜŞMAN İLAN ETMEKTEN Mİ GEÇİYOR?"



Yapılan açıklamalara sert tepki gösteren Özgener, sözlerini şöyle sürdürdü: "Açıklamalarında çifte standarttan bahsedenlerin, gerçekleri çarpıtmaya hakları yoktur. Yaptıkları açıklamanın başında futbolda adalet isteyenlerin, aynı açıklamanın sonunda kişileri ’düşman’ ilan ederek milyonlarca taraftara hedef göstermek gibi büyük bir düşüncesizlik yapma hakkı yoktur. ’Adaletin yolu insanları düşman ilan etmekten mi geçiyor?’ ’Futbol sahalarında gerilim artınca adalet daha iyi mi dağıtılıyor?"

TOPLANTIYI YAPMAYA SON ANDA KARAR VERDİ

Mahmut Özgener, Galatasaray Kulübü eski başkanı Özhan Canaydın’ın vefatı nedeniyle toplantıyı önce yapmaktan vazgeçtiğini, ancak toplantının içeriğinin, Canaydan’ın Türk futboluna kazandırdığı ve gündeme gelmesini sağladığı son derece önemli değerler olan, fair-play, dostluk ve sportmenlik ilkeleri ile önemli bir uyum göstermesi nedeniyle toplantıyı yapmayı kararlaştırdıklarını söyledi.

Canaydın’ın vefatı nedeniyle Galatasaray Kulübü’ne ve ailesine başsağlığı dileyen Özgener, "Türk sporu, bugün önemli bir spor adamını kaybetmiş olmanın derin üzüntüsünü yaşıyor. Futbol Federasyonu olarak Galatasaray Kulübü ve Kulüpler Birliği’nin eski başkanı değerli spor adamı Özhan Canaydın’a rahmet dilerken, acılı ailesi ve Galatasaray Kulübüne başsağlığı dileklerimizi iletmek istiyorum. Ben de şahsen Türk futboluna çok büyük hizmetleri geçmiş çok değerli ağabeyim Özhan Canaydın’ı kaybetmenin büyük üzüntüsü içerisindeyim" diye konuştu.

AA

7