Panter Emel: İnsan türünün yeryüzünden silinmesini iştahla bekliyorum

Eski sinema yıldızı Emel Yıldız, namıdiğer ‘Panter Emel’ 76 yaşında. Hâlâ sıkı bir hayvan hakları savunucusu. “Benim insan türüyle sorunum var. Bu türden şikayetçiyim. Biri bana ‘köpek’ dese sevinçten ağlarım. Çünkü biliyorum ki hiçbir köpek kadar vasıflı değilim” diyor

09 Eylül 2017, Cumartesi 05:00
A A

Röportaj: Oya Çınar oya.cinar@posta.com.tr Fotoğraflar: Muzaffer Kantarcıoğlu Size gelirken Bekir Coşkun’un eski bir yazısını okudum. Diyordu ki, “Panter Emel’in öfkesini özledim.” Öfkeniz aynı mı? Neden eskisi gibi sizi göremiyoruz? Sözün bittiği yerdeyiz kızım. Ben bu insan türünden şikayetçiyim. İştahla insan türünün yeryüzünden yok olmasını bekliyorum. Bu tür var olduğu sürece doğaya ve hayvanlara rahat yok. Kendine de yok. İnsanlık tarihi cinayetle başlıyor. Sorsan herkes barıştan yana ama silah fabrikalarına karşı değil. Nasıl şey anlamıyorum.  

HAYVANAT BAHÇESİNE GİTMEYİN

HAYVANAT BAHÇESİNE GİTMEYİN

Nasıl geçiyor günleriniz? Her sabah sokaktaki dostlarıma mama ve su götürüyorum. Sabaha kadar da okuyorum. Ancak o kadar okuyorsun, vardığın yer neresi dersen: Dünyadaki tüm sorunların kaynağı, insan. Sizi en çok ne öfkelendiriyor? Cehalet, vicdansızlık, eğitimsizlik. Tüm düzenler, kapitalizm de, sosyalizm de ekonomik hegemonyaya dayanıyor. Öfkemin de gücü bir yere kadar. Her şey sektöre dönüşmüş. Elimden bir şey gelmiyor. Umudunuzu bu kadar mı yitirdiniz? Nasıl yitirmeyeyim! Ana haber bültenini açıyorum, diyor ki, “Bayram tatilinde aileler çocuklarını en çok hayvanat bahçelerine götürdü.” Hayvanat bahçesi denen şey niye var? Ben hiç Eskimo görmedim. Hadi getirsinler tıksınlar kafeslere, ben de Eskimo göreyim o zaman. Çocuklarınızı hayvanat bahçesine götürmeyin. Florya’daki akvaryuma kutuplardan penguen getirildi. Utanmadan bangır bangır reklamını yapıyorlar. Ne istedin kutuptaki penguenden? Zorun ne!  Her gün yeni bir ‘hayvana işkence’ haberi okuyoruz... Saymakla bitmez. İnsan ırkı öldürmeye programlı. Irkı, dili, dini bahane edip öldürüyor. Yan baktın diye öldürüyor...

KÖPEĞİ KESMEK SUÇ KUZUYU KESMEK SEVAP

KÖPEĞİ KESMEK SUÇ KUZUYU KESMEK SEVAP

Hayvanlara yönelik suçlar Kabahatler Kanunu kapsamında. Sadece para cezası var, onu da taksitle ödeme kolaylığı sağlanıyor! Çıkarılan kanunlar hukuki değil, keyfi olarak çıkarılıyor. Köpeği kesmek suç, kuzuyu kesmek sevap! Niye, biri açıklasın bana? Mezbaha diye bir olgu var. Et sektörü diye bir şey var. Ama derdini anlatacağın insan evladı yok. Çevrecilere bakışınız nasıl? Çevreci ne demek bilmiyorum. Doğadır asıl olan, neyin çevresi? Hümanizm gibi... Bu iki kavramı da tanımıyorum. “İnsanları sevelim.” Eee? Hayvanlar ne olacak? İnsan türünü yeryüzünde bir mikrop gibi düşün. İçine girdiği bünyeyi öldürüyor ama kendi de ölmüş oluyor sonunda. Böyle böyle dünyayı yok ediyor.

UYKUSUZ, AÇ VE SİNİRLİYİM

UYKUSUZ, AÇ VE SİNİRLİYİM

76 yaşındasınız. Her gün bunu yapacak enerjiyi nasıl buluyorsunuz? Aç yaşıyorum. 50 kiloyum. Yemek yemiyorum. Kafa netliğimi yitirmemek için ilaç kullanmıyorum. Sakinleştirici çay bile içmem. Uykusuz, aç ve sinirliyim. Beni bunlar ayakta tutuyor! Bir kızım var. Onun başı için söylüyorum ki bir gün dahi yaşamak istemiyorum. Psikolojim çok bozuk. Sonra yolumu gözleyen dostlarımı düşünüyorum. Onların karnını bir gün daha doyurmak için katlanıyorum bu hayata. Evde kaç hayvan dostunuz var? Dokuz kedim var. Hepsi engelli. Sokakta yaşayamayacak durumda oldukları için benimleler. Bir de köpeğim vardı. Onu kaybettim maalesef. Şimdi sadece kedilerimle yaşıyorum. Yalnızlık zor mu? İki kez evlenip ayrıldım. Kızımın babasını kızım 10 yaşındayken kaybetmiştim. Kimseyi istemiyorum! Benim yaşamıma uyum sağlayamazlar! Neticede o adam da bir insan türü olacak. Anlaşamıyorum insanlarla. Şuraya bir karınca koysalar ve deseler ki, “Şunu ez, Dolmabahçe Sarayı’nın tapusunu vereceğiz.” Yapamam. Bilmeden yapmışımdır, ayrı. O karıncaya kıyamayacak bir insan da ben göremiyorum.

TÜRKAN ŞORAY’LA KARDEŞ GİBİYİZ

TÜRKAN ŞORAY’LA KARDEŞ GİBİYİZ

‘Panter Emel’ lakabından şikayetiniz oldu mu hiç? O lakap bana Kanal D’deki bir programdan kaldı. Yayın esnasında yazdılar, üstüme yapıştı. Asla rahatsız olmam. Ama panter dedikleri için değil. ‘Köpek Emel’ deseler de çok severdim. ‘Eşek Emel’ mesela, keşke deseler... Ne güzel. Vejeteryan mısınız? 6 yaşından beri. Okumayı 3 yaşında öğrenmişim. İlkokula ikinci sınıftan başladım. Okumayı erken söktüğüm için sanırım, çok şeyin farkına erken varmıştım. Çocukluğunuz nerede geçti? Bulgaristanlı bir ailenin çocuğuyum. Göçmen değil, turist olarak gelip buraya iltica etmişler. İstanbul’u bilmedikleri için, ekonomik olarak neresi ucuz diye bakmışlar ve meşhur ‘çingene mahallesi’ Karagümrük’e yerleşmişler. 25 yaşına kadar orada yaşadım. O yaşıma kadar hayvanlarla ilgili tek kötü anım yok. Hayvana kötü muamele yapan bir çingene tanımadım. Bir çöpümüz kaybolmazdı. Kapımız açık yatardık. Akraba evliliği de yapmazlar. Ne zaman oradan taşındık, tüm kötülüklerle işte o zaman tanıştım.

Türkan Şoray’la komşu olduğunuz yer de Karagümrük o zaman...

Türkan Şoray’la komşu olduğunuz yer de Karagümrük o zaman...

Evet. Kiracımızdı. Gezdirme amaçlı sete götürmüşsünüz. Sizin rolünüzü ona vermişler... Evet, öyle bir anımız var. Geçen birlikteydik, Deniz Türkali de yanımızdaydı. Benim kardeşim olmadığı için onları kardeş bildim. Hiç kıskanmadınız mı? Olur mu öyle şey? Zaten götüren benim. O Türkan Sultan oldu. Ben tercih ederek sinemadan uzaklaşıp kendimi okumaya verdim.

Hâlâ sık görüşüyor musunuz Türkan Şoray’la?

Hâlâ sık görüşüyor musunuz Türkan Şoray’la?

Tabii. Şimdi karşıya taşındı. Evi uzak ama bazen araba yolluyor. Özleyince ikimizden biri ses eder hemen, görüşürüz. Neden uzaklaştınız sinemadan? Türker İnanoğlu dizi çektiğinde oynuyorum hâlâ. Önceki yıl ‘Roman Havası’nda oynadım. Paraya ihtiyacım var sokaktaki dostlarım için. Ama başka şehirde olursa gidemiyorum. Sinemayı hep çok sevdim. Ama bir an geldi bazı şeyler beni duygusal anlamda doyurmadı.

KILIÇDAROĞLU O GÜVERCİNLERİN HESABINI VERSİN

KILIÇDAROĞLU O GÜVERCİNLERİN HESABINI VERSİN

Gündemi takip ediyor musunuz? Önce şuna açıklık getireyim. Dünyada benim siyasi görüşümü yansıtan bir sistem yok. Ben Mihail Bakunin gibi, Pierre-Joseph Proudhon gibi düşünüyorum. Hiçbir siyasi oluşuma yakın değilim. Şunu anlamıyorum. Ülkenin bir numaralı muhalefet lideri, mitinglerinde güvercinleri aksesuar olarak kullanıyor. Sonra adalet diye dolanıyor ortada. Ben de o güvercinlerin adaletini arıyorum. Hadi bakalım! Kendisinden cevap bekliyorum. Bir ulusal televizyon kanalı akşam haberine, “Bin can feda bir tek dostuna, bütün alem kurban benim yurduma” diye başlıyor. Ne münasebet! Niye bin can kurban olsun senin yurduna? Bütün alem yaşasın. Senin yurdun da yaşasın. Ama bunu anlayacak insan nerede?

Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı yasal yola başvuracaktınız sanırım...

Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı yasal yola başvuracaktınız sanırım...

Vazgeçtim. Düşündüm, 150 lira gibi bir para cezası var. Bir de dava açtığım zaman o yasayı tanımış olacağım. Gerek yok. Hayvansever gruplarla ortak çalışmalarınız oluyor mu? Ben bireyselim. Bu düzenin dışındayım. Benim söylediklerim kimsenin işine yaramaz. Kimseyle ortaklaşmam mümkün değil. Kim çıkıp da insan türünü aşağılar? Kim cehaletini kabul eder? Evrende bir toz zerresiyken kendini evrenin sahibi zannedenler mi beni duyacak, anlayacak...  

 Hiç mi anladığını düşündüğünüz birileri yok?

Hiç mi anladığını düşündüğünüz birileri yok?

Bir resim sergisi gezdim. Çıkışta ressamın hayatını okudum. Meğer ressam avcıymış. Sergiyle ilgili izlenimlerin yazıldığı deftere döşendim. Kim okuyacak ki diye düşünüyordum. İlber Ortaylı okumuş, gazetede yazdı. Diyeceğim, üçü beşi geçmez. Leman Sam çok kıymetlidir. O benim çok ötemde mücadelecidir. Bekir Coşkun’u severim. Anlayanlar ortada işte. Sokakta nasıl tepkiler alıyorsunuz? Neler var. Geçen gün biri, “Bunları seveceğine insanları sev” deyip yoluna devam etti. Baksan akıllı bir adam sanırsın. Neyi seveceğime o karar vermek istiyor. Ağacın dibine şeffaf kapta su bırakıyorum diye bir kadın üzerime yürüdü. Mahkemelik olduk. Hangi birini anlatayım. İnsanlığa dair en küçük bir umudum kalmadı. Geçmiş olsun.  

KÖPEK KADAR VASIFLI DEĞİLİM

KÖPEK KADAR VASIFLI DEĞİLİM

Siz kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz? Hayvan hakları savunucusu doğru ifade mi? Hiçbir ifadeyle tanımlamıyorum. Sana ‘köpek’ desem, sen de beni şikayet etsen suçluyum. Ama ‘aslan’ desem suç değil, iltifat oluyor. Akıl nerede, izan nerede? Biri bana ‘köpek’ dese sevinçten ağlarım. Çünkü biliyorum ki hiçbir köpek kadar vasıflı değilim.

Barınakları ziyaret ediyor musunuz?

Barınakları ziyaret ediyor musunuz?

Asla! Niye varlar anlamış değilim. Barınakta çocuk bakılıyor mu? Belki belediyeler de çaresizlikten yapıyor. Yoksa ortada kalacaklar. Kim koruyacak barınaktaki hayvanı?

Güçlü bir kamuoyu yaratmak için ne yapılmalı?

Güçlü bir kamuoyu yaratmak için ne yapılmalı?

Tek bir şey. İnsanın doğaya dönmesi gerekiyor. Haberlerde alt yazı geçiyor. Vahşice bir olayla ilgili, “Bunu yapan insan olamaz” deniyor. Çakal mı yaptı? İnsan yaptı. Bunu yapan tam da insan olabilir. Kendilerini öyle bir yere koymuşlar ki üstün ırk sanıyorlar. Her gün sokak hayvanlarına mama taşımak bütçe gerektiriyor olmalı... Emekliyim. Kirada bir dairem var. Kitap dışında hiçbir şeye para harcamıyorum. Yıllardır kızımın ve arkadaşlarımın eskilerini giyiyorum. Her şeyi ince ince hesap etmek durumundayım. Nereden 5 lira artırsam da bir paket fazla mama alabilsem diye bakıyorum. Ama az kaldı, bekliyorum. İnsan doğayı yok ederken kendini de yok edecek inşallah! Hayvanlar ve doğa da bizden kurtulacak.