Passaparola'da yanlış nerede?

Pazar, 16 Mayıs 2010 - 05:00

Passaparola uzun bir aradan sonra ekranlara döndü. Format Fransız versiyonu üstüne kurulmuş bu kez. Ben İtalyanların bu işi en iyi kıvıranlar olduğunu düşünüyorum ama en iyisini Türklerin yaptığını söyleyenler de var.
Böyle bir Fransız, bir İtalyan, bir de Türk kıvamında fıkra gibi başlayan yazımın özeti aslında bu oyunu özlediğimiz... Metin Uca’da hiçbir değişiklik yok. Oyunu sürüklüyor. Zaten basitleşmiş etaplara izleyicinin katılımı artık daha kolay. Bir de bu tarz yarışmalar revaçta artık; yormayan cinsten, Kelimenin Gücü gibi...
Bir de yarışma formatında görsellik dışında hiçbir katkısı olmadığı öne sürülen kızlar yenilenmiş. Ben bu programı sunarken de, izlerken de en çok onlara dikkat kesiliyorum. İçlerinden biri mutlaka koreografiyi bozuyor çünkü. İzleyin, siz de eğleneceksiniz... Saati dışında hiçbir sorunu yoktur yarışmanın; hayırlısı olsun...

Samanyolu’nda trafik canavarları
Allah aşkına birileri şu Samanyolu (atv) oyuncularına birkaç saatlik bir trafik dersi filan versin. Dikkatli gözlerden kaçmamıştır. Dizide hemen herkes lüks arabalarını kemer takmadan kullanıyor. Hadi bunlara alıştık; bazıları hem kemersiz hem de cep telefonu kulağına yapışmış kullanıyor ki, Samanyolu yanlarında melek gibi kalır...
Ama direksiyonun başına alkolle geçmek çok da hayırlı bir şey değil. Kim ne derse desin diziler bazı bilinçsiz kesimler için rol model oluyor. Cehaletin üstüne yanlışı körükleyerek gidersek bu ülke daha çok trafik canavarı görür...
Dizilerden başlayarak içimizdeki o canavarı öldürelim. O, alayımızı öldürmeden!

Peki ya izleyici?
Dünya Kupası maçları yaklaştığı için TRT’de önce diziler olmak üzere birçok program tatile çıkmaya hazırlanıyormuş. Benim anlamadığım TRT izleyicisi sadece futbol izlemiyor ki.
Maçların yayınlandığı kanallarda verilen işlere müptela olan büyük bir kalabalık var...
Bakalım kanal onlar için ne sürprizler hazırlayacak. Kimbilir belki de, onlarca kanalımız var, seçin beğenin alın diye çoktan seçmeli bir güzellik yapabilir. Tabii seçeni bulursa!

Müge’nin Ödev Evleri büyüyor!
Müge Anlı (atv) kendi yaptırdığı, daha doğrusu sponsorlarla birlikte organize ettiği Ödev Evleri projesinde dün dördüncü şubeyi açtı...
Televizyon kamu yararına kullanıldığı zaman hakikaten hayırlı bir şey. Buradan kimi zaman söylensek de, Müge kendi hayatında da insan yararı kollayan bir arkadaşımdır, hakkını verelim...
Ödev Evleri’ni duymayanlar için; çocukları taciz ve sokak tehlikelerinden koruyan bir nevi sığınak. Anneler için de güvenli bir adres. Çoğalsın, Müge başlattı, hayırlı eller de devam ettirsin...
Yahu bu arada olmaz denilen oldu. Vali Muammer Güler İstanbul’u bıraktı. Ben bu işte Müge Anlı’nın parmağı var derim. Programında o kadar çalışıyor ki, Güler; “Asayiş filan tamam, bana gerek kalmadı” demiş olabilir..

Artık sesini konuşsak...
Zerrin Özer’e inanamıyorum. Hemen her magazin programına yetecek bir karakutusu var. Son yıllarda hangi programa konuk olursa olsun, “Dur bakalım bugün anılarından çıkarıp hangi bombayı patlatacak?” merakıyla izler oldum kendisini...
Bakın önceki gün de çocuk aldırdığını söyledi Sabahların Sedası’nda (Show TV). Maşallah hiç boşu yokmuş. Taciz, sıkıntı ve istemediği ne varsa bunlarla uğraşarak geçmiş yaşamı...
Kendi adıma hiçbiriyle ilgilenmiyorum. Hâlâ Türkiye’nin gördüğü en iyi ses. Ve keşke sesiyle anabilse herkes onu.
Programına çağıranlar dahil, bir kadının değil, bir sesin girebileceği şekillerle ilgilense ballı kaymak olur...

Cuma’ya değil bana kalsa!
Cuma’ya Kalsa’nın (Kanal D) haftanın üç günü yayınlanan ve ikisi tekrar olan periyotlarından çıkardığım kadarıyla dizinin aslı ya da tekrarı arasında bir izlenme farkı yok...
Bir taşla üç kuş vuran bu sistemi, dizinin kısalığından da hareketle beş taşla beş kuşa çıkarabilirsek sanırım gelecek sezon özellikle toplam izleyicide büyük prim yapacak bir gündelik dizimiz olur...
Biliyorum, uyarlama olduğu için bu hız zor diyenler olabilir. Olmasın. Bir yolunu bulup zamanı ve konuyu da uyarlar bizim yapımcılar. Hangi uyarlama aslına tıpkı kopya yapılıyor ki bu ülkede?
Cuma’ya Kalsa iyi reyting alır, iyi reyting sıkı reklam getirir. Bu riske girilsin derim...

Bay J vazgeçmiyor!
Bay J, Star’da beğeneldiği halde ve genel reytingleri kanalın üstünde olmasına rağmen programı kaldırılan bir mağdur olarak geçmişti izleme tarihime... Şimdi yeniden ekrana dönüyormuş. Radyo kökenli az sayıda başarmış insan var ekranda. Bu arkadaş da o çizgiye en yakınlardan biri mevcutlar arasında...
Bir talk show sunacağı söyleniyor. Radyodaki esprilerine kimi zaman çok “Fransız kalsam da”, ekranda bir boşluğu dolduracağı kesin Bay J’nin. Ya da kendinden önceki Star talk show’cuları gibi sonsuza kadar tarih olacağı...
Bakalım hangisi olacak? Hakkında hayırlısı diyelim...