Pazar notları

Pazar, 04 Kasım 2012 - 05:00

Öldü mü, öldürüldü mü? İçimizdeki şüphecilik, ta Özal’a kadar geldi dayandı. Eşref Bitlis’in uçağı düştü mü düşürüldü mü? Diye diye Madımak olayı bile gözümüzle gördüğümüz yangına rağmen sırtlarından kurşunlanma ihtimalini de gündeme getirdi. Kafamız çok karışık. Öyle ki: Menderes öldü mü, öldürüldü mü noktasına kadar inebiliriz.

*

Denetleme Kurulu’nun vardığı kanaate rağmen merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümü hâlâ tartışmalıdır. Özal konusunda Adli Tıp’ın ne dediği anlaşılıyor mu? BUGÜN Gazetesi’nin haberi tekzip mi edildi, doğrulandı mı? Ne anladınız? Açlık grevindeki 600 kişi ölüme doğru mu yaklaşıyor, yoksa her biri turp gibi mi? Anlayan beri gelsin.

[[HAFTAYA]]

*

Meçhul’den korkarım. Uludere nasıl bombalandı? Suriye’de uçağımız nasıl düştü? Afyon’daki cephanelik nasıl patladı? Bunları bilmiyoruz. Susurluk kazasının sahiden kaza olduğuna emin misiniz? Haydii, alın bir meçhul daha... Ya Adnan Kahveci? Futbolda ofsayt pozisyonlarını tartışıp sanki anlaşabiliyor muyuz? Şike yapıldı mı, yapılmadı mı? Net bir cevap verin bana.

*

Bizde seçim sonuçları da böyledir. Rakamların tartışıldığı tek ülkeyiz. 50 mi büyük, 25 mi? Yoo... Çoğunluğun tahakkümünden nefret... Ben, azınlığın tahakkümünü severim. Yüzde 6 puanlık BDP’nin Kürt Halkını’nı temsil edişine bayılırım. 28 Şubat neden postmodern’dir? Öyledir. Zira hükümeti kurma görevi, 3’üncü parti’nin liderine verilmiştir. O yetmemiştir. Seçime hiç girmemiş olan bir parti de koalisyon ortağı yapılmıştır. Sizi hâlâ nerdesiniz? Özal öldü mü, öldürüldü mü?