Pazar notları

a
a
Pazar, 26 Aralık 2010 - 05:00

Müziğin kötüsü olur mu?
Bizler Radyo Çocuklarıyız. Klasik Batı Müziği’nden tutun, Türk Klasiklerine kadar kulağımız her türlü müzikle dolmuştur.
Konçerto da dinleriz, Fasıl Heyeti de... Mecbur olursak, dan dun dan dun, disko’ya da katlanırız.

[[HAFTAYA]]

Gülay Afşar

Tam bunları konuşurken, Gülay Afşar’la Haftasonu programı çıkageldi.
Afşar, Doğuş Gurubu Televizyonları’nın ekonomi yıldızıydı. Kulvar değiştirince eyvah dedim, bu kızı da kaybettik. Niye dedim? Kendini hafifleteceğinden korktum.
Fakat hayır.
Dünkü Canlı Performans’ta onu izlerken fikrim değişti.
Hele Uğur Çınar’la Senfonik Türk Müziği’ne dair yaptığı sohbet, beni bam telim’den yakaladı.
Arada birkaç şarkı. Va arkada enfes bir piyano.

Püf noktası

Diyeceksiniz ki Senfonik Türk Müziği de neyin nesi?
ğur Çınar anlattı.
Anladığım kadarıyla 25 kişilik bir orkestra, çok hoş bir misyon üstlenmiş. Gençlere bizim müziği sevdirmek için, işe Dede Efendi’den H. Arif Bey’den başlamak belki itici olur diye, popüler Türk Müziği’ni ilerici motiflerle süslemiş...
Ve ordan yola çıkmış.
Albümü henüz dinlemedim.
Ama yazı biter bitmez, Akmerkez’e gidip alacağım.
Maksat: Oğluma dinletmek.

Güzel şeyler

Televizyonların sadece kusur ve kabahatlarını görüyoruz.
Halbuki güzel tarafları da var.
İyi bir izleyici, çok şey öğrenebilir.
Tarih, coğrafya, edebiyat, siyaset, ekonomi, genel kültür...
Her şey var.
Ama müzik, başka bir dünya.
Ve insanların ortak dili.
Ne var ki, maalesef zaman zaman beni bedbaht ediyor.
Çünkü Körolası kulağım, en ufak bir müzik hatasını bile affetmiyor.