www.posta.com.tr
  • Açılış sayfam yap
  • Üye Girişi
  • Canlı Skor
  • RSS
  • Mobil
  • ALTIN88,9270 %-0,37
  • BIST80825 %0,00
  • EURO2,8405 %0,28
  • USD2,1655 %0,46

Krallara layık otomobiller tasarlıyor

Erbakan Malkoç Ardahan'ın bir köyünde dünyaya geldi. 9 yaşında ailesini kaybetti, eğitimine devam edemedi. O da İstanbul'a göç edip 10 yaşında oto tamircisinde işe başladı

Suudi Arabistan Kralı Abdullah Bin Abdülaziz'in Erbakan Malkoç'a sipariş ettiği 2 milyon euro değerindeki otobüsü.
Suudi Arabistan Kralı Abdullah Bin Abdülaziz'in Erbakan Malkoç'a sipariş ettiği 2 milyon euro değerindeki otobüsü.
05 Şubat 2012 - 05:00
Yazı Boyutu:

EYLEM KESKİN

eylem.keskin@posta.com.tr

Erbakan Bey’in küçücük bir çocukken kurduğu hayalleri bir bir gerçek oldu. Oto tamiriyle başladığı iş hayatına dünyanın sayılı zenginlerine kişiye özel araç tasarlayarak devam ediyor. Araç görünümlü yaşam alanları oluşturuyor.

Kral Abdullah’tan Katar Şeyhi’ne kadar pek çok zengine otomobil tasarlıyor. Namı çoktan Avrupa sınırlarını aştı. Hayal edilen her şeyi tasarladıklarını söyleyen Erbakan Malkoç “Kadınlar mutlaka otomobilinin bir yerine pırlanta koyduruyor, cilt bakımı için buhar makinesi bile isteyen oldu. Sınırımız yok, siz hayal ediyorsunuz, biz tasarlıyoruz” diyor.

Hikayeniz nasıl başlıyor?

Ardahan’da bir köyde doğup büyüdüm. İlkokulu bitirdikten sonra annemi ve babamı kaybettim. Yatılı bir okul kazanmıştım ama gidemedim. İmkanlarımız çok kısıtlıydı. Ben de İstanbul’da abimin yanına yerleştim.

Otomobillerle tanışmanız nasıl?

Her erkek çocuk gibi otomobillere merakım vardı. Ama benimki daha fazlaydı. 7-8 yaşlarındayken otomobillerin nasıl çalıştığını düşünürdüm. 11-12 yaşında abim beni bir araba tamircisine götürdü ve “Eti senin kemiği benim” diyerek oraya yerleştirdi, çalışmaya başladım. Dönemin en lüks araçları bize geliyordu. Burada oto yıkamadan temizliğine, lastik değişikliğinden akü tamirine kadar her şeyi öğrendim. Silecek motorlarıyla elektrikli camlar yapıyordum. Teyp takıyordum. Cıvayla oto alarmı yapmıştım. O zaman araba alarmları yoktu. Güvenlik sistemleri yapmaya başladım. Kalfa olduktan sonra ustalarımdan bağımsız olarak kendi düşüncelerimi uygulamaya başladım.

 Ve kendi kanatlarınızla uçtunuz?

Hayallerim vardı ve gerçekleştirmek istiyordum. Biz standart araçların üstündeki sistemleri değiştiriyorduk, aracı daha lüks yapıyorduk. Ben zamanla çok daha farklı şeyler yapabildiğimi gördüm. Bunu başarabilmek için kimseye bağımlı olmamam gerekiyordu. Otomobilde olmayan şeyler yapmaya başladım. Bir aracı değiştirip ona özel şeyler yapıyordum. Sonra istediğim atölyeye sahip oldum, insanlar bana güvendi. “Aracınıza bir şeyler ekleyeceğim” dediğimde otomobillerini teslim ediyorlardı. İnsanların niçin kendine özel bir otomobili olmasın diye düşündüm. Kendi ürettiğim aracı satmak istediğimi söylediğimde herkes hayal dünyasında yaşadığımı söyledi, benimle dalga geçti.

Ve kişiye özel otomobil tasarımı yapmaya mı başladınız?

90’larda kendi tasarımını yapmanın tek bir yolu vardı: Kendine ait bir dünya kurmak. Önce bir araç satın aldım. 3-5 ay aracın içinde uyudum. Her gün yeni kalıplar çıkardım, tasarımlar yaptım. 4 ay sonra bir model çıkardım. Tabii bunu insanların almasını sağlamak çok zor. Karşımda çok büyük otomobil markaları var. Onlarla yarışacağım hem de daha yüksek fiyatlarla. Yaptığım araçla otomobil fuarına katıldım. İnanılmaz ilgi gördüm. Çok iyi siparişler aldım. Sonra sürecimiz başladı. Kişiye özel imalatlar yapmaya başladık.

Her şey çok kolay olmuş gibi anlatıyorsunuz...

Sanat camiasından iş adamlarına, spor camiasına kadar herkes müşterim olmaya başladı. Sıra sonraki hayalime gelmişti. Ama Türkiye’ye TÜV (Türkiye Araç Muayene İstasyonları) geldi ve bize “Siz artık bu işi yapamazsınız. Seri tadilat belgesi almanız gerekiyor” denildi. Türkiye’de böyle bir işin tanımı yok. Standartlara uygun belge almak zorundayım, bunu verecek kurum yok.

Ne yaptınız?

Dünya otomobillerinin test raporlarına ulaştım. Onların testlerinden geçemeyeceğimi söylediler, ben de testler için imalata başladım. Üç araç parçaladım. Hepsinden geçtim ve Türkiye’ye bu işin tanımını getirdim. Ama hayallerim bitmedi.

Sıradaki neydi?

Almanlar’a mutlaka kendi tasarımımı satmak istiyordum. Avrupa için araçlarımı tıra yükledim. Araçların Türkiye’den olduğuna inanmadılar. Her şeyi anlattım. Avrupa ülkelerine kendi imalatını, tasarımını dünyaca ünlü otomobillerinin 3-4 kat fazlasına satabilir pozisyona geldim. Dünyanın 22 ülkesine ihraç yapıyoruz. Yıllık 300 araç üretebilir kapasite raporu aldık. Bize Avrupa hatta dünyanın kapıları tamamen açıldı. Şimdi dünyanın sayılı zenginlerine otomobil tasarlıyorum.

Gerçekten hayalleri bile zorlayacak tasarımlar yapıyorsunuz...

Aracı tamamen kişiye özel yapıyoruz. Kişinin kendi ihtiyaçları ve zevkleri doğrultusunda tasarım yapıyoruz. İşimiz araç modifiyesi değil, araç görünümlü yaşam alanları yaratmak.

Suudi Arabistan Kralı Abdullah Bin Abdülaziz’e adeta yürüyen saray yaptınız...

Kral otobüs istiyor dediler. Arabistan’a gittim. Dünyanın her yerinden teklif almışlar. 25 ay süre verdiler. Gece gündüz çalıştık, Ramazan boyunca eve gitmedim, çalıştım. Mercedes’in Travego serisinden 340-350 bin Euro’luk bir otomobil alıp 12’si mühendis 70 kişilik ekibimizle yaptık.

Neler yaptınız?

Otobüsün yapımı el işçiliğiyle sekiz ay sürdü. Çöp kovası dahil tüm metaller 24 ayar altından yapıldı. Otobüsün neresinde olursanız olun müzikten ışıklara, jeneratörden klimaya kadar tüm donanım iPad üzerinden kontrol edilebiliyor. Örneğin yatağınızdan bile iPad’den marşa basıyorsunuz ve otobüs çalışıyor. Kralın yatağını, koltuğunu masaj yapar hale getirdik.

Beğendiler mi?

Beğendiler ki 2 milyon euro ödediler. Teslimatta “Bu kadarını düşünmezdik” dediler, Türkiye’de yaptığımıza inanamadılar. Onlar benden yürüyen saray istediler, ben de yaptım.

Ünlü müşterileriniz başka kimler?

Starbucks Ortadoğu distribütörü, Katar şeyhi, Rusya Devlet Başkanı Putin’in karısı Lyudmila Putina gibi dünyaca ünlü müşterilerim var. Ayrıca Türkiye’den de pek çok ünlü müşterim var.

Putin’in karısı arabasında neler olmasını istedi?

Devekuşu derisiyle araç istedi. Tamamen beyaz ve masmavi bir araç yaptık. İçinde yok yok.

Sizin aracınız nasıl?

Çok özel. Benim en büyük şanssızlığım aynı arabaya uzun süre sahip olamamam. Müşterilerim alıyorlar hemen. Zamanım çok değerli. Bu yüzden bir ofiste olabilecek her şey otomobilimde var. Ofis olarak kullanıyorum. Yürüyen ofisle seyahat ediyorum.

Çok uçuk şeyler isteyenler oluyor mu?

Kimi gece hayatını seviyor, ona göre ışıklandırılıyor, kimileri iş için kullanmak istiyor. Ankara’ya toplantıya gidiyorsunuz mesela. Bizim yaptığımız araçlarda 3-5 kişilik ekibinizle toplantı yapabilir, çalışabilirsiniz. Projeksiyonlar, internet, her şey var, sunum bile yapabilirsiniz. Benim bir kral dairem olsun, arkaya yatak odama geçtiğimde duşum, soyunma odam olsun diyenler de var.

Kadınların ilgisi nasıl?

Çok fazla. Genelde araç içinde Swarovski taşlar kullanmamızı istiyorlar. Araçların herhangi bir yerine tek taş koyduran, pırlanta koyduran bile var. Bizde sınır yok. Zaman kaybetmeyeyim deyip buhar makinesi isteyen bile oldu. Araçta cilt bakımı yaptırıyor. Araç içinde nargilesi olan müşterim bile oldu. Onlar hayal ediyor, biz gerçekleştiriyoruz.

(29.01.2012 tarihli Pazar Postası'ndan alınmıştır.)


YORUMLAR

Bu haberle ilgili hiç yorum yapılmamış. ilk yorum yazan siz olun