www.posta.com.tr
  • Açılış sayfam yap
  • Üye Girişi
  • Canlı Skor
  • RSS
  • Mobil
  • ALTIN88,4020 %-0,09
  • BIST79417 %-0,10
  • EURO2,8294 %-0,13
  • USD2,2323 %-0,34

'Dünyayı gezen serseri diye ailem eşimi istemedi'

27 Şubat 2011 - 05:00
Yazı Boyutu:

Hakan Öge, Mardek isimli teknesiyle bundan 6 yıl önce tek başına dünya turuna çıktı. Macellan’ın geçtiği Horn Burnu’nu dolaşan ilk Türk oldu. Ancak onun hayatını masalsı yapan yalnız bu kısmı değildi. Dünya turuna çıktıktan 7 ay sonra Sophie adındaki hayat arkadaşıyla okyanusun göbeğinde tanıştı; Pasifik’in ortasında evlendi! Yaşamak için yine maviliklerin ortasını seçti Hakan ve Sophie Öge çifti. Bugün Heybeliada’da yaşayan Ögeler: “Bunca yıl okyanusta yaşayınca insan stresten uzak kalmak istiyor. Yine denizin ortasında olmak istedik ve Heybeliada’daki bu Rum evine taşındık. Evimizde televizyon bile yok.” diyor. Hakan ve Sophie Öge’nin şimdiki en büyük hayali yapılmakta olan alüminyum tekneleriyle Kutuplar turuna çıkmak...

Merve Özaytekin

mozaytekin@posta.com.tr

Hakan Öge ismine internetten baktımızda ‘Türk doğa sporcusu ve denizcisi’ yazıyor. Aslında siz diş hekimisiniz. Spor hayatı ne zaman başladı?

Ordu’da doğdum. Evimiz deniz kıyısındaydı, arkamızda dağdı. Çocukluğum sokakta, doğayla içiçe geçti. Spor hayatım da bu ortamda bisikletle başladı. 15 yaşlarında halka açık bir bisiklet yarışmasında birinci oldum. O günden beri de spordan kopamadım.

Diş hekimi olmaya nasıl karar verdiniz?

Babam Ayhan Öge diş hekimiydi. Bir de Ordu’da da 2 sineması vardı. Ben de kameralara, fotoğraf makinelerine çok düşkündüm. Dağlara gider fotoğraf çekerdim. İstanbul’a yerleşince Saint Joseph Fransız Lisesi’ne gidiyordum. Okulda herkes mühendis, turizmci olmak isterdi. Bense meslek olarak babama jest olsun diye diş hekimliğini seçtim. Ama aklım sporda ve fotoğrafçılıktaydı.

Atlas Dergisi’ne nasıl girdiniz?

Üniversitede dağcılıkla fotoğrafçılığı birleştirdim. Çocukluğumdan beri National Geographic’i takip ediyordum. Atlas diye bir dergi kurulacağını duyunca hemen başvurdum. Benimle ve fotoğraflarıma çok ilgilendiler. Benim de diş hekimliği dışında fotoğraf ve dergicilik hayatım başlamış oldu, adeta zehirlendim!

Kendinizi o yaşlarda sıradışı, çılgın görüyor musunuz?

Görmüyordum. Yabancı dilim olduğu için yurt dışını yakından takip ediyordum. Yurt dışındaki yaşıtlarım benim gibiydi. Ama Türkiye’de elbette maceracı yönümle sivrildim. Belki de kimse olmadığı için...

Atlas’a fotoğraf çekerken diş hekimliğine de yetişebiliyor muydunuz?

Yetişiyordum ama hobimi mesleğe dönüştürmem için şöyle bir şey oldu. Atlas’a fotoğraf çekerken yamaç paraşütüyle uçmaya başladım. Baktım bunun bir de motorlu versiyonu var, adı paramotor. O güzel doğa görüntülerini yakalamak için helikoptere çok para dökmek gerekmiyor. Atlas’la bunu paylaştım. Bayıldılar fikre. Atlas’taki şartlar ilerleyince diş hekimliğine de ara vermek istedim. Zaten muayenehane var, istediğim zaman dönerim dedim.

Dünya turuna çıktığınız Mardek adlı teknenizi yapmaya nasıl karar verdiniz?

Tekne çocukluk hayalimdi. Sadun Boro’dan çok etkilenmiştim. Atlas’ta çalışırken arkadaşımın tersanesinde teknemi yapmaya başladık. Ancak tekneyi suya indirince kaza geçirdim. Ayağımı kırdım. Kırık ayakla fotoğraf çekemeyince muaynehaneye döndüm. İyileşince Atlas’a destek olmasını ve dünya turu yapmak istediğimi söyledim.

Tek başına tekneyle dünya turuna çıkmak cesaret ister. Psikolojik olarak bu bir kaçış mıydı?

Belki de... Çünkü o sırada evliliğim bitmişti. Orta yaş sendromundaydım. Tam zevk aldığım işi yapıyordum ki kaza geçirdim, zorunluluktan diş hekimliğine döndüm. Ciddi bir hayat değişikliği yapmak istiyordum. Atlas da önerimi kabul edince, destek olunca kendimden emin oldum.


YORUMLAR

Bu haberle ilgili hiç yorum yapılmamış. ilk yorum yazan siz olun

posta.com.tr - Posta Seri İlanlar