www.posta.com.tr
  • Açılış sayfam yap
  • Üye Girişi
  • Canlı Skor
  • RSS
  • Mobil
  • ALTIN87,6390 %-0,22
  • BIST76922 %-0,74
  • EURO2,8695 %-0,17
  • USD2,2365 %0,49

'Eşimle kariyerimi değil beni sevdiği için evlendim'

10 Nisan 2011 - 05:00
Yazı Boyutu:

Prof. Dr. Sevil Atasoy, adli tıp uzmanı. 12 yıl Adli Tıp Kurumu Kimya Bölümü Başkanlığı, 18 yıl Adli Tıp Enstitüsü Başkanlığı yaptı. Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu Başkanı. Televizyonda yaptığı Kanıt adlı programda kanıtları değerlendirip cinayetleri çözüyor. Bu sert işlerle uğraşan Sevil Hanım, diğer taraftan da tam bir ‘aşk kadını’. 61 yaşında, kendisinden 23 yaş genç olan gazeteci Hüseyin Ekinci ile sürpriz bir aşk evliliği yaptı. Üstelik gelinlik giydi. Ortaköy‘de buluştuk; biraz iş, ama daha çok aşk ve evliliğini konuştuk...

Seral Cumalı

scumali@posta.com.tr

Sert görüntünüzün; yaptığınız serişlerle ilgisi var mı?

Bence insan olarak öyle bir sert kabuk yok aslında. İş hayatından gelen bir sertlik algısı belki olmuştur. İşle ilgili olarak sert uygulamalarım vardır. Çünkü bizim iş hata affetmez. Kanda şeker tahlili yaptığınızda sonuç şüpheli gelirse tekrar yaptırırsınız. Ama olay yerinden toplanan bir delilde bir daha şansınız olmayabilir.

Daha ilkokuldayken adli tıbba sık sık gidermişsiniz...

Evet; babam Prof. Dr. Şemsi Gök modern adli tıbbın kurucusu, duayeni olarak kabul ediliyor. 50’li yıllarda Adli Tıp kurumu ve İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü bugün Sultanahmet’te Gülhane Parkı’nın karşısındaki köşede bulunan binada hizmet verirdi. Babam da bu iki oluşumun da başında olan bir öğretim üyesi. Annem de doktordu, çalışıyordu. Sık sık bana bakacak kimse olmadığında babamın yanına giderdim.

Nasıl bir ortam vardı?

Merdivenden çıkarken sol taraftaki duvarda babamın otopsiler sırasında kesmiş olduğu cesetlerin fotoğrafları vardı. Bir bölümü de ciddi şiddet içeren eylemleri yansıtan fotoğraflardı. Çoğu da cinsel saldırıları yansıtan, literatüre geçmiş, adli tıp ders kitabında yer alan çok önemli fotoğraflardı.

İlkokula giden küçük bir kız çocuğu olarak nasıl bir etki yarattı üzerinizde bu gördükleriniz?

Fotoğraflardan biri bugün gibi gözümün önünde. Beni en çok etkileyen o olsa gerek. Bir buçuk metre uzunluğunda bir sopa, bir kadının cinsel organından sokulup ağzından çıkmıştı. Beni nasıl etkilediğini hatırlamıyorum ama bu mutlaka çok ciddi, travmatik bir etkidir. Bir çocuğun görmesi için herhalde uygun olmayacak bir şey.

İçerisi nasıldı?

Adli Tıp’ın içinde iki büyük oda vardı. Bunlardan birisi babamın da hocası olan ve babamdan önce orada bulunan Prof. Hikmet Yalgın makam odasıydı. Onun duvarında sinekler iğnelerle yan yana tutturulmuş vaziyette bir tablo gibi dururdu. 

Neden?

Çünkü sinekler ölüm zamanı tayininde çok önemli bir rol oynar. Cesede giden değişik sinek türlerini orada gördüm.

Başka unutmadığınız neler vardı?

Hamile kadın otopsilerinde rahim içinden aldıkları ceninler küçük kavanozlar içerisinde sıra sıra dururdu. Sıra, ceninin en küçük halinin bulunduğu kavanozdan başlar, 9 aylık ceninli kavanozla son bulurdu.

Cesetleri görür müydünüz?

Çok büyük olan otopsi salonunda; üzerinde ceset olan bir büyük taş masa hatırlıyorum. 4-5 metre ilerideki başka bir uzun tahta masada da oturulup muhabbet edilir, kahvaltı yapılır, yemek yenilirdi. Ben de orada kahvaltı edip yemek yediğimi hatırlıyorum. Ve gördüğüm açıda taş masa üzerinde bir ceset dururdu.


YORUMLAR

Bu haberle ilgili hiç yorum yapılmamış. ilk yorum yazan siz olun