www.posta.com.tr
  • Açılış sayfam yap
  • Üye Girişi
  • Canlı Skor
  • RSS
  • Mobil
  • ALTIN89,5660 %-0,12
  • BIST80313 %-0,65
  • EURO2,8475 %-0,02
  • USD2,1642 %0,10

HATA YAPAN ÇOCUKLA NE YAPMALI?

28 Şubat 2010
Yazı Boyutu:

Efsane yıldız Marlene Dietrich’in 5 yaşındaki torunu Michael’la ilgili, ünlü Amerikalı yazar Ernest Hemingway’e yazdığı mektuptaki sözlerini, ancak kendim anne olduktan sonra gerçek anlamda hissedebildim. Şöyle diyordu annelikten çok anneannelikte başarılı olmuş ünlü yıldız: “Minik Michael’ın küçücük elini avucumun içine her alışımda ne kadar çaresiz bir dünyada yaşadığımı daha iyi anlıyorum...” Her şeyden çok sevdiği bu küçük insanın sımsıcak minik eli, onu korumak için yapabileceklerinin ne kadar sınırlı olduğunu hatırlatıyordu Dietrich’e...
Hakikaten öyle değil mi? Ve bu yüzden pek çoğumuz çılgınca bir gayret içine girip o miniğin hayatındaki her şeyi kontrol etmeye çalışarak bu çemberi genişletmeye çalışıyor.
Peki ne zaman müdahale edip ne zaman geri çekilmemiz gerekiyor? Ya hataların çocuklarımız üzerindeki etkisi?
İşin sırrı burada! Harvard profesörlerinden Dr. John Buckner “Çocuklar yaptıkları hatalardan öğreniyorlar; duygusal zekanın gelişiminde en önemli faktörlerden biri, yapılan hatalardan çıkarılan sonuçlar...” diyor. Hata yapmamıza izin verilmediği durumlarda ise öğrenme gerçekleşmiyor. Halbuki biz çocuklarımızı hatadan uzak tuttuğumuz sürece onların stres yaşamalarını engellediğimizi düşünüyoruz değil mi? Atladığımız nokta ise çocukların hatadan korkmadığı ve hata yaptıklarında da herhangi bir kaygı hissetmedikleri. Hatayı utanç ile bağdaştırmak büyüklere ait bir olgu. Çocuklara değil...

Peki çocuklar neyin farkında derseniz...

Tabii ki anne babaların gösterdiği tepkilerin... Onlar olumsuz tepki gösterdiği için hata yapmaktan korkar hale geliyorlar... Hangimizin çocukluktan kalma kabus gibi bir utanç anısı yok ki? Anne babamız tarafından azarlanıp, mahcup edildiğimiz... “İşte bu anlar” diyor psikologlar, ileriki hayatımızda başarısızlığı korkuyla birleştirerek mühürleyen...
Çocukların ne kadar hata yapmalarını engellersek ve müdahale edersek onlara o kadar çok gelecekteki hayatta ‘hata yapmak eşittir korku’ mantığını ve mesajını aşılamış oluyoruz.
Endişe ve korku ise hayatta başarıya çelme takacak iki önemli faktör.
Hata yapan çocuğa anne babanın 8 müdahale etmesi, hatayı düzeltmeye çalışması, azarlaması işe yarıyor mu peki? Uzmanlar, bu tip mudahalelerin çocuğun hatasının sonucunu doğal şekilde işlemden geçirebilmesini engellediğini ve neticede de hatadan öğrenmesi gereken hayat derslerini alamayacağını söylüyorlar. Çocuğun öğrenmesi gereken ne derseniz... Hata yapmanın doğal olduğu; hatanın ve başarısızlığın olumlu duygularla üstesinden gelinebileceği. Ve her hatanın yeni bir doğruya veya başarıya kapı açabileceği!

Peki anne-baba ne zaman müdahale etmeli?

İki önemli nokta var anne babaların hemen müdahale etmesi gereken.
Birincisi şüphesiz, çocuğun fiziksel güvenliğinin tehdit altında olduğu anlar!
İkincisi ise yaptığı hatanın sonucunun hemen değil de uzun zaman sonra ortaya çıkacağı durumlar. Örneğin çocuğunuzun arkadaşına yalan söylediğini fark ediyorsunuz, ama bu yalanın sonucu birkaç hafta daha ortaya çıkmayacak diyelim. İşte böyle bir durumda anne baba hemen duruma el koymalı. Ama burada bile onu mahçup etmemeli! Sadece ona durumun farkında olduğunuzu belli edecek bir cümle veya bir soru yeterli. “Bir arkadaşın sana yalan söylese nasıl hissederdin?” gibi...

Anne-babalar görevinizi ne olarak görüyorsunuz?

“Onu korumak” mı dediniz? Yapılan araştırmalar görevini çocuklarını korumak olarak gören anne-babaların eğitimlerinin korku üzerine oturduğunu gösteriyor. Çocuğu koruma dürtüsü ile alınan karar ve tavırlar çocuk için beraberinde anksiyeteyi de getiriyor.
“Benim görevim her durumda ayakta kalabilecek bir çocuk yetiştirmek” diyorsanız, alın size 10 üzerinden 10! İster inanın ister inanmayın çocuklar bizim onları gördüğümüzden çok daha güçlü ve dirençliler. Yine yapılan araştırmalar çocukların erken yaşlardaki olumsuz tecrübelerden büyük yaşlarda olabileceğinden daha az etkilendiğini gösteriyor.

Ya çocuklarımıza verebileceğimiz en güzel hediye?

Kendi kararlarını kendileri verebilme özgürlüğü ve bununla beraber gelen olgunluk. Unutmayalım ki; onlar bizim kopyamız değil. Her ne kadar genetik özelliklerimizi taşıyor olsalar da tamamıyla farklı insanlar. Onlara inanın ki; hayata da inanabilin.
Onlara yaşam şansı verdikçe, gerçekten başarabilip kendi ayaklarının üzerinde durabilme yeteneğine sahip olduklarını gördükçe siz de hayata karşı güven kazanıp rahatlayacaksınız. Bu küçük insanlar hayat karşılarına ne çıkarırsa çıkarsın, üstesinden gelebileceklerini öğrenmeliler. Hata yapmamak için hayat ipi üzerinde korkuyla yürümeleri gerektiğini değil!

ÇOCUKLARIMIZIN YAPTIĞI GENEL HATALAR
Okulda kötü davranış: Okulda yapılan hatalara müdahale etme sorumluluğunun öğretmene ait olduğunu unutmayın. Eve geldiğinde ikinci defa cezalandırmayın çocuğunuzu. Yapmanız gereken, olayla ilgili duygu ve düşünceleri konusunda arkadaşça konuşmak. Hala kızgın mı, neden öyle davrandı, bunun tekrar yaşanmaması için sizin yapabileceğiniz bir şey var mı vs. Çocuğunuzun yaramazlığı kötü duygularla birleştirmesine neden olacaktır yaptığınız bu konuşma. Bu da ikinci defa aynı olayla karşılaştığında durup düşünmesine neden olacaktır.
Arkadaşlarla ilişkilerde yaşanan problemler: Çocuklarımız arkadaşlık ilişkilerinde problem yaşamazlarsa hayata sosyal ilişkiler açısından hazırlanmaları imkansız. İlişkilerde problem yaşayıp çözmeleri gerekiyor ki; kendilerini yetişkin hayata hazırlasınlar. Çocuğunuzun arkadaşlarıyla nasıl bir ilişkide olduğunu dışarıdan izleyin ve problem olan noktaları tespit edin. Ve yine konuşun bu konularda çocuğunuzla. Arkadaş ilişkisine ne getirebileceğini ve getirdikleri neticesinde de ne beklentileri olabileceğini anlamasına yardımcı olun.
Hazır olmadan seks: Pek çok anne baba çocuklarının cinsel ilişkide bulunabileceği ihtimali üzerine düşünmüyor bile. Uzmanlar bu konuda da yasaklamaların ‘istek doğurucu’ etkisi üzerinde duruyor. “Kontrol ve sorumluluğu çocuğunuza verin” diyorlar. “Tabii ki senin vücudun senin kontrolün altında ama umarım iyi düşünmüşsündür bu konuda. Benim bütün istediğim senin hakikaten hazır olman ve sonuçlarından pişman olmaman...” demek, “Biriyle cinsel ilişkiye girersen bu evi terk edip gidersin” demekten çok daha etkili olacaktır. Yanlış seksin hayat değiştirici sonuçları olabileceğini anlaması hedefiniz olmalı. Sizin hayata bakış açınız veya “Ama evladım konu komşu duyarsa, anlarsa ne der?” mantığı değil...

BU HABERİ PAYLAŞ