Pazartesi sallandı!

Çarşamba, 28 Eylül 2016 - 16:00

Kimseye fazladan hürmet göstermek gerekmez. Rakamlar ne diyorsa TV dünyasının gerçekleri odur. Geçtiğimiz pazartesiyi “kanlı” olarak niteleyen herkes dün reytingleri okurken “vay be” demiştir sanırım... İçerde isimli yeni Show TV dizisi deyim yerindeyse rakiplerine fena fark attı. Bunun yanı sıra TV’de ilk kez gösterilen Düğün Dernek 2 (TV8) isimli Türk filmi geleneksel pazartesi tablosunu bir hayli bozdu... Gecenin hayal kırıklığı yaşayan dizileri sırasıyla Paramparça (Star TV) ve Hayat Sevince Güzel (FOX) oldu. Kırgın Çiçekler (atv) pazartesi tahtını yeni sahibine devretti... Hangimiz Sevmedik (TRT 1) irtifa kaybetti. Son olarak Babam ve Ailesi (Kanal D) ince bir deparla sıralamadaki yerini yukarı çekti... Özetle yeni yayın döneminin ikinci pazartesisinde sonuçlar “işine özen göstermeyenlerin tarih olacağını” gösterdi. Şapkası olan düşünsün, o şapkayı masaya koyma zamanı geldi çünkü!

 TV2’de neler oluyor?

 Açıkçası geçtiğimiz sezona kadar düşük profilli bir seyir izleyen TV2 bu sezona ciddi bir iddiayla girdi. Kanalın direksiyonuna Gülümsün Özkök’ün geçmesiyle TV ekranının parlak isimleri kanalın çatısı altında toplanmaya başladı... Bana göre Derya Baykal önemli bir transfer. Yaz boyunca Magazin D’nin yükünü sırtlayan Sibel Arna’nın yeni bir magazin kuşağıyla bu kez gece ekranında olması da öyle... Çoktandır ekranda görmediğimiz Olgun Şimşek’in farklı bir talk showla izleyicinin karşısına çıkarılması şık bir sürpriz. Daha birçok şaşırtıcı yeniliğin sırada olması da keza. (Bunların arasına kanalın isminin değiştirilmesi ihtimalini de koyalım.) Büyük kanalların kıyasıya yarıştığı bir okyanus var. Ama kendi denizinde kendiyle yarışacak kanallar da artık var...

 Senaristlerin başarısı...

 İçerde’nin (Show TV) esinlendiği Köstebek isimli Hollywood yapımını tekrar izledim. Açıkçası ana hikayenin benzerliği dışında çok da kopya bir ayrıntı bulamadım... Hatta İçerde’de işlenen karakterler daha sağlam, öykü örgüsü bana daha etkileyici geldi... Şu bir gerçek ki “yerlileştirmede” Türk senaristlerin geldiği nokta heyecan verici. Aşk ve vicdan meselesinde hakikaten damardan girmede üstümüze yok... Bu arada yeni dizi kimi oyuncular için “yeniden doğuş” olarak da nitelendirilebilir. İsim vermeye gerek yok; kimleri kastettiğimi seyirci de biliyor, oyuncuların kendisi de! Yine de sormadan edemeyeceğim bir soru var. Rıza Kocaoğlu acaba ne zaman psikopat tetikçi rollerinden kurtulabilecek? Yapımcılar, potansiyel denilen şeye neden seyirciyle aynı açıdan bakamıyor, anlayabilmiş değilim.

Olaylar Olaylar

 Muhteşem Yüzyıl Kösem’in yeni kanalındaki (FOX) fragmanını izledim. Açıkçası 4. Murad’ın ses tonundan dizinin bu yıl daha çok aksiyonla işi kotarmayı düşündüğünü hissettim... Arkadaki tahta kafesin ardından oğlunun yüksek perdeden konuşmasını dinleyen yeni Kösem Sultan Nurgül Yeşilçay’ın suratında “yılın en çok konuşulan performansını çıkaracağım” iddiası vardı. Bakalım haklı çıkacak mı?

 Beşiktaş sevgilimizdir ama...

 Beşiktaşlı olduğumu ve Kara Kartal sevgimi beni tanıyan herkes bilir. Bu sevgiyi rahmetli annemin bana bıraktığı en önemli miraslardan biri olarak görürüm... Bir fanatik değilim. Her şeyin kararında yaşanması gerektiğine inanırım. Bu yüzden son zamanlarda özellikle dizilerde resmedilen Beşiktaş aşkının biraz can sıktığını söylemek zorundayım... Bağımlısı olduğum dizilerde resmedilen ağır Beşiktaşlılık tavrı bu hızla devam ederse, ciddi bir kitle dizi ekranından soğuyacak. Bu resmi son olarak Familya’da (FOX) gördüm. Bildiğim kadarıyla senaristi koyu Galatasaray taraftarı... Özetle futbol tüm renkleri içine alan bir oyun. Bir rengin diğerini görmezden gelmesi bana göre sadece fanatiklik... Bu fanatizmin dizilere sirayet etmesi de bağımlısı olduğumuz renkler adına bir tehlike. Hem ötekileşmek hem de ötekileştirmek adına!