Pendore'nin gizemi...

Pazartesi, 02 Kasım 2009 - 09:00

Güzel bir akşam yemeği eşliğinde geceye yakışacak bir şarap seçmek üzere bulunduğumuz restoranın şarap menüsüne göz atıyoruz. Kimi kulağa klasik geliyor, kimi modern ama etiketlerin üzerinde yer alan çizgilerin ve isimlerin başlıbaşına çekicilik sağladığı kesin. İkinci aşamada üzümler dikkatimizi çekiyor. 

İster yerli olsun, ister yabancı çoğunun adını biliyoruz artık, en azından duymuşluğumuz var. Seçimimizi yapmaya hazır gibiyiz. Şayet bütçe ile doğru ilişkilendirdiğimiz bir şarap gözümüze takılıyorsa artık işimiz kolay. Siparişini verip kontrol tadımını yapacağız ve bilmediğimiz bir yerlere doğru yolculuk yapacağız. Neden bilmediğimiz bir yerler? Çünkü seçtiğimiz şarabın özünü oluşturan işte o bilmediğimiz bölüm... 

MEVSİM, TOPRAĞIN YAPISI ÖNEMLİ

Eski dünya şaraplarına, yani Fransa’nın eski şatolarından veya İtalya’nın Castello’larından seçtiğimiz şarapların etiketlerinde ‘üzüm ismi’ yazılmadığını fark edebilirsiniz. Bunu kısaca şöyle anlatabilirim. Kendinizi yeni doğmuş olarak hayal edin. Tüm hayatınızı Kars’ta geçirdiğinizi, o topraklarda yaşadığınızı, iklimine alışkın olup, oranın besinlerinle büyüdüğünüzü düşünün, bir de İzmir’de doğup, tüm bu gelişimi İzmir dolaylarında yaşadığınızı hayal edin. 

Söz konusu olan ‘insan’ dahi olsa sonuç muhakkak fark edecektir. İşte üzümler söz konusu olduğunda da onların şaraba verdiği özellikleri belirleyen en temel koşul büyüdükleri, olgunlaştıkları bölgedir. Bu yüzden şarap yapımcısının üzümlerini yetiştirdiği veya seçtiği bölge tüm kararlarını etkileyen en önemli unsurdur. İdeal şarapçılık için öncelikler doğa ile direkt ilişkili hususlardır. 


Örneğin üzümlerin olgunlaşması için ilkbahar ve sonbahar arası sürenin uzunluğu, güneş ışığı, gece-gündüz sıcaklık farkları, toprağın yapısı, yıllık yağış miktarı, rüzgar yönleri, hatta bağ arazisinin eğimi gibi faktörler bu seçim sürecinin ne kadar ince elenip sık dokunarak yaşanması gerektiğini bize anlatır. Ve işin zor tarafı, tüm bu seçimlerin doğru yapılması şarabın iyi olacağı anlamına gelmez. Şarap yapımcısının formüllere dayanarak şarabın gidişatını kurgulaması mümkün değildir. 

Parsel parsel, üzümlerin tadına bakmak, birbirlerine hangi noktalarda uyum sağlayabileceklerini hissetmek gerekir. Henüz Türkiye’deki tüm bağ arazilerini gezmemiş olmakla beraber Kavaklıdere şaraplarına ait Manisa’nın Kemaliye ilçesinde bulunan Pendore bağlarını ziyaret ettiğimde yudumladığım şaraplar hakkındaki heyecanımın arttığını söyleyebilirim. Öncelikle mutlak bir doğa güzelliği olduğunu söyleyebilirim. Birinin bittiği yerde diğerinin başladığı dik eğimli tepelere kurulmuş 200 hektarlık bağlar. Hepsi t nizamında kurulmuş, birçoğu daha yeni hasat edilmiş, yemyeşil asma yaprakları halen üzerinde uçsuz bucaksız bağlar. 


ÜZÜMLER BAŞTACI OLMUŞ
Uzaktan sadece seyredilesi, en tepesine geçip, bir kadeh şarap yudumlanası bağların içinden geçmek ise bölgenin doğasını özümsemek, şarabın kaynağını öğrenmek için müthiş bir fırsat. Doğa adeta tek başına anlatıyor bütün hikayeyi. Yaz sıcaklarında lodosu kesip, gece vakti gereken soğuğu kazandıran Bozdağları sarmış bağların bir yanını. Toprağın kendisi hayli verimsiz gözükse de ve bu tercih edilen bir durum olsa da içindeki gizli değerleri anlatan sarımsı beyaz, çakıllı topraklar bağlar ile gizemli bir ilişkideydi. Sonbahar olmuş, güneş halen insanın içini ısıtıyor, gece yarısı kendisini özletiyordu. 

Parseller, eğimler, evet, kendinizi tepesinden salsanız aşağı kadar saniyeler içinde yuvarlanacağınız diklikteki eğimler. Yağmurun yokluğunda stres olup, üzerinde yetiştirdiği üzüme konsantre lezzet kazandıran ve sonra birkaç damla su ile tepeden tırnağa yetinip, coşmaya, coşturmaya devam eden kökler... Doğu Anadolu toprağından gelme üzümler de mesken bulmuşlar ve ne ilginçtir ki kendilerini şaşırmamışlar. İklim tanıdık, toprak tanıdık, varsa da farklılıklar kendilerini başka yönleriyle ifade etmenin yolunu bulmuşlar. Pendore bağlarındayız. 2800 yılın şarapçılık tecrübesini uzun süre saklayıp yeniden hayat bulmanın şevki ile kavrulan, Sardes antik kentinin komşusu ‘5 köy’ dolaylarındayız. Şarapçılık dünyanın en yüksek standartlarına erişmiş, üzümler tekrar baş tacı olmuş... Şimdi seçtiğimiz şarabı yudumlayalım ve gözlerimizi bir an kapayıp yudumumuzu doğanın ta kendisi ile buluşturalım..

Zeyno GÜRSES

3