Perakende tasarısı gerçekten ne getirecek?

Salı, 20 Nisan 2010 - 05:00

Alışveriş Merkezleri ve Büyük Perakendecilik Yasası üzerindeki tartışmalar uzunca süredir devam ediyor. Bir gün öyle, bir gün böyle, değişik haberler geliyor. Gördüğüm kadarıyla perakendecilerin de kafası karışık... Geçen hafta içinde Anadolu Markaları ödül töreninde Sanayi Bakanı Nihat Ergün’ün yanında oturmanın şansını kullanıp, son durumu sordum.

O da yanlış değerlendirme ve görüşlerden rahatsız... Özellikle de bazı perakendecilerden gelen, ‘Yatırım yapmayız’ tarzı açıklamalardan... Tasarıda olmayan, hiç düşünülmeyen bazı düzenlemelerin gündeme getirildiğinin, kafaların karıştırıldığının altını çiziyor.

En gerçek bilgiler!

Peki bu yasa tasarısı gerçekten ne getirecek? Sanayi Bakanı Nihat Ergün’e göre, haziran sonunda yasalaşması beklenen tasarıdan şu yenililikler çıkacak:

1. Tasarı, sadece gıda ve zorunlu ihtiyaç maddelerini satan perakendecileri kapsıyor.

2. Özellikle gıda perakendecilerinden alınan raf ve yeni işyerine katılım bedeli uygulamalarına sınırlama getirilecek.

3. Perakendeci ve tedarikçi arasındaki ilişkiler, özellikle vade konusu yeniden düzenlenecek. Bazı durumlarda perakendeciler, ödemeyi 1 yıla kadar öteleyebiliyorlar. Sanayi Bakanı Ergün’e göre, özellikle gıdada üreticinin 1 yıllık vadeye dayanması mümkün değil.

4. Artık yeni AVM (alışveriş merkezi) yapılırken, öncesinde şehir içi trafiği ve altyapısına bakılıp, izin verilecek.

Marjinal talep de geliyor

5. Bakanlığın gündeminde AVM’lerin pazar günü kapatılması diye bir şey yok. Ancak, çalışanlardan yoğun istekler geliyor. ‘Haftada ya da 15 günde bir izin olsun’ diye... Bunun karşılanması için yeni tasarıda arayışlar var.

6. Sanayi Bakanı diyor ki, “Bize çok marjinal talepler de geliyor. Bunlar arasında ‘cumartesi ve pazar günleri AVM’ler kapatılsın’ da var.” Ama bunların hiçbiri yeni tasarıda yokmuş.

Bu arada Birleşmiş Markalar Derneği Başkanı Yılmaz Yılmaz ile Sanayi Bakanı Ergün, geçen hafta bir araya gelip, yeni yasa tasarısını konuştular. Oradan çıkan mesaj ise şu oldu: ‘Yeni yasa, giyim perakendecilerini kapsamıyor. Onlara yönelik olumsuz bir düzenleme gelmeyecek.’ Konuştuğum çok sayıda giyim perakendecisinin merak ettiği bu haberi de vermiş olayım.

Goldman, düzelti için fırsat mı?

Dünya çapında borsalar, özellikle de gelişmekte olan ülke borsaları beklenenden çok iyi performans gösterdi. ‘Yeni normal’ koşullarının devrede olduğunu, artık eskisi gibi sert yükselişlerin olamayacağını söyleyenlerin aksine, bazı borsalar 1 yılda yüzde 200’e varan yükselişler gerçekleştirdi. En kötünün görüldüğü Şubat 2009’da 28.6 trilyon dolara gerileyen dünya borsalarının değeri, yüzde 72 artışla, 49.1 trilyon dolara ulaştı. Bu dönemde Brezilya yüzde 102, Hindistan yüzde 125, Türkiye yüzde 131 prim yaptılar.

Borsalar hep bir düzeltme beklentisinde oldu. Ancak düşük faizler, anlamlı bir neden olmadığı için düzeltmeyi hep erteledi. Şimdi Goldman Sachs’dan kaynaklanan bir düşüş var. Herkes şimdi aynı soruyu soruyor: ‘Beklenen düzeltme geldi mi?’ Ya da yükselişin sonu mu geldi?

Bunlara yanıt vermek çok zor. Ancak, Mark Mobius’un sunumundan bir tablo var. Onu sizinle paylaşıyorum. ‘Ayı’ (Düşüş) ve ‘Boğa’ (Yükseliş) dönemlerini, gelişmekte olan ülkeler için vermiş. Oraya bakarsanız, Ekim 2008’de başlayan yükseliş, öncekilerden epey uzun sürmüş. Mobius’un bu tablosundan belki bir uyarı mesajı alınabilir.

Büyümenin yolu küçülmeden geçer mi?

Akın Öngör’le oldukça sık görüşmeme rağmen, kapsamlı kitabının çıkacağından epey geç haberim oldu. Bir kitap yazacağını biliyordum ama bu kadar hızlı hazır olacağını düşünmemiştim. Yayına hazır olduğunda üzerine biraz konuşmuştuk. Sonradan imzalı kitabı gelince, bölüm bölüm okumaya başladım. Yönetimle ilgilenen biri olarak benim dikkatimi daha çok bu konuya yönelik olanlar çekti.

Garanti Bankası’nı orta ölçekli bir bankadan, bugün 20 milyar dolara ulaşan bir dünya devine dönüştüren yolculuğu anlatan Akın Öngör, ‘Büyümek için önce küçüldük’ diyor. Verdiği rakamlar da oldukça etkileyici:

- Bankanın şube sayısı 1990’da 317 idi, 1991 sonunda 254’e, 1995 yılında da 165’e indirildi.

- 12 olan yurtdışı şube sayısı 4’e düşürüldü.

 - 1990 yılında 6 bine yakın olan çalışan sayısı önce 1991’de 5 bin 200’e, 1992 sonunda ise 4 bin 708’e çekildi. 1995 yılı sonu geldiğinde çalışan sayısında 3 bin 776 rakamına inilmişti.

Bunlarla birlikte, bankanın çalışanlarının ücretleri iyileştirilmiş, sektör ortalamasının yüzde 40’ı üzerinde bir düzey belirlenmiş. Yöneticilere, Opel Vectra otomobil verilerek, sektörde şaşkınlık yaratan karar alınmış. Bütün bunların sonucunda ise bankada verimlilik yüzde 30 artmış.

Akın Öngör, “1995 sonunda aktif ve özkaynak kârlılığı sektör ortalamasının tam iki katıydı ve net kârda 4’üncüydü” diye anlatıyor, küçülerek büyümeye yönelme stratejisinin ilk sonuçlarını... Aslında ‘büyümek için önce küçülme’, doğanın kendisinde de var. Budanan ağaçların dalları, öncekinden daha gür ve sağlıklı çıkıyor. Ancak, bunu yapmak için, kısa vadeyi düşünmek yerine, uzun vadeye odaklanmak gerekiyor.