“Peşimde koşanlar var, ama kızımın onayı olmadan kimseyle çıkmam!”

'Somuncu Baba' filmiyle sinemaseverlerin karşısına çıkmaya hazırlanan Altan Gördüm, birkaç yıl önce boşandığı Vahide Gördüm ile yollarına Akademi 35.5'ta dostça devam ediyor. Ünlü oyuncu, kanserle mücadelesini ve yeniden evlenmeye açık olduğunu Karnaval'a anlattı.

Pazar, 22 Şubat 2015 - 05:00

“Peşimde koşanlar var, ama kızımın onayı olmadan kimseyle çıkmam!”

CANAN DANYILDIZ
[email protected]

 Tiyatroda kaç yıldır varsınız Altan Gördüm?

35 yıl oldu Canan tam 35 yıl! Ankara Sanat Tiyatrosu, özel tiyatrolar... Seslendirmeler derken bu kadar yıl olmuş!

 Nerelisiniz aslen? Hep İzmir’le birlikte adınız anılıyor!

Babam Adanalı, annem İzmirli. Babam askerken annemle tanışmış ve evlenmişler. Belli bir yaştan sonra İzmir’e, anne memleketine geldik; ben liseyi İzmir Karşıyaka Erkek Lisesi’nde okudum mesela.

  Ben de oradan mezunum! Karma halinden ama!

Yaa! Sorma, bizim zamanımızda sadece erkek lisesiydi; yan tarafta da kız lisesi... Tanışmak için az turlamadık! Ne yıllar ama!

Çapkındınız yani o yıllarda da!

Yok yahu, sadece tanışmaya çalışıyoruz işte... Ama mümkün mü? Cesaret edemezdik tabii! Hatta bak yıllar sonra, karşılıklı turlaştığımız kızlardan birine rastladım bir yemekte, ‘senin dönüp bir şey demeni ne kadar çok istemiştim Altan’ demez mi bana! Biz yüz vermezler diye cesaret edemiyorduk... Bak sen işe!

 Son birkaç aydır mekan çıkışlarında kadınlarla görülüyorsunuz?

Erkeklerle de gidiyorum ama ah bu magazinciler! Onlarla görüntülemiyorlar; ama yanımda hanım arkadaşlar olunca çekiyorlar!

 Çapkın değil misiniz, hayatınızda biri yok mu?

Yok, tekim vallahi! Zaten Alize’nin (kızım) onaylamadığı biriyle asla birlikte olmam şu saatten sonra! Onun onayı gerek.

 Peşinizde koşanlar yok mu?

Var var, deneyenler, uğraşanlar var! Ama bakalım, çalışmaya bağlı! (Kahkaha atıyor)

“Kaymakam olmayı çok istiyordum”

 Bir ara Almanya’ya kaçmışsınız...

Kaçmak demeyelim ama, 80’ler tabii; 12 Eylül darbesini kastediyorum; tiyatrolar bıçak gibi kesilmişti. O zaman abimin Alman bir arkadaşı referans oldu bana, Almanya’ya gittim. Sonra işler biraz düzelince geri geldim.

 Sonra?

Aslında siz siyasal okuyormuşsunuz, tiyatro hobi gibi. Benim hala devletçi bir tarafım vardır; kalkınmanın köylerden, kasabalardan başlaması gerektiğine inananlardanım; itiraf etmek gerekirse kaymakam olmayı çok istiyordum.

 A, bu enteresanmış!

Bir yönetim kadrosunda olmayı çok istiyordum, hala da böyle... Yönetilen değil, yöneten olmayı isterim; bilgi birikimim var. Ama bizde ‘neyi duymak isterlerse, onu söyle’ şeklinde ilerliyor işler; o yüzden uzak duruyorum.

 Şimdi teklif gelse? Geldi mi daha doğrusu önceden?

Tabii tabii geldi daha önce Canan, ama benim fikrime, duruşuma uygun bir politika olmalı, bir şeyleri değiştirmeye gelirim.

 Hep ilgili misinizdir toplumla?

Evet, evet... Her gittiğim yerde esnafla, halkla konuşuyorum. Bizde her şey hala yoksulluk ve sadaka üzerine kurulu. Ben buna bozuluyorum, bir şeylerin değişmesi lazım.

 Bizde işler biraz karışık evet...

Bu şey gibi... ‘Kitap okumayı bilmeyen birine, hangi kitabı okuyayım?’ diye sormak gibi. Bizde inanmak var, ama sonrasında hafızamız çok kötü; ‘hani söz verdikleriniz?’ diye sorgulamıyoruz.

  Biraz gülümsetin yahu!

Ya rahmetli Nejat Uygur’un anlattığı bir hikaye vardı sahnede, bizde devlet adamları bir de şeytan oturmuş; sohbet ediyorlar; içlerinden biri soruyor, ‘Dünyada ekonomi ne zaman düzelecek? Şeytan yanıt veriyor: ‘150 yıl sonra!’ Ağlamaya başlıyor soruyu soran, ‘Ben görmeyeceğim’. Bir diğeri soruyor: ‘Komünizm ne zaman gelecek?’, ‘500 yıl sonra’ diyor şeytan, siyasetçi yine ağlıyor. ‘Türkiye’de enflasyon ne zaman düşer?’ sorusuna bir başkasının; bu defa şeytan ağlıyor: ‘Ben göremeyeceğim, ben göremeyeceğim.’ Al gül bakalım!

"Oyuncuların genel kültürleri berbat!"

 Peki ya sanatta durum?

Kültür devrimi gerek Canan, bilim ve sanat takdir görmediği yerden çeker gider. Oyuncuların genel kültürü berbat.

 O harika dizilerin hiç mi katkısı yok, bu kültürsüzlükte?

Katılıyorum, daha da vahim bir şey söyleyeyim sana; Akademi 35.5‘a yani bizim tiyatro okuluna gelen öğrencileri artık genel kültür sınavına alıyoruz. Çünkü hiçbir şey bilmiyorlar! Bunların çoğu üniversite öğrencisi!

 Allah Allah! Ya sen ne diyorsun!

Bak, gündeme dair bir olay yazın diyoruz yok, lacivert ara renk midir ana renk midir bir soru mesela, bilen yok! İzlediğiniz birkaç film diyoruz, film izlemiyorlar! Cannes’da ödül almış yönetmenimiz diyoruz, Nuri Bilge Ceylan’ı bilen yok!

 Akademi 35.5’a ‘her şeyimi veririm’ diye gelen var mı?

Bir keresinde bir kız geldi çok güzel. ‘Ünlü olmak, oyuncu olmak için her şeyi, ama her şeyi yaparım, her şeyimi veririm’ dedi. Şok! O ‘her şeyi’nden kastı anlıyorsun sanırım... ‘Burası öyle bir yer değil’ deyip çok kızdım! Çok sinirlendim çok!

 Vay canına! Aynı filmlerdeki gibi!

Sonra ne mi oldu dersin? İsim vermeyeceğim ama o kızı ünlü yaptılar! İçimden ‘demek ki her şeyini vermiş’ dedim. Akademi 35.5 Sanat Evi, çok saygın bir okul. Bize öyleleri gelmesin lütfen.

 Burada kimse...

Burada kimse yönetmenin yatağından geçmiyor Canan. Net. Benim oyuncularım şöhret olunca, bir rol gelince çok seviniyorum, sevinmez miyim? Bir tohum atıyorsun, o meyve veriyor...

  Parlayacak yıldızı gözünden tanır mısınız?

Evet, bir öngörüm var. Ya asıl mesele kameranın seni çok sevmesi. Eski tabirle fotojenik olması önemli. Bir Türkiye güzeli yollamışlardı buraya, olmadı çocuktan bir şey; o aletin seni sevmesi gerek. Güzel olup olmaman önemli değil, ha bir de şansın olacak.

 Meraklı mısınızdır tarıma, toprağa?

Aklına nereden geldi be! Evet, evet, sahiden organik tarımla uğraşmak istiyorum. Seferihisar Sığacık’ta 6 dönüm bir arazim var; zeytin ağaçlarım vs. İleride öyle bir hayat istiyorum.

 Peki bu kadar çok oyuncuya gerek var mı?

Bak, Ankara Sanat Tiyatrosu’nda yıllar evvel seslendirme yapıyoruz, az dizi var; sonra iş bir patladı, sektör bir gelişti; seslendirmeye ihtiyaç oldu. Oyunculuk da öyle bir şey.

  Şimdi dizilerin hepsi pörtlüyor ama?

Onun dizilerin çok olmasıyla ilgisi yok, eskiden akşam bir kanalda tek dizi olurdu, özeti olurdu biterdi. Şimdi dizi süresi uzadı, bu yüzden de kalkıyor. Arz var ama talep yok şu an. Net!

 E ne olacak o kadar insan?

Siz niye açtınız Akademi 35.5’u? Ne olacak! O kadar insan, Cihangir’de çantaları sırtlarında rol bekleyecek! Biz Vahide ile (Vahide Gördüm, eski eşi) eğitim modelinden geliyoruz. Diziler iyi vs. ama tiyatro olmadığında ve bildiğimizi aktarmadığımızda bir yanımız eksik kalır.

 Dizi oyuncusu yetiştirip tiyatro dalını kesiyorsunuz ama?

Hayır, onunla ilgisi yok! Konjönktür değişti Canan, kimse tiyatro diye bir şeyi tanımıyor, ama bizde de suç var; kalite yerlerde... Tiyatro oyunu diye dizi yazanlar var! Böyle şey olur mu?

“Ağlamayı çok severim”

 Ağladığınız olur mu?

Evet severim ağlamayı. Bazen bir müzik dinlerken de, kötü bir şey olduğunda da ağlarım. Hayatımda 2 şey oldu mesela Canan, onların gözyaşı gözümde kaldı, akıtamadığım. Özel bir şey sıkıştırma! Sakın! Rezerve gözyaşım var!

 Korkularınız var mıdır?

Olmaz mı? Sevdiklerime bir şey olursa diye korkarım, özellikle elimden bir şey gelmeyecek bir şeyse; eyvah! Güçlü olmayı, en çok da ekonomik anlamda önemserim.

 Güçlü görünmeyi sever misiniz?

Öyle bir iddiam yok ama, girişkenliğimden ötürü lider oldum hep. Herkes benim ağzımın içine bakar.

 Çok özgüvenlisiniz, sevmediğiniz yanınız mevcut mu?

Off! Çok çabuk parlarım! Bazen ne kadar ayıp diyorum yaptığım şey... Biz örnek insanlarız Canan. Tanıyorlar insanlar bizi, sanatçı kimliğime uygun davranmalıyım.

 Kızınız Alize desem...

Ya muhteşem bir şey Canan, gülerek ağlamıştım! Bir de bizim ailede hiç kız çocuğu yoktu, Alize ile çok mutlu oldum. Çok kız arkadaşım oldu, çok sevmişimdir zamanında; ama bu hiçbir şeye benzemiyor.

  2. çocuğu neden yapmadınız?

(Gülüyor) Geldi sorular! Valla aslında yapabilirdik ama o zaman Alize’ye sorduk, o istemedi kardeş. Şimdi geçenlerde diyor ki; ‘ben çocuktum, bana neden sordunuz, yapsaydınız ya?’... Bu yüzden yapmadık.

“ANKARALI OLMAK GÜVENiLiR OLMAKTIR”

 Bu Ankara Sanat’ta ne var?

Oradan çıkan herkes iyi! Yok yahu, kötü olanı da vardır! Ankaralı olmak güvenilir olmak, bir disiplin yakalıyorsun orada. Eskiden bir yönetmen ya da oyuncu için ‘güvenilir mi? diye sorduğunda ‘Valla Ankaralıymış’ derlerse yeterdi.

 Neden çok büyük başrolleriniz yok?

Benim hiçbir zaman öyle kaygılarım olmadı. Bak geçen yaz bir dizide çok da iyi para aldığım, iyi bir rolüm vardı; bazı şeyler hoşuma gitmedi; bıraktım.

 Alamadım yanıtımı?

Tercih meselesi, TV oyunculuğu tamamen tatmin olduğum bir şey değil Canan. Bu seneyi boş geçireceğim, şimdi iyi bir sinema filmim var ‘Somuncu Baba’, ona konsantre oldum.

 Hak ettiğiniz yerde misiniz?

ok fazla hırslı biri değilimdir; benim bütün hayallerim plandır. Olmayacak duaya amin diyen biri değilimdir. Planlarım, hayal kurmam. Bu zamana kadar neyi planladıysam oldu ama... Mutluyum Canan, yetmez mi?


“YENiDEN EVLENEBiLiRiM”

 Sağlığınız nasıl? Kanseri tamamen atlattınız mı?

Çok iyiyim, şimdilik bir şey yok. Hatta geçenlerde bir enfeksiyon kapmıştım, ateşlendim; herkes eski hastalığımın nüksettiğini sanmış; hayır hayır çok iyiyim.

 Kanser olduğunuzu ilk duyduğunuzda ne hissettiniz?

Sevdiklerimi düşündüm! 2011’de Vahide kansere yakalandığında da ilk onu hissetmiştim, geride bıraktığımız insanlar.

 Vahide Gördüm de kanser atlattı...

Her zaman yaptırdığımız klasik bir check-up sonrasıydı, ama insan bir şeylerin farklı olduğunu anlıyor Canan. Doktor beni ayrı görmek istedi, Vahide’nin durumunu konuşmak için. İlk düşündüğüm şey ‘inşallah bendedir kanser‘ idi. Ama Vahide’de çıktı.

 Kanserken boşanma kararınızın ortaya çıkması çok tepki çekmişti...

Biz boşanma kararını Vahide’nin hastalığından önce almıştık, ama araya bu büyük olay girince askıya aldık o kadar.

 Ya sonra?

Vahide iyileşti ve ‘seni azad ediyorum, artık boşanabiliriz’ dedi. Ve biz de boşandık.

 Siz kanser oldunuz, millet ‘layığını buldu’ diye yazdı...

Evet öyle yazıldı, ama işin iç yüzünü bilemez ki kimse! O insanların kişilik bozuklukları var.

 Sahi siz niye boşandınız?

Doğanın kanunu... Aşk bitti mi dersen, bilemem. Ama evlenmek kadar ayrılmak da var hayatta, bence çok kimse bu durumda fakat boşanmıyor. Ama biz arkadaşız hala, birlikte iş yapıyoruz.

 Her şeyi normal mi karşılarsınız artık?

E tabii, ben eskiden olsa Vahide hakkında konuşabilirdim, ama şimdi onun adına bir şey söyleyemem. Artık, onun bir ilişkisi olur, olmaz; onun hayatına karışamam. Ama benim için kriter Alize; dünya güzeli olsa da Alize istemezse ben ilişki yaşayamam.

 Yeniden evlenir misiniz?

Evet evlenirim. Peşimde koşanlar var, ama kızımın onayı olmadan kimseyle çıkmam! Sütten ağzım yandı, yoğurdu üfleyerek yemiyorum.

 Sizinki neden sürmedi? Samimiyet mi bitmişti?

Güzel bir soru! Hiç düşünmemiştim, aa çok acayip... Evlilik bir fabrika gibidir, üretim lazım, biz sürdüremedik demek ki.

 Salya sümük mü aşık olursunuz, olsanız yeniden?

Geçen gün Instagram’da bir şey vardı, 80 yaşındaki dedeye ‘Bu yaşta aşık olunur mu?’ diye sormuşlar, o da ‘İnsan her yaşta aptallık edebilir’ demiş! E tabii olurum...