Mehmet Ali Birand

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

PKK ve Öcalan, kendilerini güvenceye alıyor

Cuma, 11 Aralık 2009 - 05:00

Washington’dayken, hem terörle mücadele konusunda uzmanlaşmış Amerikalılarla, hem de Kuzey Irak yönetiminin ABD başkentindeki yetkilileriyle, PKK’nın son girişimlerini konuştum. Hem Türkiye’den, hem de Kuzey Irak’tan aldıkları istihbarat bilgilerine dayanarak yaptıkları değerlendirmeler son derece ilginç. Duyduklarım, bizdeki bazı yorumlarla da uyuşuyor.

Bu uzmanlara göre, yaşanmakta olanlar, PKK ile Abdullah Öcalan’ın kendilerini güvenceye alma mücadelesinden başka bir şey değil.

“Sokak gösterileri ve son saldırı çok tipiktir. İktidarın attığı adımlara tepki veya Öcalan’ın hücresinin birkaç santimetre kare küçülmesi bir gerekçe değil. Karmaşa örgütün içinden ve liderinden kaynaklanıyor” diyen uzman, durumun süreceğini de sözlerine ekliyordu.

PKK’nın içindeki görüş ayrılıklarına dikkat çeken aynı kaynaklar, Demokratik Açılım’ın örgütü sarstığına ve kontrolü kaybetme noktasına getirdiğine inanıyorlar. Aynı şekilde, Öcalan’ın da devre dışı kalma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu için, gösterileri tahrik ettiği ileri sürülüyor.

Kuzey Irak’taki yerel yönetim kaynakları da, PKK’daki gerilime dikkat çekiyor. Barzani’ye yakınlığıyla tanınan bir kaynak, örgüt yönetiminin kontrolü yeniden tesis etmesinin tek yolunun saldırıları ve gösterileri arttırmak olduğunu söylerken, önümüzdeki dönemde bu durumun devam edeceğini belirtiyordu.

Amerikalı kaynaklar, PKK içindeki çekişmelerin tehlikeli bir sürece girdiği ve bu tempoda devam ettiği takdirde, Kürt-Türk çatışmalarının yaygınlaşabileceği uyarısını dahi yapar olmuşlar. “PKK ve Öcalan ne yapacaklarını tam anlamıyla bilemiyorlar. Aralarında önemli bir diyalog eksikliği var. Kandil ile Avrupa arasında da görüş ayrılıkları yaşanıyor” diyen bir Amerikalı uzman, gerilimin kolay kolay bitmeyeceğini belirtti. Genel değerlendirme, PKK’nın bu şekilde Demokratik Açılım’ın bir süre ertelenmesini sağlamak ve o arada da kendi iç sorunlarını çözmek istediği yönünde. Bu açılımın PKK’yı çok sarstığına inanan Amerikalı çevreler, Erdoğan’ın süreci durdurmaması gerektiğini belirtiyorlar.

DTP’nin kapanması, PKK’yı çok rahatlatacak...

Washington’da büyük bir dikkatle izlenen diğer bir gelişme de, Anayasa Mahkemesi’nin bugün açıklaması beklenen DTP ile ilgili kararı.

Hemen hemen tüm gözlemcilerin birleştikleri nokta, partinin kapanması durumunda, en çok bu durumdan PKK’nın memnuniyet duyacağı şeklinde. Kendi kamuoyuna dönüp, Türkiye’nin Kürt kökenli insanları Meclis’te dahi tutmak istemediğini söyleyecek ve bu sayede sokak gösterilerine yeni bir ivme dahi kazandırabilecek.

Dikkat edilecek olursa, Başkan Obama da Erdoğan ile görüşmesinden sonra Oval Ofis’teki basın açıklamasında, kelimeler arasında parti kapanmasına karşı olduğunu söylemiş, Başbakan da basın ile konuşurken, aynı konudaki bir soruyu yanıtlarken “Biz partilerin değil, kişilerin cezalandırılmasından yanayız. Parti kapatarak hiçbir yere varılmıyor” demişti.

Bu yaklaşımı, Washington’da Türkiye’yi yakından izleyen çevrelerde de bulabiliyorsunuz. Zaten bu nedenle, Anayasa Mahkemesi’nin kararı büyük bir merakla bekleniyor. Kapanma durumunda bütün hesaplar yeniden yapılacak ve yeni kartlar açılacak.

Merakla bekleyenlerin başında da PKK geliyor. Örgütü yakından izleyenlere göre, PKK artık DTP’deki görüş ayrılıklarından bıkmış ve kendine tam anlamıyla biat edecek yeni bir parti ve yeni bir kadro istiyor.

PKK’nın DTP’den şikayeti, partiyi istedikleri kadar kontrollerinde tutamadıklarından kaynaklandığını ileri sürenlerle, bu görüşe karşı çıkanların ve DTP’nin tümüyle örgütün kontrolünde olduğunu söyleyenlerin tek ortak noktası, yepyeni bir yapılanma sürecine girildiğidir.

Kuzey Irak Kürdistan Yönetimi’nin Washington’daki yetkilileri de, PKK’nın önümüzdeki aylarda kendi içinde de bir yol ayrımına gireceğini ve bunun hem DTP kararı, hem de Ak Parti’nin atacağı adımlarla şekilleneceğini ileri sürüyorlar.