Popoyu avuçlayan eller neşe kaynağı oldu!

Çarşamba, 07 Nisan 2010 - 05:00

Muhteşem bir sabah oldu dün. Doktorum (Kanal D) izleyerek neşemi buldum. Ekranda kocaman bir popoyu avuçlayan iki el vardı. Bu konuya sonra döneceğim. Hah, “İnsan sağlık programıyla neşesini bulur mu?” diye sormayın. Konuşulan mevzu çok ciddi olmasına rağmen bulur...
Bu program ilginç bir bağımlılık yapıyor insanda. Öncelikle uzman konuklar ciddi bir elemeden geçiyor.
Öyle her doktorum diyen giremiyor stüdyoya. Hatta konukları belirleyen bir akademik kurul olduğu da konuşuluyor. Çok iyi...
Sağlık programları son zamanlarda çok kontrolsüz bir biçimde çoğaldı. Sözde uzmanlar ve ürün yöneticileri laf üzerinden deva dağıtıyor. Peki kaçı güvenilir?.. Bu soruya yanıtı yayıncılar bulsun. Ben kameraya karşı poposunun iki lobunu avuçlayarak kalça çıkığını anlatan Prof. Dr. Cihan Aksoy’u izlemeye devam edeceğim...
Bir uzmanın içine şovmen kaçmışsa, sağlık gibi ciddi meselelerde bile neşesini buluyor insan. Bravo emeği geçen kim varsa hepsine...

BEYLERBEYİ BELGESELİ GİBİYDİ!
Gönül Ferman Dinlemiyor (Show TV) uzun bir reklam döneminin sonunda ekrana geldi. Pazar akşamı uyuyakaldığım için gala yemeğine de gidememiştim. Kaçırdığım için ekstra da üzülmüştüm. Ama iyi olmuş...
Orada belki emekçilerin yüzüne söyleyemeyeceğim bazı şeyleri burada netlikle yazıyorum. Dizinin ilk bölümü Beylerbeyi belgeseli gibiydi; önceki akşam izledim... Kamera yüzlerden çok coğrafyaya çevrili, konu bildiğin bir adım ötesine geçememiş, Melek Baykal ve Engin Şenkan gibi iki devin “burada ne işimiz var” hissiyle oynadığı bir bölümdü...
Dizilerin ilk bölümünde sadece izleyici değil, oyuncular da yabancılık çekiyor yapılan işe. Temasında bir sıcaklık oluşturabilirse, biraz da Beylerbeyi coğrafyasını ikinci plana alırsa bir umudum olacak dizi için!

AMAN MARAZ ÇIKARMAYIN!
Adanalı (atv) bazı sahnelerinde saçmalamanın da ötesine geçerek dudak ısırtıyor insana. Önceki gün yayınlanan bölümde Komiser Yavuz yangında can vermek üzereyken Maraz Ali tarafından kurtarılıyor... Maraz, bildiğiniz gibi eski bir polis. Anladığım kadarıyla da çok konuda uzman olan cinsinden. Ama Yavuz’a yaptığı hayat kurtarma operasyonunu görünce hakikaten gülmekten yere düşüyordum... Maraz kalp masajı yapıyor. Beş baskı bir hayat öpücüğü esası olmalı orda. Beş baskıdan sonra yanakları tokatlamak değil. Yavuz ciğerine hava gitmeden nasıl hayata dönüyor bilemiyorum ama izleyenlere sakın böyle bir kurtarma hareketine girişmeyin diyebiliyorum... Yaşayanı da öldürürsünüz çünkü!

İLYAS SALMAN OLMALI!
Hülya Avşar, HaberTürk’te İlyas Salman’a sordu önceki akşam. Usta aktör kuşağının memleket meselelerine ne denli sıcak olduğunu gösterdi her cümlesinde... İlyas Salman, mevcut aktörlere bakınca ekranda olmasının şart olduğunu düşündüğüm bir usta.
Birikiminin sadece yazılarıyla değil, oyunculuğuyla da geçmesini istiyorum yeni kuşağa... Sözü olmayan, daha çok da endamıyla reyting alan ciddi bir kalabalığın eline geçti sanat iktidarı çünkü. Çok acı...

TÜRK MALI ZİRVEDE BIRAKIR!
Tayfun Güneyer’in işleri biraz reyting tescillidir. İzleneceğinden emin olduğu toplara girer bir dönem TV’nin dahi çocuğu olarak adlandırılan Güneyer... Bu yüzden yakın çevremden “zorlama esprilerle dolu” diye tepki alan Türk Malı’nın (Show TV), bir dönemin Yılan Hikayesi dizisinde olduğu gibi az zamanda fenomen olup, defteri zirvede kapatacağına eminim...
Dizide dikkat ettiğim kadarıyla kimse uzun ömürlü bir işteyiz havasında değil zaten. Yavaştan alınan sahneler ve iyi espriden tasarruf edilmesi de bu yüzden sanırım... Bakın tekrar ediyorum. Dizi zirveyi görecek ve bir iki hafta orada kalıp son bulacak. Uzatmayı hiç sevmeyen bir ekibin imzası var altında çünkü!

DİN VE BİLİM ÇARPIŞINCA...
Celal Pir, NTV Soruyor’da reytinge oynadı bu hafta. İlgisi olmayanın zaplayarak geçeceği bir konuyu büyük bir heyecanla tartıştırdı...
Bilmeyenler için, İsviçre’deki CERN laboratuvarlarında Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’yla inanılmaz bir enerjinin açığa çıkarılmasına çalışılıyor. Kimine göre insanoğlu Tanrı’yla boy ölçüşüyor, kimine göre bilim kendi sınırlarını zorlayarak çığır açıyor... İşte bu kimilerinin temsilcileriyle yola çıkan program işin bilim kanadını temsil eden Prof. Dr. Cihan Saçlıoğlu’nu stüdyodan kaçırmayı başardı. Tartışmanın tarafları arasında ağırlık merkezi olmayınca, iş din kanadını temsil eden konuşmacıların eline kaldı... Ha, bir şey anladın mı derseniz; bilimsel olarak hayır diyeceğim. Ama anladığım o ki, din ile bilim uzun bir dönem daha Hadron Çarpıştırıcısı’ndan çok daha etkili bir çarpışma sürecinde yaşamak zorunda. “Buradan açığa çıkacak enerji insanlığı kurtaracaktır işte” diyorum...

BU KONSER KAÇMAZ!
Yarın akşam çok önemli bir konser var Akatlar MKM’de. İstanbul Avrupa Korosu ve Ruhr Confido Vocale Camerata topluluğunun ortaklaşa düzenlediği bir kültür buluşmasından bahsediyorum... Ahmet Adnan Saygun’un Yunus Emre Oratoryosu’ndan seçkilerle Beethoven’in 9. Senfonisi’nden koral bölümler birlikte seslendirilecek... Bulunduğumuz yılın iki kültür başkenti bu konserde bir araya gelecek. Ve sanatın her türlü savaş çığırtkanlığından çok daha evla olduğunu bir kez daha kanıtlayacak. Kaçırmayın derim.