Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Propagandayla yürütülen savaş

Salı, 16 Mart 2010 - 05:00

Yaşadığımız olağan dışı olayların bir görünen yüzü var, bir de arka planı. Ama artık oyun öylesine açık oynanıyor ki herkes önünü de, arkasını da görüyor. Bir tür sivil iç savaş, silahla değil, propagandayla yürütülüyor. Diyeceksiniz ki ne iç savaşı, savaşlarda amaç iktidarı ele geçirmektir, zaten iktidarda olan taraf niye savaşsın? Bu öylesine bir hırs ve doymazlık ki ele geçirilen hiçbir “kale” yetmiyor! Bu savaşın sloganı “şimdi sıra bizde!” Bu savaşın fethedilmesi gereken kaleleri bürokrasiyle sınırlı değil. Üniversiteler, özerk kurumlar, Kızılay’dan Futbol Federasyonu’na, her yönetici iktidar yanlısı değil, yakını olmak durumunda. Yönetimler el değiştiriyor, para el değiştiriyor, medyanın el değiştirmesi zaten süren bir projeydi, yetmiyor, bitmiyor, devam ediyor.

TRT aştı!
Savaş propagandayla kazanılır; medya çok önemli. Özel sektörün elindeki medyanın satın almalarla değiştirilmesi sürerken sözüm ona özerk devlet kurumu TRT’deki değişim dudak uçuklatıcı. Üstelik saklamadan, göstere göstere. Haber Merkezlerindeki eski kadrolar dağıtılıyor, yerine Samanyolu, Kanal 7, Zaman, Aksiyon, Cihan’dan elemanlar alınıyor. Ha bir de polis okullarından getirilenler var. Taraf’ın nasıl sızma süzme haber yapan özel muhabiri varsa TRT’nin de “bomba yüklü kamyon” türü haberlerini daha kamyon durdurulmadan alıp haber yapan muhabiri, polis okulundan gelme hoca! Bunlar gizli, özel bilgi filan değil, herkesin bildiği, kimsenin saklamadığı ortada olan işler. Ve TRT’den sorumlu Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, bunlar kendisine sorulduğunda “TRT haberciliğiyle ancak gurur duyarım” diyebilecek kadar rahat!

Vur abalıya
Baş hedef, ayak bağı görülen TSK ve yargı. Her ikisini yıpratma konusunda epey yol aldıkları su götürmez bir gerçek. Ancak ipin ucunu kaçırdıkları için oyun tersine dönebilir. Silahlı kuvvetlerin silahlı olması bile eleştiri konusu olunca iş, Gandi usülu pasif muhalefete, mizaha döküldü. Mizahla muhalefet, bir iktidarı yıpratacak en büyük güçtür. Halk bir dalga geçmeye başlarsa pas gibi metal yorgunluğu yapar ve sonunda sağlammış gibi duran yapılar çöker. Askerin silahı, yargının hukuku göze batarken iş kabile yönetimine dönünce TRT’nin düzmece haberleri bile kurtarmaz.

Roman açılımı
İşte o zaman devreye “renkli görüntüler” girer! Propagandanın en önemli unsuru kalabalık, müzik, marş, coşku ve mitingtir. Roman açılımı, propaganda sanatının AKP siyasetine uyarlanmış iyi bir örneğiydi. Kalabalık insan grupları, müzik, ikram ve eğlence vaadiyle her şehirden otobüslerle taşındı. Romanlar, Kibariye, Balık Ayhan dinleyerek coştu ve attılar bir göbecik. Başbakan, “Kanım değilse sütüm sizden” dedi, karanfiller attı. (İyi slogan, iyi mizansen!) “Kimse buçuk değil” dedi. Artı bir puan daha. “TOKİ size ev yapacak, çadırda oturmayacaksınız” dedi, helal olsun. Ama Sulukule’de oturmayacaksınız, Tarlabaşı’nda da. Oraları şehir merkezi ve rantı yüksek yerler. Size şöyle uzaklarda bir yerlerde ev yapacak TOKİ. Oraları da el değiştirecek, el değiştiren her şey gibi! Tabii TOKİ ev yapacak ama parası olan alacak!

Başbuğ’dan uyarı
Propagandaya dikkat çeken bir başkası da Genelkurmay Başkanı Başbuğ’du. Gerek hafta sonu verdiği beyanatlarda, gerek hafta başında yaptığı konuşmada “Balyoz’dan kamyon’a” açıklama getirdi ve medyanın haber çarpıtmasına dikkat çekti. Açıklamalarını yandaş medya yine istediği gibi cımbızladı, montajladı, bambaşka anlamlar çıktı! ABD’den yönlendirilen, ülkede yürütülen savaş sürüyor... Sazan olmayın, her yemi yutmayın!