Rahmi Ok'un Kırkağaç Zeytinyağı

Pazar, 28 Şubat 2010 - 05:00

BİR DENEYİN
Manisa Kırkağaç denilince, herkesin aklına ünlü ‘kışlık’ kavunları ve kolay bozulmayan dayanıklı domatesleri gelir. Ama kuzey rüzgarlarına açık olsa da, Akdeniz mikroklimasına sahip bu bölgenin toprağından mı suyundan mı, zeytinleri ve zeytinyağları da pek lezzetli olur.
Nedense bugüne dek ikinci planda kalmış bu zenginliğe bekçilik eden yerel üreticilerden biri de Rahmi Ok. Aslen Girit göçmeni ‘muhacir’ bir aileden gelen Rahmi Bey, Kırkağaç’ın Öveçli köyündeki zeytinlerini toplayıp sıkıyor ve yağını genelde büyük işletmelere satıyordu. O da nihayet kendi markasıyla zeytinyağlarını piyasaya sürmeye karar verdi.
Aslında, Edremit çeşidi ancak Kırkağaç’ın kendine özgü doğasında yetişen ağaçlarının ‘yağlık’ zeytininden güzel yağlar çıkarıyor. Bunlar arasında erken hasat 0.5 asitli bir sızması var ki, gerçekten denemeye değer. Rengi, kokusu, aroması, kıvamı ve hafif biberli tadı pek güzel.
Rahmi Ok’un, dedesi Mehmet Ali Bey’in isminin baş harflerini vererek ‘M.A. Ok’ markasıyla pazara sunduğu bu lezzetli zeytinyağının kilosu, nakliye alıcıya ait, 8 TL. Günümüzde kargo ücretleri artık atla deve olmadığından, bence çok da hesaplı. Rahmi Ok’u kutlarım. (Öveçli Köyü, Kırkağaç-Manisa Tel: 0236 588 29 66 Cep: 0532 654 11 96)

Jale Türk Mutfağı

Ankara’ya her gelişimde, bir zamanlar Kavaklıdere semtinde yaşarken sık geçtiğim Tunalı Hilmi ve Tunus caddeleri ve onlara açılan sevimli sokaklarda, bir nostalji turuna çıkmadan da yapamam. Doğru, çevre çok değişti, renklendi. İki-üç katlı evlerin yerini koca binalar aldı, yeni yerler açıldı. Ama kimi yerler de, söz gelimi Şekerci Ali Uzun’a komşu dönerci dükkanı gibi, kapanıp gitti.
Bülten Sokak’taki Derman Manavı ise dimdik ayakta. Manavın karşısına düşen Jale Türk Mutfağı’na da Ankara’ya bir önceki gelişimde gözüm takılmıştı. Ama bir yemek sonrası, yani tok karnına... Hazır yeniden Ankara’dayken, bu kez doğruca Jale Hanım’ın oğlu Ediz Musabaşoğlu ile birlikte kurdukları bu pırıl pırıl mekanın kapısından içeri girdim.

Türk mutfağı sunsa da, dekoru, sandalye ve masaları ve sofra düzeni ile çok şık bir lokanta burası. Tezgahta günün yemekleri görücüye çıkmış. Jale Hanım’ın başaşçı olduğu mutfakta sadece hanım aşçılar görevli. Tipik bir ev yemekleri ortamındayız yani. Eh, çevreden çok söz ettik, şimdi biraz da bir şeyler yiyelim, tadına bakalım değil mi? Önce, ekşili nohutlu sulu köfteyle başlıyorum; pek de lezzetliymiş. Taze pırasa kavurmasından da tadalım; hiç fena değil.
Dayanamadım bir adet de zeytinyağlı lahana sarmasını göçürdüm. Malzemesi, tadı, tuzu yerinde. Ne gevşek ne de tıkız; gerçekten beğendim. Tabii, zeytinyağlı yer elmasının da birkaç çatal olsun, hatırını sormadan geçemedim. Jale Hanım’ın ellerine sağlık! Dileyen, çiftlik kebabı, mantarlı soslu tavuk biftek ya da yumurtalı ıspanak mıhlamadan gider, zeytinyağlı pırasa ister. Tatlılar listesi de zengin; erik kompostosu da var, elma tatlısı da. Ben yemeğimi aşure ile noktalıyorum: Az ve öz malzemeden, kıvamı kusursuz. Eh müessesenin ikramı sade kahvemize de hayır diyecek halimiz yok.

Bu denli özenli bir mekan ve servise karşın, fiyatlar uçmuyor, çok da ucuz değil ama: Çorbalar 4.5, salatalar 3.5-5; pilav 4.5, kuru fasulye 6.5, etli yemekler 9.5-15; zeytinyağlılar 6-7; komposto ve tatlılar 3.5-6 TL arası.
Jale Hanım ve oğlu Ediz’in konuklarına özel ilgi, sevgi ve saygıları da cabası. Jale’nin Cinnah Caddesi üzerinde şirin ve özenli bir şubesi daha var. Paket servisinin dışında, sipariş üzerine evlerde de ikramlık sofra kuruyorlarmış, hem de özel indirimli fiyatlarla. Öğlenleri hafif bir şeyler atıştırmanın, akşamları eğlence ağırlıklı mekanlarda yemek yemenin ya da bir kebapçıya gitmenin ağır bastığı modern kent yaşamında, Türk mutfağı sunmak kolay iş değil. Musabaşoğullarını kutluyorum. (Tunus Cad. Bülten Sok. No: 1/C, Kavaklıdere-Ankara Tel: 0312 466 10 17)