Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Ramazan nasıl geçiyor?

Salı, 25 Ağustos 2009 - 10:03

Normal zamanda çok kalabalık oluyor, Ramazanın tenhalığından istifade ederek pazar sabahını Yıldız Parkı’nda geçirmeye karar verdik. Hava çok güzel, ortalık sakin. Sahura kalkmış olanlar henüz uyurken biz de kahvaltımızı yaparız. Havuzun önündeki Çadır Köşkü’ne gittik. Köşkler içinde en güzel manzara burada. Ramazan dolayısıyla açık büfe yokmuş, moralimizi bozmadık, birer kahvaltı tabağı istedik, o da güzel. Asırlık ağaçlar altında Boğaz’a karşı, sessiz, sakin, keyifli bir pazar sabahı vaat ediyor durum. Ne ki mutluluğun fazlası, fazla geliyor! Bir görevlinin gelip emirler vermesiyle garsonlar hareketlendi, iskemleler çekilmeye, masalar birleştirilmeye başlandı. Bir garç gurç sesi ki, aman Allah! Bahçenin öbür ucuna kaçtık ama kahvaltımız bitene kadar bahçenin yarısından fazlası gürültü patırtı içinde yeni bir düzene sokulmuştu bile. Kovulmadan kalktık, çünkü masalar iskemleler düğün yemeği gibi giydiriliyor, hummalı hazırlık devam ediyordu. Meğer akşama AK Parti Beşiktaş İlçesi’nin 400 kişilik iftar yemeği varmış! Saat sekizdeki iftarın sofrası kahvaltıda mı hazırlanmaya başlar? Biz de müşteriyiz ve huzurumuz kaçıyor ama ne önemi var, sonuç olarak burayı AKP’li belediye işletiyor ve AKP ilçesinin iftar daveti daha önemli! Her şeye rağmen park güzeldi, manzara güzeldi, İstanbul güzeldi ve ilerleyen saatlerde giderek kalabalıklaşan İstanbullular, havuz kenarına oturmuş yiyip içiyordu, karamsar olmak için şimdilik, ciddi bir neden yoktu!

Kahvaltı tabağıyla tatmin olmayıp kızarmış patatesinin yanına ille de bira isteyen ve böyle güzel bir yerde niye olmadığına bir türlü aklı basmayan “Alman” arkadaşıma bize kahvaltı verdiklerine şükretmesi gerektiğini ise anlatamadım!

ÜSKÜDAR’DA ÖZEL SEKTÖR FARKI

Akşam üstünü annemle İstanbul’un en güzel sahillerinden birinde, Salacak’da geçirdim. Güneşin batışına yakın denize karşı manzarayı
seyrederek kahve içtik. Kırmızı koltuklu, sevimli ve şık bir kahvede oturduk. Çok güneş alan masalar dışında hemen her yer doluydu. İftara
yarım saat kala boş yerleri rezervasyon yaptıranlar için hazırlamaya başladılar. Çok zengin iftar mönüsü sadece 25 liraydı. Bir başka akşam buraya iftara misafir davet etmeye karar verdik! İstanbul güzeldi ve karamsar olmak için ciddi bir neden yoktu! Ha burada da bira yoktu, ama hemen yanındaki restoranda olduğunu söylediler.

ÇYDD’Lİ KIZLAR VE APO

Pazar günlerinin en büyük keyfi bol bol gazete okumaktır. Güzel bir yaz günü ve ramazan olmasına karşın gündem ağırdı, Apo’nun ipe sapa gelmez megaloman açıklamaları, daha akıllıca olmayan Ergenekon hikayeleri, fişlemeler, iddianameler, cinayetler ve insanı çileden çıkaran bir sürü irili ufaklı haber. Bu haberlerin etrafında tamamen ikiye bölünmüş ve tuttukları tarafta birbirine inanmadan duran ve karşısındakini yaralayan bir toplum, ağızlarından çıkanı kulakları duymadan salvo atış yapan siyasetçiler ve daha okumadan ne diyeceğini bildiğimiz yazarlar. Hasan Cemal’e göz attım, Ergenekon davasının ciddiyetine ve Başbakan Erdoğan’a bile suikast düzenlendiğine ilişkin iddialara mutlaka inanmamızı istiyor. Ergenekon savcılarının iddialarını ciddiye alıp inanmak için onların da biraz ciddi işler yapmaları gerekmiyor mu,
mesela ÇYDD’nin, yaşları 11’le 17 arasında değişen çoğu kız, on binlerce burslu öğrencisini PKK’lı oldukları şüphesiyle fişlememek gibi!
Üstelik de PKK’nın elebaşı, idamla yargılanıp hüküm giymiş, otuz bin kişinin katili “Sayın” Öcalan’ın “Kürt açılımı” için muhatap alınmasının gündemde olduğu bir dönemde! Bir yandan dağdakini indirip affetmeye hazırlan, bir yandan küçük kızları içeri tıkmaya? Başbakana suikasti ise beyninde ciddi bir hasar olan ve hafıza kaybı yaşayan Şahin ve özel timleri yapacakmış, bir numara da zaten Yalçın Küçük’müş. Bunu mu ciddiye alalım? Tarantino’nun “Şerefsiz Piçleri’nde tarihi yeniden yazmasını ciddiye almak daha mantıklı, hiç olmazsa katıla katıla gülüyorsun!
Ergenekon’dan tutuklu insanlar içeride ölür ve hastalanırken, dünyaca ünlü doktorlar, bilim adamları, gazeteciler aylarca mahkemeye
çıkmadan hapis yatarken pek gülemiyorsun.

APO KAVGASI

Bir pazar böyle geçti, bir pazartesi yine Ergenekon davası ve Apo kavgasıyla başladı, düzey de “Niye asmadın, ip mi bulamadın, dağda uluyorsan şehirde de uluyacaksın!” düzeyinde! Baykal ise baktı ki anlamıyorlar tekrar etti: “İçinde ne olduğunu bilmediğim açılımı  desteklemem. Keşke MGK da desteklemeseydi, keşke aydınlar da desteklemese, çünkü o desteklerle yürüyorlar.” İyi de pazarlık devam ediyor, hükümet de bilmiyor ki nereye kadar gidecek? Evet, yazmaya elimin varmadığı düzeyde laflar, konular, ama hafta içinde elbette de yazacağım!